1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. O fotoğrafın verdiği mesaj
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

O fotoğrafın verdiği mesaj

A+A-

Sürprizler günüydü.

23 Nisan özel oturumunu izlemek üzere Meclis'e adım attığım sırada, ezber bozan Ermeni açıklaması geldi.

İmparatorluk bakiyesi üzerine kurulu Türkiye Cumhuriyeti, kendi vatandaşlarının yaşadığı acıdan dolayı taziyelerini bildiriyordu.

Bu bir ilkti ve bunu Başbakan yapıyordu.

Hangi Başbakan.

Gözyaşları içinde Dersim'den özür dileyen Başbakan.

Gözyaşları içinde yaşı büyüttürülerek asılan solcu Erdal Eren'in, ülkücü Mustafa Pehlİvanoğlu'nun acılarını paylaşan Başbakan.

Kafamda bu düşünceler uçuşarak şeref salonuna indim.

Yabancı ülke büyükelçileri karşılanıyor, bakanlar hızlı adımlarla Genel Kurul'a yetişmeye çalışıyor, milletvekilleri salonda yerlerini alıyorlardı.

Kendi aramızda Başbakan mı önce gelecek, Cumhurbaşkanı mı diye laflıyorduk.

Önce Cumhurbaşkanlığı ekibi geldi.

Cumhurbaşkanı geliyor diye kapıya doğru yöneldik.

Tam o sırada Başbakan ile Gül yan yana şeref salonuna girdiler.

Çok doğal bir şekilde sohbet ediyorlardı.

Cumhurbaşkanı Gül, gülümsüyordu. Neşeli bir halleri vardı. Bizim olduğumuz bölümün önünden geçip, Genel Kurul salonunun kapısına geldiler.

Meclis Başkanı Cemil Çiçek, Genel Kurul salonunun kapısında Cumhurbaşkanı'nı karşıladı. Birlikte içeriye geçtiler.

23 Nisan özel oturumu başladı.

Tayyip Bey, paralel devletin milli iradeye karşı giriştiği 17 Aralık darbe girişimini gündeme getirdi. Devleti yönetenlerin ve Dışişleri Bakanlığı'nın dinlenilmesi konusuna değindi.

Kılıçdaroğlu ise sanki konuştuğu kürsünün hemen arkasında, 'Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir' diye yazmıyor gibi 'Ulusal egemenlik, sandıktan çıkan oy sayısına bağlı bir kavram değildir' dedi.

Bu kafa sandığı küçümseyen kafadır. Bu kafa, 'Demokrasi sadece sandık değildir' diyen kafadır. Bu kafa, 'Cici demokrasi, sandıksal demokrasi' diye milli iradeyi küçümseyen kafadır.

Bunların sandıkla, ulusal egemenlikle, milli iradeyle dertleri ne anlamış değilim.

Hem milli iradeyi küçümseyeceksin, hem 'Sandıksal demokrasi' nutukları çekeceksin hem de gidip milletten destek isteyeceksin.

Sandıksal demokrasi olmaz diyorsun, sandık olmazsa demokrasi nasıl olacak?

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasını dinlerken diğer yandan da Ermeni meleşesinde bir dönem noktasına işaret eden Başbakanlık açıklamasını hikayesini öğrenmeye çalışıyordum.

Üzerinde çalışılmış. Siyasi irade talimat verince Başbakan'ın konuşmasını yazan ekip açıklamayı kaleme almış. Resmi ve diplomatik bir açıklama olmasının ötesinde, samimi duyguları da yansıtan, düşüncelerin kelimelerle ete kemiğe büründürüldüğü metin ortaya çıkmış.

Ben tam, 'Demek ki, açıklama böyle ortaya çıkmış' derken oturum bitti Başbakan Erdoğan kulise çıktı. Hemen etrafını sardık tabii. Sorular birbiri ardına geldi. Kimi mektubu sordu, kimi Cumhurbaşkanlığı seçimini.

Soru-cevap faslı bitince Başbakan ile kısa bir müddet birlikte yürüdük.

'Fotoğraf çok iyi oldu' dedim.

'Hangi fotoğraf' diye sordu.

'Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte gelerek verdiğiniz fotoğraf' dedim.

'Tabii biz her zaman öyleyiz' diye karşılık verdi.

'Cumhurbaşkanlığı seçiminin olduğu bir sırada Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte fotoğraf vermeniz müthiş oldu' diye mukabele ettim.

'Gayet tabii yahu aramızda bir şey yok' dedi.

Başbakan'la görüşmeden sonra o fotoğrafın hikayesini araştırdım. Cumhurbaşkanı ile Başbakan, Meclis'e birlikte gitmek için önceden görüşmüşler mi, ekipleri bunun için çalışmış mı sorusuna cevap aradım.

Tamamen doğal olarak gelişmiş. Hatta Cumhurbaşkanı'nın ekibi önceden geldiği için, onlar Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın birlikte geldiklerini bizden öğrendiler.

Zaten o karedeki samimiyette buradan kaynaklanıyor.

Evet dün verilen fotoğraf önemliydi.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde, samimi bir şekilde sergilenen birlik ve beraberlik görüntüsü, o kareye sığmayacak kadar anlamlıydı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde Gül ile Erdoğan arasında bir kriz çıkar mı diye ellerini ovuşturarak bekleyenlere verilmiş bir cevaptı.

Daha da ötesi, Abdullah Gül de Tayyip Bey de en önemli değerlerimizdir diyen bizim mahalleye ise 'Gönlünüzü rahat tutun. Biz fitneye izin vermeyiz. Siz bizden dualarınızı eksik etmeyin' mesajıydı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.