1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Neden A.Çatlı ile A.Öcalan'ın Montaj Resimleri Servis Ediliyor?
Neden A.Çatlı ile A.Öcalan'ın Montaj Resimleri Servis Ediliyor?

Neden A.Çatlı ile A.Öcalan'ın Montaj Resimleri Servis Ediliyor?

A+A-

Sömürgeci Türk devletin zirvesinde "tarihi fırsat","iyi şeyler olacak" beyanatların söylendiği bir süreçte Abdullah Öcalan’ın resimlerinin yanına derin devletin tetikçisi Abdullah Çatlı’nın montajlanmış resimlerinin kamuoyuna servis edilmesi önümüzdeki sürecin bazı ipuçlarını taşıyor kanısındayım.

Yayınlanan resimlerin sahteliği derin devletin tetikçisi Abdullah Çatlı ile derin adamı Abdullah Öcalan’ın bir arada bulunmasının imkânsızlığından kaynaklanmıyor. Söz konusu olan, yayınlanan resimlerin zaman ve mekânı ile ilgilidir. Eğer yayınlanan resimler, belgeler, bilgiler 70`li yılların Ankara’sında ki "MİT”in İzmir caddesinde ki AR ajansı" süreci ile ilgili olsaydı daha uygun olurdu düşüncesindeyim. O dönemin tanığı ve Öcalan’ın "Ar ajansı" yoldaşı Avni Özgürel "çözüm Öcalan’dan geçer" diyor ve siyasi iktidara çözümün anahtarını gösteriyor. Abdullah Öcalan`da "çözüm" için son Av.görüşmesinde şunları tekrarladı; "Bizim sınırlarla bir sorunumuz yok. Bizim ulus-devlete,tek devlete,tek bayrağa, ünüter yapılarına karışmıyoruz". Böylece sömürgeci devlet ve bir dönemin 'eski' yoldaşları bir sürece giden yolun parke taşlarının döşemesini elbirliği ile hazırlamış oluyorlar.

Gerçekten Abdullah Öcalan ile Abdullah Çatlı’nın sahte resimleri kamuoyuna neden şimdi servis edildi? Bununla ne amaçlanmak isteniyor? Amaan.. Biz de her şeyde bir bit yeniği arıyoruz! Neden olmasın ki? Resimlerin sahte ve montaj olduğu hemen ortaya çıktı. Zaten olması da doğaldır. Biz Kürdler "bu sömürgeci devlet bizim serok`u karalamak için her yolu deniyor" demiyor muyuz? Hatta her şeyimizi bırakmışız ve "bizim serok`u zehirliyorlar "diye seferber olmuyor muyuz? Ancak işin tuhaf yönü sömürgeci devletin elinde Abdullah Öcalan ile ilgili bir sürü gerçek belge, bilgi, kayıt bulunduğu halde, neden sahtelerini yayınlıyor olmasıdır? Bununla önümüzdeki süreçte Abdullah Öcalan`la ilgili gerçek belgelerin kamuoyuna yayınlanmasının önünü almak için olmasın mı?. Öyle ya şimdiden sahteleri kamuoyuna servis yapılsın ki, yarın gerçekleri ortaya çıktığı zaman kimse inanmasın. Şimdiden kamuoyun, insanların gerçeği ve doğruyu seçmemek için hafızasını ve beyinlerini bulandırmaya hazırlamak gerekir. Buna da istihbarat dilinde dezinformasyon, deniliyor.Mademki belgelerden, bilgilerden, kayıtlardan bahs ettik; gerçekten devlet tutumunda samimi ise PKK ve Abdullah Öcalan ile ilgili tüm belgeleri, bilgileri açıklasın. Zaten bu ilişkilerin bazılarını Abdullah Öcalan kendiside gizlemiyor.Önce şuradan başlıyalım; Abdullah Öcalan’ın 1967-68 yıllarında Ankara’nın İzmir caddesinde ki MİT`e ait Ar ajansındaki görevi neydi? Devlet açıklasın. Bunun tanığı Avni Özgürel’dir ve Abdullah Öcalan`da bunu yalanlamıyor.

1972’de Abdullah Öcalan Ankara`da bir gurup öğrenci ile beraber bildiri dağıtırken tutuklanıyor. Dönemin sıkıyönetim savcısı Baki Tuğ`a MİT`in gönderdiği yazıda, "Abdullah Öcalan bizim adamımızdır, bırakın" diyen belgeyi açıklayın. PKK’nın kuruluşunda devletin rolü ve görevi neydi? Ağrılı Pilot Necati ve Kesire’nin babası Ali Yıldırım’ın devlet ile ilişkileri açıklansın.

Abdullah Öcalan kendi yazılarında "1977-79 arasında biz MİT`de silah ve 300 bin lira (o dönemin parası ) aldık ve diğer Kürd örgütlerine karşı savaştık. Bizde onları tasfiye etmemiz istendi" diyor.(Devrimin Dili kitabında) Devlet bu döneme ait Abdullah Öcalan ve PKK hakkındaki belgeleri açıklasın.12 Eylül 1980 darbesinde önce devlet Abdullah Öcalan’ı nasıl Suriye çıkardı? Açıklasın.Bir dönem askeri ateşe olarak Şam`da bulunan, şu an Ergenekon davasında tutuklu olan Abdullah Öcalan’ı İmralı’da sorgulayan (Abdullah ile beraber çözümler ürediklerini söylüyor) emekli albay Atilla Uğur ile Abdullah Öcalan’ın ilişkisini devlet açıklasın. Bir dönem Şam`da Türk büyük elçisi olarak bulunan Yalçın Kücük`ün bacanağı Cenk Dunatepe ile Abdullah Öcalan’ın 90`lı yıllardaki ilişkisini devlet açıklasın. Yalçın Küçük ile Abdullah Öcalan’ın ilişkisini herkes yakından biliyor.
Devlet gerçekten gizli belgeleri yayınlamak istiyorsa, Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki sorgu tutanaklarını, CD çekimlerin tamamını yayınlasın. Abdullah Öcalan’ı ziyaret eden genelkurmay yetkililerini ve İmralı’nın kimin denetiminde olduğu açıklansın. İmralı`da Abdullah Öcalan kimlerle telefon görüşmesi yapmış, kimlere talimatlar vermiş ve kimleri yönlendirmiş açıklasınlar. Kısacası İmralı`da ve Abdullah Öcalan’ın çevresinde dönen karanlık dolaplar açıklansın
.
Devlet gerçekten samimi ise devletin elindeki PKK’nın kayıp arşivini yayınlasınlar. Abdullah Öcalan Türkiye`ye getirildikten sonra mahkemedeki açıklamaları; Türklerden özür dilemiş, PKK’nın dağ kadrosunu Güney Kürdistan’a çekmiş, savaşı durdurmuş ve savaşın çözüm olmadığını devletin denetiminde kamuoyuna duyurmuştu. Ancak 2004 yıllında Ergenekoncuların darbe girişimleri ile beraber PKK`de ciddi bir gerekçe olmadan savaşı tekrar başlattı. 2004 yıllında PKK`nın Güney Kürdistan’da yaptığı "savaş kongresine" Abdullah Öcalan`ın adına Av. Mahmut Şakar katılır. Bir çok katılımcının muhalefetine rağmen Abdullah Öcalan adına katılan Mahmut Şakar, "bu kongrede savaş çıkacak, bu Öcalan’ın talimatıdır " der ve savaş kararı çıkar. Mahmut Şakar Gürbulak sınır kapısında tekrar giriş yaparken göstermelik olarak tutuklanır. Elindeki kongre belgelerin tamamını devlet güçlerine teslim eder. (Murat Dağdelen’in makalesinde) Devlet gerçekten samimi ise bu sürece ilişkin tüm belgeleri açıklasın.

Ergenekon savcıların genelkurmaya sorduğu ve cevap alamadığı "PKK içindeki genç subayların" kim oldukları açıklansın.
 
En son DTP`ye yapılan operasyonda, DTP genelbaşkan yardımcısı Kamuran Yüksek`in bilgisayarında çıkan belgede "devlet içindeki bir ekibin PKK ile işbirliği yaptığı, Duran Kalkan vasıtası ile PKK`nın yönlendirildiği ve lojistik destek verdiği" iddia ediliyor. Devlet bu karanlık ilişkiyi açıklasın.

Devlet Kürd ve Türkiye halkların üzerine oynanan kirli oyunları, bir dönemin karanlık sürecini aydınlatmak istiyorsa, bu sürece ilişkin elindeki tüm belge ve bilgileri kamuoyuna açıklasın. Devlet sahte belgeleri değil, gerçeklerini kamuoyuna açıklasın. Çözümün önündeki en büyük engel, bir dönemin karanlık süreci üzerindeki örtünün kaldırılmamasıdır. Eğer devlet bu karanlık süreç üzerindeki örtüyü kaldırırsa, çözüm önündeki en büyük engel kalkmış olur. Böylece karanlık bir süreç aydınlanır. O zaman devlet Kürdistan ve Türkiye halkların gerçek güvenini kazanır.

16.06.09 - nasname - rucan keleş

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.