1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. ''Normalleşmenin Şartı Vize''
''Normalleşmenin Şartı Vize''

''Normalleşmenin Şartı Vize''

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın yaptığı basın açıklamasında, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

A+A-

Basın mensuplarının 'partili cumhurbaşkanlığı' sorusuna Kalın, 'YSK'nın kesin sonuçları açıklamasından sonra sayın Cumhurbaşkanımız bir üyelik başvurusu yapacaktır' cevabı verdi.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın yaptığı basın açıklamasında, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Basın mensuplarının 'partili cumhurbaşkanlığı' sorusuna Kalın, 'YSK'nın kesin sonuçları açıklamasından sonra sayın Cumhurbaşkanımız bir üyelik başvurusu yapacaktır' cevabı verdi.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın'ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Özellikle referandum sürecinde ve hemen ardından Avrupa'da bazı çevrelerde yapılan değerlendirmeler oldu. Türkiye'nin nasıl bölündüğüne dair yanlış tespit ve okumaları oldu. Batı demokrasilerinde yapılan seçimlere baktığımızda yüzde 50'leri, 60'ları görüyoruz. Biz hiçbir zaman "Bu katılım çok düşük" yaklaşımında olmadık, hep saygılı olduk. Aynı saygıyı Batılılardan beklemek de hakkımız. Fransa'da dün yapılan seçimlerde çok parçalı bir yapıyı ortaya koydu. Biz de kalkıp "bölünmüşlüğü" ortaya koyarak birtakım değerlendirmeler mi yapalım? Biz bunlara tevessül etmiyoruz.

'Cumhurbaşkanımıza suikast girişimi çağrısı yapmak gibi hazin bir olayı gözlemlemekteyiz'

Bir siyasinin sayın Cumhurbaşkanımıza suikast girişimi çağrısı yapmak gibi hazin bir olayı gözlemlemekteyiz. Bunlar Erdoğan düşmanlığı üzerinden düşmanlık yapan bazı çevre, siyasilerin ve onlara payanda olan PKK, FETÖ gibi düşmanların yazdığı senaryoyu tekrarlamaktan ibarettir. Bu tür şeylerin sıradanlaşmasına ve normalleşmesine asla izin vermeyeceğiz. Çünkü bu başka bir şeylerin zeminini hazırlama gayretidir. Bunlar siyasi analiz, yorum değildir, başka bir planın parçası olarak gündeme getirilen konulardır. Biz demokrasi adına, milli irade adına, ahlak ve vicdan adına bu faşizan yaklaşımların normal ve meşru görülmemesi için elimizden gelen bütün imkanları seferber edeceğiz ve bu tür söylemlere müsamaha etmeyeceğiz.

'1915 olayları olarak bilinen hadiselere hep, 'Bir ortak acı ve adil hafıza' perspektifinden baktık'

Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın Ermeni Patrikhanesine yolladığı bir mesaj oldu. Sayın Patrik vekili Aram Ateşyan tarafından da bu mesaj kilisede yapılan ayinde bulunan Ermeni vatandaşlarımızla da paylaşıldı. Biz, 1915 olayları olarak bilinen hadiselere hep, 'Bir ortak acı ve adil hafıza' perspektifinden baktığımızı ifade ettik. Yine bu çerçevede sayın Cumhurbaşkanımızın yayınladığı mesajdan bir iki cümleyi sizinle paylaşmak istiyorum; Bölgenin iki kadim toplumu olarak Türkler ve Ermeniler bin yıldır omuz omuza yaşadıkları bu coğrafyada, ortak bir tarihi ve kültürü paylaşmıştır. Ermeni toplumu, gerek Osmanlı İmparatorluğu gerek Cumhuriyetimizin yüz yıla yaklaşan geçmişinde çok kıymetli evlatlar yetiştirerek ülkemizin gelişiminde büyük katkılarda bulunmuşlardır. Dün olduğu gibi bugün de Ermeniler, ülkemizin eşit ve hür vatandaşları olarak sosyal, siyasi ve ticari hayatımızın her alanında önemli roller üstlenmektedir.

1960'a kadar Türkiye'de Cumhurbaşkanları siyasi üye olmuşlardır. YSK'nın kesin sonuçları açıklamasından sonra sayın Cumhurbaşkanımızın bir üyelik başvurusu yapacaktır.

'Avrupa ile ilişkiler'

Avrupa ile ilişkilerde son dönemde bir akıl tutulması yaşanıyor. Son dönemde Türkiye ve Erdoğan karşıtlığının bir ivme kazanması bizim de üzerinde hasssayetle durduğumuz bir konu. Avrupa her şeyden önce kendi değerleriyle çelişmektedir. Zaman zaman Erdoğan düşmanlığı üzerinden siyaset yapanların birtakım kehanetler de bulunduğunu görüyoruz. Bazı Batılı aydınlar, siyasetçiler bir şeylerin sonunu ilan ettiklerini görüyoruz. Dinin, siyasetin sonunu ilan etmeler vs. Bir son ilan etme alışkanlığını görüyoruz. Türkiye'de de bir şeylerin sonunun geldiğine dair açıklamalar geliyor. Şunu bilsinler ki, bizim için her şey yeni başlıyor.Tayyip Erdoğan'ın bileğini bükemedikleri için algı operasyonu yaparak suikast gibi bu söylemleri normalleştirmeye çalışıyorlar. Burada da hezimete uğrayacaklarını çok açık bir şekilde söyleyebiliriz. 

Biz AB ile iyi ilişkiler içinde olmak istiyoruz. Avrupa'nın buyruklar yayınlayıp Türkiye'nin kabul etmesi gibi alışkanlıkların geçmişte kaldığını bilmeleri gerekmektedir. Ortaklığın tanımı da budur. Birileri Avrupa'dan Türkiye'ye parmak sallayarak hiza veremez. Bunu herhalde anlamış olmalıdırlar. Türkiye hiyerarşik dayatmaları asla kabul etmez. 

Fasılları açacak olan AB'dir. Mültecilere 3 milyar yardım gönderme teklifini gönderen Avrupa'dır. Şu anki rakamlara baktığımızda 1,5 milyar eurosu sözleşmeye bağlanmış bunun sadece 790 bin eurosu gönderilmiştir. Vaadedilen ve hayata geçirilen fark budur. Türkiye bu Göç Anlaşması çerçevesinde üzerine düşeni yapmıştır. Denizlerde insan kaçakçıları, botlarda ölümler önlenmiştir. Gelen para da AB STK'ları üzerinden aktarılıyor. Geri Kabul Anlaşması çerçevesinde Avrupa'ya gönderilen Suriyeli göçmenlerin 4 milyon civarında olduğunu görüyoruz. Avrupa'nın kendi hissesine düşen sorumluluğu yerine getirmede ne kadar geride kaldığını görüyoruz.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.