Ahmet TAŞGETİREN

Ahmet TAŞGETİREN

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Mustafa

A+A-

Gerekçe, Atatürk hakkında olumsuz kanaatler verebilir, düşüncesiydi. Latife'nin kitabı yazıldı, filme alınamadı. Orada da Atatürk - Latife ilişkilerinin toplum tarafından yanlış anlaşılabileceği gerekçesi devreye girdi. Başka gerekçeler de söz konusu idi.

Şayet bir canlandırma söz konusu olacaksa bunu kim oynayabilirdi? Yani oynayan Atatürk'e benzemeli miydi, Atatürk canlandırılırsa gerçek canlandırma olmaz ve imaj kaybı mı oluşurdu, Atatürk'ün hangi dönemi canlandırılmalıydı?

Atatürk'ün özel hayatı, "insan yanı" bilinsin demek vardı, bu toplumun "İnsan Atatürk"ü görmesini sağlardı, ama "İnsan Atatürk" aynı zamanda zaafları da olan Atatürk demekti, bu, Türkiye'de çizilen "İnsanüstü Atatürk" imajını zedelemez miydi? Birkaç filmde Atatürk rolü canlandırıldı, geçti gitti, yani o roller çok da, karizmatik Atatürk'e katkı sağlamadı. Tabi bir de, "Atatürk filmini neden çekmek gerekir?" sorusu vardı. Bunun cevabına göre de, film çekimine karşı tavır değişmekteydi.

Can Dündar, nihayet, Atatürk'ü "Mustafa" hüviyetiyle sinema filmi haline getirdi ve filmin galası yapıldı, vizyona girdi. Doğrusu filmi görmedim, görmek istiyorum, göreceğim. Filmin galasında bulunanların izlenimleri yansıdı medyaya. İşte 29 ekim Cumhuriyet Bayramı günkü Vatan'ın iki parçalı manşeti: "Atatürk'e minnet duyuyoruz.... Mustafa'yı tartışıyoruz." Bu ikili ifade, itirazın boyutunu ortaya koyuyor.

"Mustafa" filmindeki bazı bölümler uzun süre tartışılacak." ifadesi de manşet altını besliyor. Neler varmış orada: -Atatürk'ün manevi oğlu olarak bilinen Abdürrahim Tunçak'ın, kendisine çok benzediği ve gerçek oğlu olabileceği ihtimaline yer veriliyormuş filmde. Abdurrahim Tunçak, bu ihtimal kendisine hatırlatılınca "Bazı sırlar benimle mezara gidecek" cevabını vermiş.

-Atatürk'ün ölmeden önce daha 1926'da kendi heykelini büyük şehirlere diktirdiği bilgisi varmış. -Kürtlere özerklik vadi varmış.

-Günde geç vakitlere kadar bir büyük rakı, 15 kahve ve üç paket sigara içerek adeta kendi canına kıydığı bilgisi varmış. -Ve son zamanlarında "dünyanın en yalnızı" bir insan olarak hayatının sona erdiği anlatılıyormuş. Bunlar gerçekten tartışılır mi?

Hangi yönleriyle tartışılır? Bunların Atatürk'ün imajını etkilemesi söz konusu olur mu? Bir çevre, böyle bir kaygı taşıyor. Üstelik Can Dündar, Milliyet'ten Defne Alphan'a verdiği mülakatta, daha bazı şeyleri, olumsuz etki bırakır düşüncesiyle filme aktarmadıklarını da söylüyor.

Can Dündar ayrıca, 2 saatlik süreye sığdırabilmek için, fotoğraf ve belge olarak mevcudun çok üstünde bir miktarı elediklerini ifade ediyor. Aslında Atatürk bütün bu hayatını, yarın mutlaka gün yüzüne çıkacağını bilerek yaşamış bir insandır. Onun mitleştirilmesi sonradan gelenlerin belki "Efsane Atatürk" gibi bir varlığa ihtiyaç duymalarından kaynaklanmış olmalıdır. Belki de bunun sonucu olarak, "İnsan Atatürk"ü sunmak, kaygılara sebep olmaktadır. Atatürk'ü anlamak Türkiye için önemlidir.

Osmanlı gibi bir büyük devletin yıkılışı, Türkiye'nin yeniden kuruluşu döneminde tartışmalar, tercihler, tercihlere zemin teşkil eden Dünya - Türkiye gerçekliği hepsi hepsi, bugünü doğru anlamaya ışık tutacaktır. Taha Akyol'un "Hangi Atatürk" kitabı, mesela, farklı bir Atatürk kimliği ortaya koymuştur.

Bu, ilke fanatizmi yerine konjonktürel gelişmeleri dikkate alan ve yer yer kırılmalar yaşayan, reel - politiği önemseyen bir kişiliktir. Atatürk üzerine yapılan çalışmaların ortaya çıkardığı tespitler, belki onun bazı tercihlerine katılmama sonucunu da doğuracaktır. Bunu da tabii karşılamak lazımdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.