1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Niçin siyaset, hangi siyaset?
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Niçin siyaset, hangi siyaset?

A+A-

Muhammed Abduh ve Üstad Said Nursi’nin şeytanla eşdeğer sayıp Allah’a sığındıkları siyasetten ben de Allah’a sığınırım. Sözün vaz’edildiği vasat (kavlin makamı) göz önüne alındığında bu söz doğrudur, yerindedir ve esasında bu siyasetten teberri etmedikçe dine büyük zarar verilmiş olur.

Burada üzerinde durmamız gereken iki mesele var: Biri acaba siyaset özü itibarıyla “şeytan işi kötülük” müdür, yoksa kullanımında mı sorun vardır? İslam mezheplerinin neredeyse tamamı Yüce Allah’ın kötülük, şer, zulüm yaratmadığını ancak bunları irtikab eden insanın fiillerini yarattığını kabul eder. Doğrusu da budur. Yani Allah, bize iyilik ve kötülüğü göstermiş (Şems, 8), her iki yoldan birini seçme, seçime göre fiil işleme güç ve kudretini vermiştir. Tercih bizim! İyi olanı seçtiğimizde dünya ve ahirette felaha ereriz, kötü olanı tercih ettiğimizde cezalandırılırız. Şu halde eğer varlıkta bir öz’den söz etmek mümkünse bu öz varlık yapısı, hammaddesi itibarıyla “hayır ve iyilik”tir. Biz insanlar ya kasıtlı veya cehalet sonucu iyi olanı yanlış kullandığımızda kötülük işlemiş oluruz. Siyaset de özü, tabiatı itibarıyla şer ve kötülük değildir, suistimal ve istismarla kötülüğe ve haksızlığa vesile olur. Üstad’ın aksini düşündüğünü varsayamayız.

Pekiyi “kötü siyaset” nedir?

1) Kısaca “meşru olmayan” siyasete kötü siyaset diyebiliriz. Eğer siyaset salt güç temerküzünü hedeflemişse, hukuku kuvvetin ermine vermişse, yöneticilerin keyfi karar ve icraatları siyaset addediliyorsa bu siyaset kötüdür. Kötü siyaset iktidarın/mülkün temellüküne dayandığından uluhiyetten pay almaya kalkışmaktır.

2) Salt başarıyı esas alan siyaset kötü siyasettir. Bu türden siyaset liaynihi iktidar, kendinde siyaset olup bizzarure din, ahlak ve hukuka karşı kendini özerkleştirir. Yani siyasetçi başarmak amacıyla “zer-u zor-u tezvir”e başvururken dinin, ahlakın ve hukukun denetimini istemez, kendini tek yetkili kılar. Oysa iyi siyaset ve iktidar ligayrihi yapılır, maksat insanları baskılardan kurtarmak, yüksek ahlaki hayat sürmelerini sağlamak ve hem cezai hem sosyal adaleti tesis etmektir.

3) En kötü siyaset dini ve diyaneti istismar eden, dine ve dindarlığa hami görünüp hakikatte dinin ahlak, hukuk ve adalete ilişkin hükümlerini pratik hayatta kaale almayan bezirganların siyasetidir.

İlk iki şıkta zikredilenler genel çerçevede modern ve postmodern siyasetin doğasına işaret ederler. Özerkleşmiş siyaset, ancak yüksek ahlaki ve hukuki değerlerin kaynağı olan dinle ıslah edilebilir, zapturapt altına alınabilir. Bunun için de dürüst, bilgili ve sorumluluk sahibi Müslümanların siyasete dahil olmaları zarureti vardır. Aksi halde ya dini toplumsal ve kamusal hayattan dışarı çıkaranlar at koşturur, bizim adımıza kararlar verir ve çıkardıkları yasalara göre bizi yaşamaya mecbur ederler veya din istismarcıları dinimizi ve bizi sömürür, durur. Zarureten dürüst insanların siyasette yer almalarından kasıt, İslam’ın nasıl bir iktidarla özgürlükleri, ahlaki değerleri ve adaleti tesis edeceği konusu billurlaşıncaya kadar bir yandan teorik olarak çalışmalar yapmaları, diğer yandan muhalefet partileri olarak sahnede yer almalarıdır. Araç mesajı belirler, usul esası dönüştürür. Bugünkü verili siyaset Müslüman’ı kendine benzetir, bu yüzden belki uzun bir süre İslamcılar muhalefetle yetinerek siyaset yürütmelidirler. Üçüncü şıkta istismar söz konusu olduğundan sadece siyasetteki istismara değil, ticarette ve her mesleki alan ve sektördeki istismarla da mücadele edilmelidir. Eğer din siyasette istismar ediliyor diye siyasetten uzak durulacaksa, ticarette ve başka mesleklerde de din istismar edilir, o zaman buralardan da uzak durmalıdır.

İktisadi faaliyet gibi siyaset de sosyal bir hadisedir, bundan uzak durulamaz. Toplumsal ve kamusal alanlarda etkin olan bireyler ve gruplar belli bir alem tasavvuruna, dünya görüşüne, inanca sahiptirler. İnsanın zihni tutum ve davranışlarını inançlarından ayıramayız, böyle bir teşebbüs şizofreniye davetiye çıkarır. Din fıkhi olarak emir ve nehylerden, kelami olarak da itikattan ve ahlaktan neş’et eder. Somut emir ve nehyler, itikat ve ahlaktan ayrı düşünülemez.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.