1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Neler oluyor?
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Neler oluyor?

A+A-

Türkiye'nin 25 ayrı ilindeki, değişik savcılar, 17 Aralık'ta başlayan süreçle beraber, aynı anda bir düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak yolsuzluk operasyonu yapmaya karar verdiler.

Yolsuzluk kesmeyince MİT'in gizli operasyonlarını dünyaya teşhir etmeye kalkanlar da oldu.

Hedeflerin hepsi ya Ak Parti ve hükümetin ya da devletin kurumlarıydı.

Savcıların hepsi soruşturma bilgilerini amirlerinden saklayarak kanuna aykırı davranmışlardı.

Dosya kayıtları ne Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP), ne de Emniyet Genel Müdürlüğü POLNET Bilgi Sistemi'ne girilmeden gizli kapaklı işler çevrildi.

Bazı savcılar hem coğrafî hem yetki olarak kendi hukukî sınırlarının dışına çıktılar.

Soruşturma dosyaları, birbirinden farklı alanlarda olsa da, zanlılar arasında hiçbir 'eylem birliği' kanıtlanamasa da zoraki biçimde aynı torbaya konularak işlem yapıldı.

Ancak İstanbul'daki operasyonda olduğu gibi yıllarca gizli tutulan bilgilerin, içlerinden seçilerek medyaya sızdırılmasına da şahit olduk.

Hani bugünlerde yeniden yargılama hakkından bahsedilen davalar var ya...

Evet, delillerle ilgili ve yargılama sürecindeki eksikliklerle ilgili sorunlar vardı ama bu kadar usulsüzlük birarada Ergenekon ve Balyoz davalarının soruşturma sürecinde bile gerçekleşmemişti. Zaten kayıt dışılık söz konusu bile değildi.

O yüzden İspanya, Yunanistan veya diğer ülkelerdeki yolsuzluk soruşturmalarını örnek gösterenler, oralarda da böyle topluca ve kayıt dışı hareket eden bürokratlar var mı, bir zahmet onu da yazsınlar...

Eskiden askerî bürokratlar makamlarından aldıkları gücü istismar ederek sivil iradeyi alaşağı etmeye kalkışırdı,

Şimdiyse sivil bürokratlar, makamlarından aldıkları gücü istismar ederek sivil iradeyi alaşağı etmeye çalışıyorlar.

Eskiden yüksek askerî kademedekilerin isimlerini ezbere bilirdik,

Şimdi yüksek yargı kademesindekilerin isimlerini ezber etmeye başladık.

Eskiden Genelkurmay'ın ışıklarına bakılırdı, yanıyor mu diye,

Bugün HSYK'nın ışıkları gözlenir oldu.

Bu bağlamda yolsuzluk bir 'ekran koruyucu', hukuk ise sadece bir araç.

Yargı eliyle, bir ay içinde ülkenin iç dengesi bozuldu, ekonomisi zarar gördü, yurt dışındaki itibarı zedelendi.

Enflasyon yükseldi, faizler yükseldi, cari açığın GSYİH'a oranı yükseldi, döviz yükseldi.

İlgi ve öfke odağı olan uluslararası projeler tehlikeye girdi.

Ülkeye yılda milyarlarca dolar kazandıracak olan Kürdistan petrol gelirlerinin Halkbank üzerinden değil, Amerikan bankası JP Morgan üzerinden koordine edileceği kesinleşti. Fırsat bu fırsat, JP Morgan da, 17 Aralık sürecini sebep göstererek Halkbank'ı 'stratejik hisse' listesinden çıkardı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de dün, üçüncü havalimanı yapımının, 25 Aralık soruşturmasında konan tedbir kararları sebebiyle ciddi riske girdiğini açıkladı.

Hal böyleyken, söz konusu savcıların 'kamu yararı'nı gözeten, 'kamu davaları' açmaktan başka hiçbir amacın peşinde olmadıklarını düşünmek mümkün mü?

Halkın, eve hırsız girmiş diye evi yakmaya kalkanları sorgulamayacak kadar aptal olduğu mu farz edildi acaba?

Ne olursa olsun, netice değişmiyor. Olanın adını doğru koymak gerekiyor:

Emniyet-yargı bürokrasisi içindeki bir kliğin ortak prodüksiyonu olan 'ağır çekim darbe' yaşıyoruz.

Bu noktada siyaset kurumuna düşen, yetki alanını kötüye kullanarak siyasete 'balans ayarı' çekmeye çalışanlara, siyaseti savunmaya devam ederek müdahale etmektir. Bunu da en başta yasama yetkisine dayanarak yapmaktır.

Meclise bu hususta büyük görev düşüyor. Çıkarılması düşünülen HSYK yasasına ilişkin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, muhalefet partilerine ortak hareket etme çağrısında bulundu. Uzatılan bu el havada bırakılmamalı. Aksi takdirde, meclisteki partiler sadece yıkıcı muhalefet yaparak siyasetin alanını kuşatma altına almaya çalışanlara zaman ve imkân sağlamaya devam edeceklerse, yürütme tek başına bu saldırıya direnmek zorundadır.

Hiçbir şey için değilse, meclisimizde asılı duran 'Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir' vecizesinin kulağa hoş gelen bir sözden ibaret olmadığını göstermek adına...

Yakup Köse için Adalet!

Bugün, 14.30'da, pek çok sivil toplum kuruluşu ve yazar, Yakup Köse ve arkadaşlarının uğradığı hukuksuzluğu protesto etmek için Çağlayan Adliyesi önünde buluşacak. Siz de davetlisiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar