1. HABERLER

  2. GÜNCEL

  3. Müslüman Oldu, “İbrahim Sediyani” İsmini Aldı
Müslüman Oldu, “İbrahim Sediyani” İsmini Aldı

Müslüman Oldu, “İbrahim Sediyani” İsmini Aldı

A+A-
Almanya’nın Köln şehrindeki Weltweiter Einsatz für Arme (WEFA) adlı insanî yardım vakfının gönüllüsü olarak Türkiye’deki İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsanî Yardım Vakfı ekibiyle birlikte Somalili mültecilerin kaldığı Kenya’nın kuzeydoğusundaki Dadaab Mülteci Kampı’na giden ve burada bir hafta kalıp Kurban Bayramı’nı mülteci kampında geçiren gazeteci, yazar ve seyyâh İbrahim Sediyani’den etkilenen ekibin şoförü, Müslüman oldu. Kenyalı bir Hristiyan olan ve başkent Nairobi’de yaşayan 46 yaşındaki Charles Kamau’nun yeni ismi: İbrahim Sediyani Kamau.
 
İnsanlığın karşı karşıya kaldığı en büyük açlık ve kuraklık felâketi nedeniyle yurtlarını terk edip “Ölüm Yürüyüşü” adı verilen ve günler süren yolculuk sonucu geldikleri Kenya’nın Kuzeydoğu ilinin Dadaab ilçesinde, Dadaab Mülteci Kampı’nda kalan Somalililer, Kurban Bayramı sevincini dünyanın dört bir yanındaki Müslümanlar’ın ve insanî yardım kuruluşlarının gönderdikleri yardımlarla ve kestikleri kurban etleriyle huzur içinde yaşadılar. Açlık ve kuraklık nedeniyle yüzbinlercesinin hayatını kaybettiği, yüzbinlercesinin de yurtlarını terk edip Kenya topraklarına hîcret ettiği Somalili mülteciler için geçtiğimiz Ramazan ayında yardım seferberliği başlatan ve yaşanan insanî dram ile ilgili ardı ardına yazılar kaleme alıp Türkiye kamuoyunu Somali halkına yardım ellerini uzatmaya çağıran yazar İbrahim Sediyani, bunlarla da yetinmeyip o topraklara gitti ve Kurban Bayramı’nı Somalili mültecilerin arasında geçirdi.
 
Almanya’daki WEFA adlı insanî yardım vakfının gönüllüsü olarak 3 Kasım Perşembe günü İstanbul’a gelip 13 kişilik İHH ekibiyle birlikte 4 Kasım Cuma günü Katar’ın başkenti Duha üzerinden Kenya’nın başkenti Nairobi’ye uçan Sediyani, Arefe Günü olan 5 Kasım Cumartesi karayoluyla ülkenin kuzeydoğusunda ve Somali sınırına 100 km mesafede bulunan Dadaab Mülteci Kampı’na gitti. Yolculuk esnasında İHH ekibi tarafından fotoğraf çekmesi ve gezi notları tutması için aracın ön koltuğuna oturtulan İbrahim Sediyani, 9 saatlik yolculuk boyunca ekibin Hristiyan şoförü Charles Kamau ile sohbet etti. Şoföre Afrika ve Afro – Amerikan halklarının kurtuluş reçetesi olarak Malcolm X tarafından geliştirilen “Siyâh Devrim” hareketi hakkında bilgi veren Sediyani, “Siyâh Devrim” hareketinin Beyaz Adam emperyalizmine karşı siyâh, esmer, kızıl, sarı, tüm renkli ırkların birleşmesi gerektiğine inandığını söyledi. Yeryüzündeki gerçek savaşın “kuzey – güney savaşı” olduğunu, “kuzey”den kastın beyaz ırkın temsil ettiği Avrupa, Kuzey Amerika ve Avustralya, “güney”den kastın ise renkli halkların temsil ettiği Afrika, Asya ve Latin Amerika olduğunu belirten “Siyâh Devrim” hareketinin dünyayı en iyi okuyabilen bakış açısı olduğunu ifade eden İbrahim Sediyani, kendisinin de Pan – Afrika hedefine inanan gerçek bir siyâh devrimci olduğunu söyledi.
 
Afrika’nın sömürgeleştirilmesi ve Beyaz Adam’a karşı verilen özgürlük ve bağımsızlık mücadeleri hakkında tarihsel bilgiler aktaran İbrahim Sediyani, İngiliz sömürgesi olan Kenya’nın bağımsızlık sürecinden bahsetti. İngiliz egemenliğine karşı Kenya’da baş gösteren Mau Mau Ayaklanması’ndan uzun uzun bahseden Sediyani, bu hadiseden alınması gereken çok dersler olduğunu kaydetti. “Kenya topraklarında 1952 – 60 yılları arasında vuku bulan ve liderliğini 1957’de İngilizler tarafından asılarak idam edilen Dedan Kimathi’nin yaptığı Mau Mau direnişi, Afrika kıt’âsının 20. yy’da tanık olduğu en onurlu ve en siyâh devrimci hareketti” diyen İbrahim Sediyani, Mau Mau hareketinin Kenya’yı bağımsızlığa götüren süreci başlattığını ve bunun 1963’te Jomo Kenyatta önderliğinde gerçekleştiğine işaret etti.
 
Biri erkek biri kız iki çocuk babası olduğunu, oğluna “Malcolm” ismini koyduğunu söyleyen İbrahim Sediyani, bunu Hristiyan iken Müslüman olan ABD’ye karşı İslamî siyâh direniş başlatan Malcolm X’e duyduğu sempati ve hayranlıktan dolayı yaptığını belirtti. Bir yazar ve şâir olarak makalelerinde ve şiirlerinde Kenya’yı, Nairobi’yi, Mau Mau hareketini ve Kenya’nın kurucusu Jomo Kenyatta’yı andığını ve selamladığını söyleyen Sediyani, “Seni Sevmek” adlı şiirinde “Seni sevmek, hazalım / kar ile doldurmaktır çaydanı / canana adamaktır canı / İbrahim Sediyani’nin dört zindanı / (Diyarbakır / Tahran / Nairobi / Brüksel) / ve dördünü birden bir arada yaşayabildiğim / yeryüzündeki tek şehir olduğu için / kendimi yalnızca İstanbul’da özgür hissetmektir” ifadelerinin geçtiğini, oğlu Malcolm doğduğu günün gecesi yazdığı “I’m Malcolm” adlı yazıda ise şu ifadeleri kaleme aldığını söyledi: “Babamın söylediğine göre özgürlük, Kenyalı bir Masai kızının genç bir Mau Mau gerillasıyla elele tutuşup Jomo Kenyatta'ya devrim türküleri sunmasıymış. / Bağımsızlık ise, ismi “timsah” anlamına gelen Kaduna nehrinin kenarında Nijeryalı genç bir Fulani kızının yanağındaki gamzeyi öpmek kadar güzelmiş.”
 
Libya’daki Ömer Muhtar kıyâmından, Nijerya’da Osman Dan Fadio, Şeyh Ahmedu Bello, Hacı Ebû Tawafa, Şeyh Süleyman Kumo ve İbrahim ez- Zakzakî’nin önderlik ettiği Fulani direnişinden, Senegal’de Léopold Sédar Senghor’un kurduğu “Négritúde“ (Siyâh Güzeldir) adlı edebiyat akımından, Güney Afrika’daki ırkçı Apartheid rejimine karşı Nelson Mandela ve İmam Abdullâh Harun’un verdiği mücadeleden, ABD’deki siyâhilerin önderleri Malcolm X ve Marcus Garvey’den bahseden İbrahim Sediyani, 20. yy’da ABD’de dört tane siyâh lider çıktığını, bunlardan Elijah Muhammed’in sapık ve kişiliksiz, Martin Luther King’in ise uzlaşmacı ve pısırık olduğunu, öte yandan Malcolm X ve Marcus Garvey’in tertemiz bir mücadele ortaya koyduklarını savundu. Amerika’da Malcolm X’in “Siyâh Devrim” hareketini, Marcus Garvey’in ise “Anavatana Dönüş” hareketini başlattığını söyleyen Sediyani, “Marcus Garvey, ABD’deki siyâhların Afrika’dan köle olarak getirildiklerini, dolayısıyla özgürlüğüne kavuşmaları için geldikleri topraklara geri dönmeleri gerektiğini savunuyordu. Garvey’in hareketinin ABD yönetimine karşı mücadele ederken dalgalandırdığı bayrak siyâh, kırmızı, yeşil ve beyaz renkleri taşıyordu. Nitekim bugünkü Kenya bayrağının renkleri de oradan alınmadır. Kenya bağımsız olunca, Marcus Garvey hayranı olan ilk devlet başkanı Jomo Kenyatta, bu bayrağın renklerini ülkeniz için seçti. Sizin bayrağınızın renkleri bu yüzden böyledir” dedi.
 
Sediyani’nin Pan – Afrikanist fikirlerinden oldukça etkilenen şoför Charles, “Kendi ülkem hakkında ben bile bu kadar şeyi bilmiyorum. Afrika’ya duyduğun bu ilginin sebebi nedir?” diye sordu. Bu soruya “İslam” diyerek cevap veren Sediyani, “Ben bir Müslüman’ım. Dînim İslam bana her zaman için mazlum ve mustaz’af halklar ile dayanışma halinde olmayı, zalimlere karşı mazlumların tarafında saf tutmayı emreder” dedi. İslam itikadı hakkında bilgiler veren ve Kûr’ân-ı Kerîm’den âyetler okuyan Sediyani, İslam dîninin “Tevhid” esası üzerine bina olunduğunu, Tevhid’in esasının ise Allâh’tan başkasına kulluğu ve itaati reddetmek ve hakimiyeti yalnızca Allâh’a has kılmak olduğunu belirtti. Özgürlük ve kurtuluşun tek yolunun yalnızca Allâh’a kulluk ve ibadet etmek, Allâh’tan başkasına kulluğu kesin olarak red etmek ile mümkün olduğunu ifade eden İbrahim Sediyani, bu yolun adının İslam olduğunu, Allâh’ın ipine sımsıkı sarılan ve Tevhid yolundan ayrılmayan insanlar ve halklar için köleliğin sözkonusu olmayacağını, onların hem dünya hayatında, hem de âhiret hayatında kurtuluşa ereceklerini, bunun Allâh’ın Kûr’ân’daki açık bir vaadi olduğunu söyledi.
 
Arefe Günü gerçekleşen 9 saatlik yolculuktaki bu sohbette dinlediklerinin etkisinde kalan şoför Charles, bayramda ise İHH ekibindeki Müslüman gönüllülerin Dadaab Mülteci Kampı’ndaki çalışmalarını ve hizmetlerini bizzat gözlemleme imkânı buldu. Müslümanlar’ın hiçbir çıkar ve menfaat gözetmeksizin, herhangi bir ücret veya karşılık da beklemeksizin, hiç tanımadıkları insanlara nasıl yardım yaptıklarını, kurban kesip etlerini çadır çadır dolaşarak mülteci ailelere dağıttıklarını hayranlık duygularıyla seyreden Charles’in kalbine imân nûru girdi. Bir bakıma, İbrahim Sediyani’nin Arefe Günü anlattıklarını, İHH İnsanî Yardım Vakfı bayram günlerinde pratik uygulamalarıyla tasdik etmiş ve kanıtlamış oluyordu.
 
Bayramın 3. gününün sabahı ekipteki gönüllülere müjdeyi veren, Müslüman olmaya karar verdiğini söyleyen Charles, Kelime-i Şahâdet getirdi ve bu dakikadan itibaren Müslüman olduğunu, hayatının bundan sonrasını bir Müslüman olarak yaşayacağını söyledi. Hidayetine vesile olduğu için İbrahim Sediyani’ye müteşekkir olduğunu ve bunu resmîleştirmek için O’nun ismini taşımak istediğini söyleyen Kenyalı 46 yaşındaki ve 4 çocuk babası Charles, Nairobi’ye döner dönmez Nairobi Belediyesi’ne başvurup kendisine yeni ismiyle yeni bir kimlik kartı çıkartacağını, “Charles Kamau” olan ismini “İbrahim Sediyani Kamau” olarak değiştireceğini söyledi. Charles ayrıca hanımına ve çocuklarına da bu kararını açıklayacağını ve ailesini de İslam’a dâvet edeceğini sözlerine ekledi.
 
Bu tarifsiz güzellikteki hadise, insanî yardım amacıyla bu topraklara gelmiş olan İHH ekibinde büyük bir sevince yol açtı. İHH gönüllüleri hem Charles Kamau, yeni ismiyle İbrahim Sediyani Kamau’yu, hem de İbrahim Sediyani’yi tebrik ettiler.
 
Ufkumuz Haber / NAİROBİ
 
 
FOTOĞRAFLAR:
 
 
2 × İBRAHİM SEDİYANİ... İbrahim Sediyani Kamau ve İbrahim Sediyani İpek
 
 
Almanya’daki WEFA adlı insanî yardım vakfının gönüllüsü olarak Türkiye’deki İHH ekibiyle birlikte Somalili mültecilerin kaldığı Kenya’daki Dadaab Mülteci Kampı’na giden gazeteci, yazar ve seyyâh İbrahim Sediyani’den etkilenen ekibin şoförü, Müslüman oldu. Kenyalı bir Hristiyan olan Charles Kamau’nun yeni ismi: İbrahim Sediyani Kamau.
 
 
Arefe Günü gerçekleşen 9 saatlik yolculuktaki bu sohbette dinlediklerinin etkisinde kalan şoför Charles, bayramda ise İHH ekibindeki Müslüman gönüllülerin Dadaab Mülteci Kampı’ndaki çalışmalarını ve hizmetlerini bizzat gözlemleme imkânı buldu. Müslümanlar’ın hiçbir çıkar ve menfaat gözetmeksizin, herhangi bir ücret veya karşılık da beklemeksizin, hiç tanımadıkları insanlara nasıl yardım yaptıklarını, kurban kesip etlerini çadır çadır dolaşarak mülteci ailelere dağıttıklarını hayranlık duygularıyla seyreden Charles’in kalbine imân nûru girdi.
 
 
İHH, garipleri ve muhtaçları sevindirmek, yetimlerin ve kimsesizlerin yüzünü güldürmek için yine yollarda... 2011 Kurban Bayramı / Kenya – Somali Ekibi: İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsanî Yardım Vakfı Prodüksiyon Birimi Kameramanı Fatih Bacağıkırık (memleket Çankırı – Eldivan), Gerçek Hayat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ali Ayçil (memleket Erzincan), Gezgin Dergisi Yazarı ve Fotoğrafçısı Dursun Çiçek (memleket Kayseri), İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsanî Yardım Vakfı Ankara Şubesi Görevlisi Mustafa Arslan (memleket Çankırı), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdür Yardımcısı Mehmet Çelik (memleket Kastamonu – Bozkurt; ekibin başkanı), Gazeteci – Yazar ve Seyyâh İbrahim Sediyani (memleket Elâzığ – Karakoçan), Özgün İrade Dergisi ve Nida Dergisi Yazarı ve Mirac Kültür Merkezi Üyesi Furkan Yılmaz (memleket Malatya – Yeşilyurt), Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Konya – Karatay İlçe Teşkilatı Üyesi Ali İhsan Dinç (memleket Konya; memleketine gitmek istiyordu, “Kenya”yı “Konya” anladığı için yanlışlıkla kafileye katıldı :) :)), Bursa Maliye Misafirhanesi Sorumlusu Sönmez Temur (memleket Elâzığ – Maden), Uluslararası Nakliyatçı Aziz Durgut (memleket Yozgat), Sinema Sanatçısı Yaşar Alptekin (memleket Tekirdağ – Şarköy), Özgür Yazarlar Birliği (ÖYB) Genel Sekreteri, Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği (TOKAD) Yönetim Kurulu Üyesi, İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsanî Yardım Vakfı Tokat İl Temsilcisi ve Muş Alparslan Üniversitesi Araştırma Görevlisi Doğan Özlük (memleket Mardin – Midyat), Bayrampaşa Sağlık Hizmetleri Yardımlaşma Derneği Başkanı Zeki Sağın (memleket Sivas – Zara) ve İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsanî Yardım Vakfı Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Enver Öztürk (memleket Bursa).
 
 
İHH gönüllüleri secdede... Dadaab Mülteci Kampı’nda bayram namazı
 
 
İHH demek, “değişen dünyada değişmeyen değerlerin yaşatılması” demek
 
 
WEFA demek, “paylaşma ve yardımlaşma” demek
 
 
Kapitalist sömürü düzenlerinin ilkesi “Veren el, alan elden üstündür”; WEFA’nın ilkesi ise “Veren el, alan eli öper ve önünde saygıyla eğilir”...
 
 
Bayram sevincinin adıdır WEFA... WEFA, mutluluğun ve tebessümün tüm dillerdeki ortak ismidir..
 
 
WEFA’nın yol haritasını çizen prensip, Kûr’ân-ı Kerîm’deki “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen, yemeği fâkire, yetime ve esire verirler. ‘Biz sizi Allâh rızası için doyuruyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, çetin ve belalı bir günde Râbbimiz'den korkarız’ derler.” (İnsan, 8 – 10) âyet-i kerîmeleridir.
 
 
“Bir gülüşü dünyaya bedel” sözü en çok da bu yetim çocuklara yakışıyor
 
 
WEFA yetimleri kucaklayıp kaldırıyor, yetimlerin minik elleri ise WEFA’nın kalbi üzerinde birleşiyor
 
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.