1. YAZARLAR

  2. Fehim TAŞTEKİN

  3. Obama'nın "Zor" Oyunu
Fehim TAŞTEKİN

Fehim TAŞTEKİN

Fehim TAŞTEKİN
Yazarın Tüm Yazıları >

Obama'nın "Zor" Oyunu

A+A-

 

      ABD ve Rusya, Suriye’de ne yapmaya çalışıyor? İki küresel güç bir yandan krizin askerileşmesine yönelik manevralara girişirken diğer yandan Esad rejimi ile muhalifleri uluslararası konferansta buluşturmak üzere anlaşıyor. İşin esprisi şu: Gücün dili diplomasinin diline güç veriyor. ABD de, Rusya da kafalarındaki ‘siyasi çözümü’ zorlamak için masaya oturmadan önceki son darbenin belirleyici olduğunu biliyor.

     ABD muhaliflere doğrudan silah temin etme seçeneğini dillendirince Rusya da geçen hafta Moskova ziyareti sırasında Dışişleri Bakanı John Kerry ile Suriye’ye S-300 füze sistemi göndereceği bilgisini paylaştı. Güya ABD, Esad güçlerince kimyasal silah kullanıldığı iddiasıyla Rusya’yı geri adıma zorlayacaktı ama BM Bağımsız Suriye Soruşturma Komisyonu’nun ‘Doğrucu Davut’u Carla Del Ponte afallamış halde “Suriye’de ilk bulgulara göre kimyasal silahı muhalifler kullandı” diyerek oyunu bozdu. Sonuçta Washington, Rusya’nın dediğine gelip dümeni yeniden Cenevre Mutabakatı’na kırdı. Bölge liderleriyle görüşmeye hazırlanan Barack Obama’nın hazirana, Suriye politikasında dramatik bir değişiklik yaparak gireceğini uman müdahaleci taraf biraz hayal kırıklığına uğradı.

      Kim kimi temsil edecek?

     30 Haziran’da Cenevre’de kabul edilen ve ‘siyasi geçiş hükümeti’ kurulmasını içeren anlaşmayla ilgili ilerleme sağlanamamasının nedeni Esad’ın kaderine dair hanenin boş bırakılmasıydı. ABD anlaşmayı ‘Esad’a gidiş bileti’ sayarken Rusya “Esad’ın görevi bırakması şart değil” diyordu. Şimdi ABD mini bir çarkla Esad’ın gidişini ‘önkoşul değil sürecin bir neticesi’ olarak görüyor. Rusya da ufak bir ayarla “Kişilerin değil Suriye halkının kaderiyle ilgileniyoruz” havasında. “Esad geçiş hükümetinin bir unsuru olmayacak” diyen Kerry’deki bulanıklığı Türk vecizesine havale edelim: “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”

      ABD ile Rusya’yı birbirine yakınlaştıran yeni süreçte her şey yolunda mı, hayır. Yeni kriz konferansta taraftarı kimin temsil edeceği noktasında düğümleniyor. Rusya, ABD’nin tanıdığı Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) dışında silahla rejim değiştirme stratejisini reddeden muhaliflerin de katılmasını istiyor. İkinci sorun tarafların nasıl ikna edileceği noktasında düğümleniyor.

     Muhalifler de ikna edilmeli

     Suriye’nin ilk tepkisi olumlu ama koşullar netleşince ipe un serebilir. Sadece Şam’ın değil muhaliflerin de ikna edilmesi gerekiyor. SMDK “Önce Esad gitmeli” şartında ısrarcı. Esad’ın gitmesini de kâfi görmeyen Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ise daha keskin ama aynı zamanda ihtiyatlı: “Rejimin adamlarının olduğu masada biz olmayabiliriz.” SMDK başkanlığını bölge ülkelerinin Suriyelilerin iradesini hiçe sayan müdahaleleri ve geçici başbakan seçimi yüzünden bırakan Muaz el Hatib ise El Cezire’ye Esad’la müzakereye açık olduğunu söyledi. Sadece muhalefet değil bölgesel destekçilerinin de barış masasına ikna edilmesi gerekiyor. Belli ki Esad’ın ikna edilmesi konusunda Obama, Rusya’nın nüfuzuna güveniyor. Fakat Rus etkisinin yüzde 100 garantisi yok. Burada Kommersant yazarı Sergey Strokan’ın şu uyarısı kaydadeğer: “Moskova’nın Suriye rejimi üzerindeki etkisi oldukça sınırlı.”

     Potansiyel sorunlar

     Sahada üstün gelmeye başlayan, son olarak muhalifleri Kusayr’da kuşatan ve Dera-Şam yolunu ulaşıma açan ordu güven tazelemişken Esad’ın vereceği taviz sadece muhalefetin belli unsurlarını yönetime ortak etmekle sınırlı kalabilir. Bir başka handikap ABD’nin İran’ı süreçten dışlaması. Cenevre Mutabakatı’na destek veren İran’ın barış sürecine ortak edilmesi Şam üzerindeki baskıyı arttırabilir. Obama’nın eninde sonunda İran’ı oyuna dahil edebileceği ihtimali de dışlanmıyor.

     Bütün bu faktörler nedeniyle çift yönlü stratejiyle yürüyen ABD’nin, siyasi çözüm üzerinde çalışırken Esad rejimini masaya zorlayacak koşulları yaratmak için uğraşmaya devam etmesi büyük olasılık. ABD, bir süredir Nusra gibi radikal unsurları tecrit etme görevi verilen Selim İdris üzerinden yol almaya çalışıyor. İdris’in silahlı unsurları kontrol edebildiğini görürse ‘İsrail’i tehdit etmeyecek’ çaptaki silahlarla ÖSO lehine dengeleri değiştirebilir. ABD’nin eski Şam Büyükelçisi Robert Ford geçen hafta Türkiye’den Halep’e gidip askeri kanadı yokladı. Ford’un sunacağı rapor istikameti belirleyebilir.

     Erdoğan’dan beklenen

     Bu süreçte Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Obama ile Beyaz Saray randevusu da önemli. Erdoğan muhtemel ki Reyhanlı’daki saldırıları hatırlatıp “Suriye meselesini tez elden halledelim yoksa ateş ülkemi sarıyor” diyecek ve ‘uçuşa yasak bölge’ oluşturulmasını isteyecek. Tabii, her türlü ihtimale açık Reyhanlı olayı tersinden de kullanılabilecek bir koz. Nitekim Rusya-Duma Dış İlişkiler Komisyon Başkanı Aleksey Puşkov “Arkasında barış konferansını engellemek ve askeri operasyonu öne çekmek isteyenler var” iddiasında bulundu. Washington Post yazarı David Ignatius’a göre, Obama da ılımlı unsurlar üzerinden kurgulanan planın yürüyebilmesi için ABD’nin terör örgütü listesine aldığı Nusra gibi ‘cihatçı’ grupların Türkiye sınırlarından beslenmesinin önlenmesini isteyecek. Ignatius’un yazısı ABD-Rusya uzlaşından önceydi. Haliyle Obama siyasi çözümde kararlıysa taleplerine Türkiye’nin Cenevre sürecine destek vermesini de ekleyecek.

     Siyasi çözüm bir ölçüde Türkiye’nin silah zoruyla rejim devirmeye kilitlenmiş politikasını değiştirmesine bağlı. Mevcut koşullarda uçuşa yasak bölge beklentisinin karşılık bulması da zor. ABD’li yetkililer, ‘uçuşa yasak bölge’ ya da ‘güvenli bölge’nin tam teşekküllü bir askeri operasyonu gerektirdiğinin altını çiziyor. Pentagon’un hesaplarına göre Suriye’nin hava savunma kapasitesi Libya’yı beşe katlıyor. Bu yüzden Obama, son alarak Senatör Robert Menendez’in muhaliflere silah verilmesini öngören tasarısıyla baskılansa da temkini elden bırakmıyor. Muhalifleri silahlandırma seçeneği öne çıktığı sürece Rusya’nın da Esad’a kalkan olan duruşunu değiştirmesi zor. Silaha karşı silah çıkmaz sokak.

     Erdoğan için ‘A’ tipi protokol


     Başbakan Tayyip Erdoğan, 16 Mayıs’ta Washington’a yapacağı ziyaret kapsamında ‘A’ tipi protokolle ağırlanacak. Havaalanı ve Beyaz Saray’da 2 farklı askeri törenle karşılanacak Erdoğan, önem verilen konukların ağırlandığı Blair House’da konaklayacak. IMF’ye son borç taksitinin 14 Mayıs’ta ödenecek olması dolayısıyla, ilk kez borçlu olmadan gidilen ABD’ye ekonomik çıkarma yapılacak. Erdoğan’a Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, AB Bakanı Egemen Bağış’ın yanı sıra iş dünyasından 90 kişilik heyet eşlik edecek. Obama Oval Ofis’te baş başa ve heyetlerarası görüşmeler için geniş zaman ayırdı. Görüşmelerin ardından Erdoğan onuruna akşam yemeği verilecek. Yemekte görüşmelerde alınan kararlar ve gelinen nokta detaylı ele alınacak. Dışişleri Bakanı John Kerry de Davutoğlu’nu eşzamanlı ağırlayacak. Görüşmelerin odağında Suriye ve ekonomik meseleler olacak. {ANKARA/AA}

     Ölü sayısı 82 bini buldu

 

     Suriye’nin başkenti Şam’da Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Mezze bölgesine dün altı havan topu atılırken Mart 2011’den bu yana çatışmalarda ölenlerin sayısının 80 bini aştığı belirtildi. Muhalif Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre bugüne kadar 82 bin 257 kişi öldü. Bunlardan 34 bin 473’ü sivil, 4 bin 788’i çocuk ve 3 bin 49’u kadın. ‘Yermuk Şehitleri Tugayı’ da Golan’da kaçırdığı 4 BM barış gücü askerini dün bıraktı.

     RADİKAL

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.