1. YAZARLAR

  2. Muhammed YILDIRIM

  3. Noel/Yılbaşı, Kurban/Hindi, Millipiyango, Loto
Muhammed YILDIRIM

Muhammed YILDIRIM

Yazarın Tüm Yazıları >

Noel/Yılbaşı, Kurban/Hindi, Millipiyango, Loto

A+A-

 

Nihayet yeni yıla girdik. Her yıl tekrarlana duran ve malesef ki, aynı "sığlık"ta yapılan birkaç tartışma/mesele konusunda karşılaştırmalı olarak konuşmamız şimdi daha rahat (popülitesi dünden kıldığı için) olacaktır.

 

Yılbaşı geçtiğine, yılda bir oynatılan kumara da(milli piyango) tepkimizi layıkıyla gösterdiğimize göre, hergün devlet eliyle organize edilen ve birçok ocağın sönmesine neden olan at yarışlarını, şans oyunlarını, futbol üzerinden organize edilen ve her hafta piyangonun toplamına denk gelen paranın bir haftada insanların cebinden, sofrasından götüren toto/loto vb. görmemezlikten gelebiliriz. Sadece yıl başında aklımıza gelen israf karşıtlığına susmak bir yana, biz de o kervana katılabiliriz. Yıl başında hindi yemek haram ya! Şimdi marketlerden (belki birazda indirim beklentisiyle) kalan hindilerden alıp afiyetle yiyebiliriz. Hem zaten iyi laf da koyduk kaç gündür, kurban kesilmesine karşı olan ama hindilerin kesilmesine ses çıkarmayan dinsizlere!))

Tabi ki, Hz. Muhammed(@)in doğumunu kutlamak farz. Ama Hz. İsa Mesih(@)in doğumunu müslüman kutlamaz. Hem doğum günleri zaten batılı bir adet...

Murtaza Mutahhari'nin felsefe dersleri adlı eserinden(hafızam beni yanıltmıyorsa) olduğunu hatırladığım ve aklımda kaldığı kadarıyla bir hikaye vardı. Halimize uygun düşen bu hikâyeyi anlattıktan sonra aklımın erdiği kadarıyla yukarıda biraz ironi yaparak bahs ettiğim konularda nasıl tavır almak (bence) gerektiğinden söz etmek isterim.

İran'ın bir şehrinde halk tarafından çok sevilen, dua için geceleri kapısına gidilen bir şeyh yaşarmış. Bu şeyhin evinde her gece dini sohbetler yapılır dualar ve zikirler edilirmiş. Allah bu şeyhe bir erkek çocuk nasip etmiş. Bu çocuk sohbetlerde babasının dizi dibinde oturur, dikkatlice dineler, babasını takilt edip onun gibi davranır, babasıyla beraber gece namazlarına kalkar hatta kasabada başka kimler gece ibadeti için uyanık diye ışıkları bile sayarmış. Çocuk büyüdükçe sohbetlere ve ibadetlere ilgisi azalmış, nafileler bir yana farz ibadetlerde de gevşeklik göstermeye başlamış. Şeyh ve eşi de uykusu bölünmesin diye zaman zaman bu duruma göz yummaya, görmemezlikten gelemeye başlamış. Çocuk büyüyüp kocaman delikanlı olduğunda babasıyla olan bağı da iyice gevşemeye yüz tutmuş, icabet ettiği toplantılar artık evdeki zikir halkası değil de çilingir sofrası olmuş. Şeyh kulağına çalınan bu durumlara, sabah namazı vakti eve sarhoş gelen oğluyla karşılaşınca görmemezlikten gelse de oğlu bir süre sonra evde de içmeye başlamış. Dini sohbetlerin, zikir halkalarının oluştuğu o ev bir süre sonra içki sofralarının kurulduğu, esrarın içildiği kumarın oynandığı raksın yapıldığı bir mekana dönüşmüş. Şeyh sohbetlerini artık başka evlere taşımıştır; hiç olmasa dışarıda yapıp daha fazla beni rezil etmesin der. Hoşnut değildir ama ne yapsın evlat işte. Birgün pazarda biri önünü keser. Şeyhim! 'Oğlun ne yapmış biliyor musun' diye sorar.

Yine ne yaptı acaba diye düşünürken, adam: " Oğlun férengi (domates) satıyor deyince inanamaz önce.

(Domates batıdan doğuya geldiği için, ilk zamanlarda müslümanlar bu sebzeye mesafeli davranıp haram demişlerdir. Kürtçe'de ve Farsça'da domatesin ismi Férengi dir. Férengi gavur kafir/gavur diyarından olan manasındadır.)

Férengi yediğini duymuştu ama bu kadar ileri gitmiş olamaz. Kan beynine sıçrar şeyhin ve direkt eve gider. Oğlu yeni uyanmıştır, oğluna bir tokat atar ve 'sen artık oğlum değilsin' der. Bütün yaptıklarına göz yumdum. İçki, kumar, zina, esrar. Férengi yediğini bile duydum. Hadi yedin, satmak da neyin nesi oluyor?

Kıssadan hisse....

Noel, Hıristiyanların 21/25 Aralık tarihleri arasında Hz. İsa'nın doğum gününü kutladığı tarihlerdir. Yılbaşı ise vahşi kapitalizmin daha çok ürün satmak, daha fazla tüketim olsun diye cilalayıp pazarladığı bir gündür. Müslümanların Hz. İsa'nın doğum gününü kutlamasında bir beis var mı peki? Bence yok. Nasıllığı konusuna gelince; meselâ bu tarihlerde Allah'ın bir mucizesi olan Meryem oğlu İsa'nın yaratılışını, çarmıha gerilme meselesini Kur'an'dan delillerle insanlara anlatabiliriz. Bir birimize değil dünyadaki tüm insanlara.

Örneğin: Al-i İmran 59.Ayet: ''Allah nezdinde İsa´nın durumu, Âdem´in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona «Ol!» dedi ve oluverdi...'' Ayetini güzelce açıklayıp insanlara anlatabiliriz. İnsanlar Hz. İsa Mesih'in nasıl olur da babasız yaratıldığını sorunca, Allah Adem(ilk insan)in ne annesinin ne de babasının olmadığını, Ademi böylece yoktan var etmeye gücü yeten Allah'a, Meryem oğlu İsa'yı babasız yaratmanın asla zor gelmeyeceğini ve Allah birşey dilediğinde "Ona ol der o da hemen oluverir" dediğini anlatabiliriz. Sonra Allah'ın insanların iftiralarından münezzeh olduğunu, ve ahirette Allah ile Meryem oğlu İsa arasında geçecek olan şu konuşmayı aktarabiliriz:

"Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, «Beni ve anamı, Allah´tan başka iki ilah bilin» diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, «Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.''(Maide:116)

''Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.''(Maide:117)

 İki örneğini yukarıda verdiğim Meryem oğlu İsa konusunda Kur'an'ın gölgesinde çok güzel kitapçıklar broşürler hazırlayıp hem doğum gününü kutlamak hem insanlara bu ilahi mesajı iletmek neden aklımıza gelmez de, müslüman noel kutlamaz diye kestirip atmak kolaylığına kaçarız acaba?

Yılbaşına gelince, bunun azgınlık, fenalık ve israfın zirveye çıktığı bir gün olduğunu, sadece müslümanların değil tüm iyi insanların ondan uzak durması gerektiğini söylemek de boynumuzun borcudur.

Bu ülkede yakacak odun ve kömürü olmadığı için, saç kurutma makinasını açıp ısınmaları için çocuklarının arasına bırakan ve sonra yan odaya geçip intihar eden kadın, sadece dindarların değil teker teker hepimizin sorunudur. Bunları konuşmalı anlatmalıyız.

Ama sözün en güzeliyle... Baskı ve şiddetle değil...

Kurban ve Hindi meselesi;

Malumunuz üzere her sene Kurban bayramında İslâm dinine olan karşıtlıkları sebebiyle(gerçekten hayvan sever olan küçük bir grubun durumu istisna) bazı insanlar hayvan sever olur ve ''kurban kesmeyin'' diye bas bas bağırır, Müslümanları katliam yapmakla suçlar. Özellikle Türkiye'de çokça rastladığımız bu insanlar, hergün et tüketmeleri bir yana, yılbaşında en şişmanından bir hindi alıp patlayıncaya kadar yerken akıllarına hiç de hayvan hakları gelmediğini biliyoruz. Ve doğal olarak müslümanlar da soruyor, hayvan severliğinize ne oldu diye! Hızını alamayan bir grup müslüman, 'yılbaşında hindi yemek haramdır' diyerek Allah'ın helal ettiğine farkında olmadan haram demiş olma behdbahlığına düşüyor. Oysaki, biz kurban keserken onun bir kısmını veya tamamını (kişinin takvasına göre) yoksul insanlara dağıtıyoruz. Son yıllarda bazı vakıf ve dernekler marifetiyle kurbanlarımızı dünyanın çeşitli coğrafyalarına (genelde yoksul ülkelere) göndererek yılda bir defa et tüketmemiş insanlarla paylaşmış oluyoruz. Siz de illa ki, yılbaşında hindi alıp yiyecekseniz, bari bir tane de yoksul bir aileye alın demek neden hiç aklımıza gelmez?

Milli piyango, at yarışı toto-loto

Her sene yılbaşı yaklaşınca hindi, kurban meselesinde olduğu gibi, bizi bir kumar şans oyunları ve karşıtlığı tutar, ta ki, 1 ocak sabahı oluncaya kadar. Sonra hiç bir şey olmamış gibi devlet marifetiyle oynatılan günlük ve haftalık kumar/şans oyunlarını görmemezlikten gelemeye devam ederiz... Ki, yılda bir olan milli piyango kumarına karşı eylemlerimiz de sahici değildir genellikle. Piyango bayilerine gidip 'satmayın' diyen, orada bulunan insanlara 'almayın' diyen arkadaşlar, bir defa dönüp devlete 'oynatma' demiyor. "Nimet abla" bufesinin önünde eylem yapan arkadaşlar, bir defa devlet kurumu olan milli piyango idaresinin önünde neden bir eylem yapmaz acaba?

Evet milli piyango umut tacirliğidir, haramdır. Devlet marifetiyle oynatılan bu kumar dağıttığı toplam ikramiyenin onlarca belki yüzlerce mislini insanlardan aldıktan sonra bir iki kişiyi sebebsiz zengin ediyor. Yani kumarla ilgili söylenen: " her zaman kasa kazanır" sözünün doğruluğunu ispatladıktan sonra bir iki kişinin mahfına sebeb olacak parayı veriyor.

Daha kötüleri var: Bu ülkede her hafta spor müsabakaları üzerinden organize edilen toto/loto skor vb. bir dizi kumar var ki, milli piyango onlara göre çok masum kalır. Devlet marifetiyle yasal olarak oynatılan bu oyunların haftalık bilançosu korkunç boyutlardadır. Eğer Türkiye'de illegal olarak yapılanları ve internet üzerinden uluslararası bahis şirketlerini de katarsak nasıl bir rakamdan bahs ettiğimizi tespit etmek mümkün olamayacaktır. Daha beteri, her gün yapılan at yarışları meselesi var. Filmlere konu olacak kadar toplumsal bir yara olan bu kumar çeşidi yine devlet marifetiyle oynatılmaktadır. Ve yine illegal kısımları yasal kısımlarını misliyle aşmaktadır. Mafya, çete hileli yarışmaların yanı sıra, dağılan yuvaların, sönen ocakların ve intihar/cinayet gibi bir çok sonucu filmlere konu olan bu illetin milli piyango kadar dikkatimizi çekmemesi bizim kolaycılığımız dışında nasıl açıklanabilir ki?

Müslümanların günlük vicdan rahatlatma dışında hiçbir derde deva olmayan bu halleriyle ciddî manada yüzleşmesi gerekmez mi? Belki o zaman sözümüz az da olsa karşılık bulmaya başlayacaktır...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.