1. YAZARLAR

  2. Ali BAYRAMOĞLU

  3. Müzakere Zamanı
Ali BAYRAMOĞLU

Ali BAYRAMOĞLU

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Müzakere Zamanı

A+A-

Şu sözler sık telaffuz edilir:

'Kürtlerde nefreti görmüş, öfkeli bir kuşak geliyor. Devlet elini çabuk tutup bu sorunu çözmezse, yeni nesille bu iş çok zor olacak.'

Bu, bir yönüyle doğru bir tespittir.

Ancak madalyonun öte yüzünde şiddete ve siyasi iklime rağmen, yaşanan başka bir gerçek var. Bu gerçek, Kürt, Türkiyeli, Ortadoğulu, genç, milliyetçi, evrenselci pek çok kimliğin, pek çok değer sisteminin tek kişide iç içe geçtiği bir 'olgunluk' haline işaret ediyor.

Gelişmeleri bu iki halden hangisinin daha çok etkileyeceği ve yönlendireceğinin, siyasi aktörlerin, sorunun birinci el taraflarının vereceği 'şerbet'le yakından ilgili olduğuna şüphe yok.

Çankaya'nın muhtemelen hükümetten bağımsız olmayan son girişimi bu duruma açık bir örnek...

Kürt meselesinde ancak bu tür hamlelerle ilerlenebiliyor.

Ve bu hamleler aslında üç ayak üzerine oturuyor:

Ülke sathında siyasetin sorun çözme işlevine dayanan demokratik bir atmosfer oluşturmak...

Koşullar ne olursa olsun demokratikleşme hamlelerinden taviz vermemek...

Silahın bırakılması ve çözüm için siyasi temasları merkeze almak...

Nitekim son 8 yılın bilançosu ortada.

Temel hak ve özgürlükler alanının genişlemesi, bu çerçevede Kürtlerin taleplerini daha somut bir şekilde ifade imkânına kavuşmaları, dil ve kimlik üzerindeki yasal baskıların önemli ölçüde giderilmesi, resmi bakışın Kürt sorununu, Kürtlerin talepleri ve durumlarından kaynaklanan bir mesele olduğu kabul noktasına gelmesi ciddi gelişmelerdir.

Bunlara perde arkası adımları da eklemek gerekir.

İmralı'yla, Kandil'le silahın bırakılması, siyasi bir çözüm yolu bulunması için temaslar malumdur.

Milliyet gazetesinden Aslı Aydıntaşbaş'ın bir dönem yaptığı dikkat çekici bir kronoloji- değenlendirmeyi bir kez daha hatırlamakta fayda var:

'2005'te Şenkal Atasagun'un MİT Müsteşarlığı döneminde Müsteşar Yardımcısı Emre Taner, İmralı'da Abdullah Öcalan'la ilk görüşmeyi yaptı.

2006'da MİT, Dışişleri ve güvenlik bürokrasisinde şekillendirmeye başladığı 'PKK'yı Dağdan İndirme Projesi', özellikle dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'den destek gördü. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 'Deneyin bakalım' diyerek güvenlik yetkililerine yeşil ışık yaktı. Asker engel olmadı, ancak planda yer almadı.

2006'da MİT, Celal Talabani ve Mesut Barzani üzerinde Kandil üzerinde 'çözüm baskısı' kurmaya başladı. 2007'de Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı'yla açılımın 2005'te başlayan birinci aşaması son buldu. Askeri operasyonlar arttı, şehit cenazeleri gelmeye başladı.

2008 ortasında Kandil, İmralı ve Avrupa ile temas yeniden başladı ve PKK'nın silahsızlanma projesi somutlaştırıldı. 2009'da İlker Başbuğ'un Genelkurmay Başkanlığı'na gelmesiyle asker de projenin arkasında yer aldı.

2009 yerel seçimler öncesi PKK'nın tek taraflı ateşkes ilanında Kandil, 2010 referandum öncesinde ise İmralı'yla diyalog etkin oldu.

PKK'nın Avrupa kolu, İmralı ve Kandil'deki ılımlı kanatla temaslar, 2010 yılında da devam etti...'

Sonrası malum, Silvan saldırısı siyasetin önünü kesti.

O gün bugün ortalıkta sadece şiddet var...

Zaman geri dönüş zamanıdır...

Cumhurbaşkanın yaptığı, başbakanın işaret ettiği umarız budur.

Siyaset gerçek ve önemlidir...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.