1. YAZARLAR

  2. Halis AÇAR

  3. Öcalan ve Elçileri Oyunun Bir Parçasıdır.
Halis AÇAR

Halis AÇAR

Halis AÇAR
Yazarın Tüm Yazıları >

Öcalan ve Elçileri Oyunun Bir Parçasıdır.

A+A-

 

Avukatlar ve Öcalan yaptıkları16 Ekim tarihli basın açıklamasında net bir hedef saptayıp görev bölümü yapmış gibi gözüküyorlar.

Dikkat edilirse 16 ekim tarihli basın açıklaması birer gün arayla kamuoyuna duyuruldu .

Öcalanın imralıda yaptığı basın açıklamalarını bir gün sonra bütün dünyaya dağıtan ANF adlı haber ajansı ilk gün Avukatların müvekkilerine işkence yapıldığı duyurusunu alelacele ve vurucu başlıklarla duyurdu. başlık "FLASH - İmralı Cezaevi'nde Öcalan'a saldırı "şeklindeydi.

Avukatlar müvekkilerine işkence yapıldığını ve ölümle tehdit edildiğini açıkladılar ."İmralı Cezaevi'nde bulunan müvekkilimizin odası, "arama yapacağız" bahanesiyle görevlilerce dağıtılmıştır. Müvekkilin bu duruma itirazı üzerine kendisine, "Sus, sen konuşamazsın, bir kelime bile konuşma hakkın yok" denilmiş, akabinde iki görevli kollarına girerek, müvekkil yan odaya götürülmüş, bir görevli de arkadan sırtına bastırmak suretiyle yere çökmesine yol açmışlardır. Müvekkilimiz bu durum karşısında, "bu uygulamadansa beni öldürün daha iyi" demesi üzerine bir görevli "Ona da sıra gelecek" şeklinde açık tehditte bulunmuştur."

Bunun üzerine Türkiye , Kürdistan ve Avrupada bulunan ve PKK ile bağları bulunan bütün kurumlar sanki bu açıklamayı beklermiş gibi kitleleri harekete geçirecek ajitasyona dayalı çağrılar yaptılar.DTP bu konuda en aktif olan kurumdu

Kürdistan dahil dünyanın her yerinde sivil Türk kurumları potansiyel düşman ilan edildi. Avrupada bakkallar yada kahveler molotoflandı .

Türkiyenin büyük kentleri ve Bazı Kürd illerinde hakeza benzeri eylemlilikler hayata geçirildi hala kısmen devam ediyor.

Aynı günlerde Ergenekon ile ilgili bir iki güdük basın açıklaması dışında hiç bir tepki vermeyen DTP mitingler yapma çağrısı yaptı .

Yine ilginçtir DTP`nin Ergenekon karşıtı mitinglerinin veya kitlesel boy göstermesinin olmadığı tek yer mahkemenin görüldüğü Silivriydi.

***

Çokça vurgulandığı için kısa satır başlarıyla belirteyim. Son kitlesel sokak eylemlilikleri , yakma yıkma tehdit ve şantajların hedefi .

1)Büyük oranda TSK ve Öcalan ortaklığının derin izlerini taşıyan Ergenekon Terör örgütü davasını gölgelemek / gündemden düşürmek.

2)Yaklaşan yerel seçimlerde özellikle Kürdistan`da yaşayan Kürdlerin hiçte yabancısı olmadığı korku , panik ve çifte baskı sürecini yeniden hayata geçirmek TSK ve DTP`nin birincil hedefi durumunda olan AKP`nin Diyarbakır ve diğer Kürd illerinde seçimlere yönelik çıkışını engellemek.

3) Kürd sorununda olası Demokratik açılımların önüne geçmek özellikle Güney Kürdistan faktörünün bu sürece müdahalesini engellemek vede AB yolculuğunu baltalamak.

***

Bütün işlerliği TSK`nin kontrolünde olan Türk Adalet bakanlığının bile TSK`den izinsiz ziyaret edemeyeceği İmralıda eğer Öcalana bir saldırı olmuşsa bunun birincil derecede sorumlusu TSK ve Genelkurmaydır.

Bütün bu eylemler boyunca TSK ve Genelkurmay başkanlığına karşı DTP . KCK vede diğer PKK orijinli kurumların tek eylemi , basın açıklaması yada söylemi olmadı . Karayılan , Kalkan ve B.Erdal ın açıklamalarında ise açıklamaların(tehditlerin) kücük bir bölümü TSK`ye geri kalan büyük bölümü ise AKP ve onun genel başkanına ayrılmıştı.

Kısaca belirtelimki imralıda Öcalana saldırı feryatları gerçeği yansıtmıyor.

Gelin bu konuyla ilgili biraz egzersiz yapalım.

1 Mart 2008 tarihli basın açıklamasında öcalan`ın zehirlendiği yalanını ortaya atan bu çevre CPT`nin İmralıda konuyla ilgili yaptığı araştırma sonucu 5.Mart 2008 de yaptığı açıklamayla yalanların belgelendiği gün seslerini kestiler.

Bir süre sonra bu kezde bilinen kıl meselesi gündeme getirildi 14 Temmuz 2008 tarihli basın açıklamasında kamuoyuna yapılan duyuru söyleydi ."Saçlarımı kazıttılar. Devlet, bunun ile ‘biz istediğimiz zaman seni kontrolde tutarız, istediğimizi yaparız, sen bizim elimizdesin, yirmi dört saat kontrolümüzdesin’ mesajını veriyor. Benim elimde İmralı yönetmeliği var, diğer cezaevi yönetmelikleri var. Yaptıkları saç kesme bunlara aykırıdır. Tabii bu yaptıkları siyasidir. ‘Bunu yapmamanız lazım,’ dedim. Onlar da ‘biz saçınızı kesmek zorundayız,’ dediler. Bu durum buradaki yetkilileri aşan bir durumdur. Emir en tepeden geliyor."

Burada duralım garip bir durum söz konusu.

Bir an düsünelim birileri zorla sizin saçınızı kazıyor diğer yandanda birileri sizin tutuklu bulunduğunuz odada arama yapacağını belirtiyor bu durumda hangi yönelime karşı direnirsiniz ve bu direnişi kırmak için size zor uygulanır , hangisinde şiddetin dozu fazla olur.?

Benim yanıtım saçımın zorla kazıtılması olur.saçımın zorla kazıtılması için birilerinin şidettin dozunu arttırarak bana işkence etmesi gerekiyor ki bunun örneklerini bir çoğumuz 12 Eylül zindanlarında yaşadık.

İlginçlikler devam ediyor.

Ölümle tehdit edilen , saldırıya uğrayan ve işkence gören aynı Öcalan aynı gün aynı avukatlara yaptığı açıklamalarda konuyla ilgili tek kelime etmiyor AKP ye yönelik malum saptamalarını yapıyor.

Mustafa Kemali yine göklere çıkarıyor ve yine kadınlara özel selamlarını gönderiyor.

Oysa daha önceki basın açıklamalarına bakıldığında zehirlenme ve saç kazıtma başta olmak üzere bu ve benzeri açıklamaları açıklama metninin içindeydi.

Bu satırlar kaleme alındığı saatlerde avukatlar imralıdan döneli bir gün olmuş ve henüz basın açıklaması redekte edilmemiş olsa gerekki kamuoyu Öcalanın Kemalizmi kutsayan açıklamalarından mahrumç

Ancak avukatlar bu kezde Öcalana psikolojik baskıdan dem vuruyorlar yanı anlaşılan Kürdistanda , Türkiyede vede Avrupada yakma yıkma , tutuklanma , yaralanma 13-14 yaşındaki çocukların tutuklanması , Kürd insanlarının joplanması . öldürülmesi yeterli görülmüyor .

Oyun acımasızca sürdürülüyor ve insanlarımız zulüm altındadır...

selamlar

nasname.com

Önceki ve Sonraki Yazılar