1. YAZARLAR

  2. Murat HASANOĞLU

  3. MÜSLÜMANLARIN KADIN HAKLARI KONUSUNDAKİ İMTİHANI
Murat HASANOĞLU

Murat HASANOĞLU

Yazarın Tüm Yazıları >

MÜSLÜMANLARIN KADIN HAKLARI KONUSUNDAKİ İMTİHANI

A+A-

 

Erken yaşta evlilik ve kadına yönelik şiddet, yalnızca buna maruz kalan bireylerin ya da ailelerinin içinde bulunduğu bir sorun değil, sosyal boyutlarıyla da toplumu yakından ilgilendiren ve tüm bireylerin ortak çabasıyla halledilecek bir konudur.

 

Tv’nin seyrine dalarken bizler: Arkamızda yalnızlaşan, yalnızlaştırılan; bizi izlerken iç geçiren, derdiyle kavrulan yaşamış ve yaşananları bir film şeridi gibi içinden geçiren köşeye büzülmüş şiddete maruz kalan kadınlarımızın da, çocuk yaşta evlendirilen kızlarımızın da sıkıntısına ortak olalım.

Hz. Muhammed’in; ‘‘ Müslümanların dertleriyle dertlenmeyen onlardan değildir’’ hadisini kendisine düstur edinerek, Ülkemizde yaşayan tüm mağdur kadınlarımızın ve özellikle kız çocuklarımızın, kardeşlerimizin derdini kendi derdimiz olarak görmeliyiz..Van’ın Özalp ilçesine bağlı Şehittepe Köyünde oturan 13 yaşında evlendirilen Nergiz’e de, Erciş ilçesinde haksız yere şiddete maruz kalan Zehra annemize de sahip çıkıp derdine ortak olmamız gerekir ... Kadınlarımıza onurlarıyla ve her bir bireyin insanca yaşaması için bütün çabamızı hem devlet olarak hem millet olarak sarfetmeliyiz.

Bizler islamla yoğrulmuş bir medeniyetin fertleriyiz…. “Allah sizin ne biçimlerinize ne de bedenlerinize bakar. fakat o sizin yüreklerinize bakar.”Diyor Hz. Muhammed.

Bunun için mensup olduğumuz medeniyet, insanın bedeninden, milletinden, cinsiyetinden çok yüreğinin önemsendiği bir gönül medeniyetidir.

Toplum olarak, bedenlerdeki hastalıkları,sakatlıkları değil kalplerdeki hastalıkları tedavi etmek için mücadele etmeliyiz. Bizler fiziken sağlam ancak hakikat karşısında kör, sağır ve dilsizleri tedavi için çaba sarf etmeliyiz. Çünkü bize göre şiddete seyirci kalan, oyuncağıyla oynaması gereken bir çocuğun dedesi yaşındaki bir erkeğe para karşılığında verilmesine seyirci kalmak, sessiz kalmak, hakikati idrakten yoksun olmaktır.

Maalesef Dünyada, kadına yönelik şiddet olarak tanımladığımız: Kadınları baskılayan, bağımlı hale getiren, özgüvenlerini yok eden, benlik saygılarını azaltan, ailenin gelecek nesillerine olumsuz model oluşturan, özelikle kadınları ve çocuklarının beden ruh sağlıklarını bozan sosyal ve kültürel temelleri ağır basan ciddi bir halksağlığı sorunu mevcudiyetini korumaktadır.

Müslüman, Toplumun itibar ettiği, saygın bir konumda gördüğü, peygamberimizin davasını üstlenen insanlar olarak bilinmesi gerekirken, ne oldu da yanıbaşınızda şiddete maruz kalarak can veren bir kadına sessiz kalıyorsunuz. Ne oldu da daha çocukluğunu yaşamamış gencecik kızlarımıza istemediği halde hatta para karşılığında satıldığını bildiğimiz halde nikah kıydıran Müslümanlar olduk. Peygamber efendimizin bizlere emanet ettiği dinin neresinde geçiyor bu yapılanlar ve sessiz kalışlar.

Oysaki Allah sevin dedi bizlere. Bizse sevdiğimiz kadınlar ve kız kardeşlerimiz üzerinde daha da baskın olmak için elimizden geleni yaptık.

Allah tekrar tekrar sevin dedi bize. Biz sevdiğimiz kadınlara robot gibi emrimizde olmadıkları için şiddet uyguladık.

Allah kuranda zulmetmeyin demedi mi bize. Biz evimizde çocuklarımıza bakan, evimize bizlere kol kanat gelen kadınlarımıza ihtiyaçlarını karşılamaları için para vermeyi bile çok gördük.

Allah tebessüm edin ey kullarım demedi mi bize. Biz ise kadınlarımız şımarmasın diye hep dişlerimizi gösterdik.

Allah Kuranda Onlarla güzel geçinin dedi bize. Oysa biz eşlerimiz arasında güzellik namına bir şey bırakmadık.

Allah ibadet etmemizi buyurmadı mı. Biz secde edip merhamet diledik. Ama 13-14 yaşındaki kızımızdan çabucak kurtulmak, başımıza bela olmaması için çocuk yaşta evlendirerek merhametsiz davrandık. Onların göz yaşlarının ırmaklar gibi akmasını umursamadık. Amca demesi gereken insanlara kocam demesine fırsat yarattık.

Allah haram yemeyin demedi mi bize. Biz ise kızlarımızı iki kuruş için sattık. Ve bazı din tüccarları ağzı süt kokan kızların nikahını para için kıydılar. Bundan daha büyük haram lokma ne olabilir ki.

Allah; Yaratan Rabbinin adıyla oku! demedi mi. Bizse kız çocuklarımızı kendimize yük, masraf görüp okutmadık. Okumayı onlara çok gördük. Okumamış cahil bir toplumu ellerimizle yarattık. Oysaki bir erkek okuyunca bir birey kurtulur. Ama bir kadın okuyunca bir toplumu kurtaracaktık. Ama yapmadık ve yapmıyoruz.

İbrahim sadrinin bir şiiri var.

Eğer birgün Peygamber Efendimiz ziyaretinize gelse yalnızca bir kaç günlüğüne. Aniden çalsa kapınızı. Doğrusu merak ediyorum neler yapacağınızı…

Fakat söyleyin bana Efendimizi evinize doğru gelirken gördüğünüzde. O’nu kapınızda mı karşılayacaksınız? Yoksa onu içeri almadan önce , Aceleyle bazı dergileri, gazeteleri çabucak saklayıp ;yerine Kuran-ı Kerimimi koyacaksınız?

Peki izin verecek misiniz ? –Aklınızın ve ruhunuzun beslediği şeylere? –Yoksa hiç bilmemesini mi isterdiniz?

Şöyle diyelim ya da, –Gideceğiniz her yere götürebilecek misiniz Peygamberi de? –Yoksa birkaç günlüğüne değişecek mi planlarınız?

Şimdi söyleyin açık yüreklilikle O’nun kalmasını ister misiniz sizinle sonsuza dek, hep birlikte? –Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız. Ziyareti bitip gittiğinde?

Bende şunu merak ediyorum. Petgamber, eşlerimiz ve kız çocuklarımız hakkında soru sorsa bize ne yalanlar uyduracağız acaba. Merak ediyorum gerçekten. Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum diyen Müslümanların yolundan gittiğimizi söyleyebilecekmiyiz. Yoksa bir harf öğrenmemesi için kız çocuklarımızı köle gibi sattığımızı itiraf mı edeceğiz. Kızlarımızı okutmadığımızı ona söyleyince, kızlarımızı çocuk yaşta çocukluğunu yaşamadan ve istemeden zorla evlendirdik dediğimizde, eşlerimizi ara sıra dövdüğümüzü söylediğimizde, onlara hakaret ettiğimizi, onlara maddi olarak hakkı olanı vermediğimizi, kız çocuklarımızın mirastan payına düşeni erkek çocuklarımıza dağıttığımızı söylersek acaba bize aferin ey ümmetim diyecek mi. Yada boynunu bükerek gözleri dolarak bir çayımızı içmeden geri mi dönerdi. Allahın huzuruna sevinçten gözleri parlayarak ümmetini överek mi yoksa bir mahçubiyetle mi dönerdi. Söyleyin bana…

Müslümanlar, dünya hayatının gelip geçici olduğunu düşüncelerinden çıkardılar sanki… ölümü unuttuk, ölümden sonra hesaba çekileceğimizi, malları ve harcadıkları konusunda sorgulanacaklarını, eşlerimize, kız kardeşlerimize, annelerimize, çocuk yaşta evlendirdiğimiz kız çocuklarımız, kız kardeşlerimiz hakkında yargılanacağımızı ya unuttuk yada gerçekten inanmıyorduk...

Bence biz çok dünyevileştik.

Müslüman, inandığı gibi yaşamaya çalışmayıp, yaşadığı gibi inanmaya devam ederse elbette Dünyevîleşme süreci başlamış demektir.

Şiddetin çok küçük yaşlardan itibaren yaşanması, aile içinde babanın anneye şiddet uyguladığının gözlenmesi, şiddetin normalleşmesine yol açmakta ve şiddet erkeklerin kadınlarla ilişkilerinde onları kontrol altına almak, hizaya sokmak için kendilerince zorunlu olarak başvurulan bir araç haline gelmektedir.

Küçük yaşlardan itibaren şiddete tanık olan kadınlar öğrenilmiş bir çaresizlik durumuna girebilirler. Şiddeti bir kader olarak kabul etmeye yönelebilmekteler.

Kadınlar en güvenli olmaları gereken yerde, yani evlerinde en çok güvenmeleri gereken kişilerden, yani babaları, erkek kardeşleri ve özellikle de hayatlarını paylaştıkları eşlerinden çeşitli şekillerde ve derecelerde şiddet görmektedirler.

Elbette Eğitim düzeyinin artması fiziksel veya cinsel şiddet yaşanma yüzdesini azaltmaktadır. Hiç okumamış kadınların %56 sı fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalırken, lise ve üzeri eğitim grubunda bu oran %27 ye düşmektedir. Lise ve üniversite okuyan her 10 kadından 3’nün şiddete uğraması da önemli ve düşündürücü bir sonuçtur.

Refah düzeyi düşük olan hanelerde yaşayan kadınların yarısı yaşamlarının herhangi bir döneminde şiddete maruz kaldıklarını belirtirken, yüksek refah düzeyindeki hanelerde yaşayan kadınların %29 u şiddete maruz kalmıştır.

Yaşam standartlarındaki artış kadınların daha az şiddete maruz kaldıklarını göstermekle birlikte, yüksek refah düzeyine sahip olmak ta kadınların şiddetten tamamen korundukları anlamına gelmemektedir maalesef.

Ayrıca Dünyada her yıl 18 yaşın altında 10 milyon kız çocuğu evlenmektedir. Bu; ayda 833.333, haftada 192.307, günde 27.397, dakikada 19, her 3 saniyede bir kız çocuğun evliliğini ifade etmektedir. Bu korkunç bir rakam. Ayrıca küçük yaşta evlendirilen kız çocuklarının büyük oranda hiç eğitim görmedikleri, özellikle bu kızların annelerinin çoğunun hiç eğitim görmediği ve okuryazar olmadığı belirlenmiştir. Ve bu evliliklerin gerçekleşmesini din adamları yapmaktalar maalesef. Devlete göre suç sayılanı din adamları uygun görüyorlar. Üstelik kadının hiçbir hakkı güvence altına alınmadan, resmi bir bağlayıcılığı olmadan tamamen söz üzerine gerçekleştirilmektedir. Biraz empati yapın. 13 yaşındaki kızı evlendirmeye uygun gören babalar, oğullarının 13 yaşında evlenmesine razı olurlar mı. Kız çocuklarımızı neden bu kadar tehlike olarak görüyoruz. Namus kavramı sadece kadın için mi var. Erkekler için namus kavramı söz konusu değil mi. İslamiyet ne zamandan beri erkek çocuklarını kız çocuklarından üstün gördü. Hz Muhammed’i örnek alan bizler hangi hakla erkeği kadından üstün tutmaktadır. Oysaki Hz Muhammed:

“–İkram ve ihsanlarınızla çocuklarınıza eşit muâmelede bulunun. Eğer ben birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.” Buyurmadı mı ?

Unutmayalım ki Erkek ve kadın, kulluk plânında Allah katında eşittir. Kadın, kadın olduğundan dolayı Allah katında asla eksik ve kusurlu görülmez.

Hz. İsa yı. Hz musa yı. Hz. İbrahimi. Hz. Yusuf’u, Hz Muhammedi birer anne getirmedimi dünyaya. Peygamberlerimizin varlıklarını kadınlara borçlu değil miyiz.

Allah kuranda hz. İsa nın annesi olan Hz. Meryem’i 34 yerde zikredip, Firavunun hanımı Asiyeyi övmüyor mu.

Bugün kadına şiddet uygulayan insanlar, çocuk yaşta kızlarını evlendiren insanlar . İstedikleri kadar namaz kılsınlar, istedikleri kadar oruç tutsunlar. Kusura bakmasınlar bu insanlar İslâm terbiyesiyle, Muhammedî ahlâkla yetiştirilmiş insanlar değildir bana göre.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.