1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Müslüman Kürd Peşmerge Hareketi
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Müslüman Kürd Peşmerge Hareketi

A+A-

Uluslar arası sınırların değişmesi, yeni devletlerin doğması ve bazı devletlerin küçülmesi veya büyümesi genellikle büyük çaplı savaşları müteakiben gerçekleşirken, bir ülkenin içinde de önemli değişiklikler, genellikle devrimleri müteakiben vuku bulur.

İran İslam Devrimiyle birlikte en azından İran Kürdistanı ile ilgili önemli ve de olumlu değişimlerin yaşanması için uygun koşullar oluşmuştu. Ne var ki, aşağıda değineceğim nedenlerden dolayı, var olan koşullardan doğru istifade edilemedi.

Her devrimin arkasından bir otorite boşluğu oluşur. İçeride ve dışarıda hesabı olanlar bir şekilde bu boşluktan yararlanmak ister. Devrimden sonra İran Kürdistanı'ndaki siyasi Kürd hareketler, silahlı güç kullanarak şehirleri ele geçirerek taleplerini kabul ettirme yolunu seçtiler. Senendec, Kirmanşah, Mehabad, Pave, Merivan, Kamyaran ve Revanser gibi bir çok il ve ilçede askeri merkezlere silahlı baskınlar düzenleyerek ordunun silahlarına el koyuyor ve bazı yerleri de ateşe veriyor ve fiili olarak kontrolü ele geçiriyorlardı. Böyle koşullarda aktif olarak siyasetin içinde yer almayan halk kesimleri de paniğe kapılarak daha güvenli bölgelere göç eder. Kürdistan'da da bu nedenle önemli ölçüde bir iç göç ve çalkantı yaşanmaya başladı. Bu tür ortamlarda kimin kiminle hesabı varsa, tasfiye etmeye çalışacağından büyük bir güvensizlik hakim olur.

O dönemde cumhurbaşkanı olan Ben-i Sadr, Daryuş Füruher başkanlığında bir Hüsn-ü Niyet Komitesi oluşturur ve bu komiteyi Kürdistan'a gönderir. Füruher'in kendisi de Kürd idi. Ben-i Sadr'ın emriyle Komite Kürd siyasi hareketleriyle görüşmeye başlar ve Kürd hareketleri resmen siyasi muhatap olarak kabul görür. PKK'nın otuz yıllık silahlı mücadelesine rağmen siyasi muhatap alınmadığı dikkate alınırsa, bu çok önemli bir adımdı. Daha da önemlisi, İmam'ın da bu görüşmeleri desteklemesi ve Hüsn-ü Niyet Komitesi'nin emirlerine uyulmasını istemesiydi.

Komite Senendec'e gittiğinde, Kürt hareketlerinin talebi üzerine, Senendec Hava Alanı'ndaki Devrim Muhafızları'nın tahliye edilmesi kararını alınır, şehrin güvenliği polise devredilir ve hiç kimsenin silahlı bir şekilde şehirde dolaşma hakkının olmadığı ilan edilir. Devrim Muhafızları bu duruma karşıydı ve karardan emin olmak için doğrudan İmam'ı ararlar. İmam, Komite'nin kararlarına itaat etmelerini ister. Onlar da itaat ederler.

Sorunun siyasi yönden çözülmesi için her zaman ele geçmeyecek bir fırsatın oluştuğu anlaşılıyor. Kürd hareketlerinin siyasi muhatap olarak alınmaları, mahalli düzeyde anlaşmaların yapılması, İmam'ın bu süreci desteklemesi gibi unsurlar,  esasen sorunu barışçı yoldan kalıcı bir şekilde çözme imkanını ve zeminini oluşturmuştu.

Her zaman vaki olmayacak bu koşullardan doğru bir şekilde yararlanılmamasının nedenlerine gelince...

Birincisi, ideolojik karşıtlık söz konusuydu. Devrim, İslam temelinde gerçekleşmişti. Kürd hareketleri ise, diğer yerlerde olduğu gibi sosyalist ideoloji veya sosyal demokrasi yanlısı bir mahiyet taşıyordu ideolojik olarak. Kürd hareketleri, henüz yeni şekillenmekte olan Devrim Muhafızları'na şiddetle karşıydı. Onların Kürdistan'ı tamamen boşaltmasını istiyorlardı. Konuya ilişkin bir önceki yazıda bu hususla ilgili bazı değinilerim olmuştu. Kürd hareketlerinin Devrim Muhafızları'na olan tepkilerinin asıl nedeni, ideolojik idi. Yıllarca Kürdleri baskı altında tutan klasik ordu ve polis(Şehrbani)'ye evet diyorlar ama, Devrim Muhafızları'na hayır. Neden? Çünkü Devrim Muhafızları askeri bir yapılanma olduğu kadar ideolojik bir yapılanmaydı aynı zamanda. Katıksız İslam düşüncesini savunuyorlardı ve kendilerini devrimin ikamesine ve korunmasına adamışlardı. Normal şartlarda düşünüldüğünde, Kürd hareketlerinin Şah zamanından kalma orduya ve güvenlik güçlerine hayır, Devrim Muhafızları'na evet demeleri beklenirdi. Çünkü yıllarca Şah zamanındaki güvenlik güçlerinden kötü muamele görmüşler idi. Devrim Muhafızlarının ve yeni yönetimin Kürtler ile ilgili bir geçmişi olmamış ki, onlara karşı tepkili olsunlar. Öyleyse sorun, tamamen ideolojik bir sorundu. İslam Devrimini müteakiben, Kürd hareketleri, klasik orduyu kendilerine daha yakın görmeye başladı. Yakınlığın kaynağı, ideolojik yakınlıktan başka ne ile izah edilebilir?

Bütün Kürdistan'da Kürd hareketlerinin çok önemli bir kısmının temel açmazlarından birisi, ideolojik olarak Kürd ve mücavir halklarla barışık olmamalarıdır.

İkincisi,  nedenlerinin haklılığı ve haksızlığı tartışmayı gerektirse de, kanaatimce tartışma götürmeyecek kadar kesin olan şey, Kürd hareketlerinin bağımsız önderliklere ve bağımsız hareket edebilecek koşullara sahip olmayışıdır. Bir hareket hangi sebeple olursa olsun, bağımsız hareket edemediği zaman,  kendini başarıya götürecek stratejilerde istikamet sağlayamaz.

İran'daki Kürd hareketlerini Irak rejimi destekliyordu. Bu destek, devrimden sonra iyice arttı. Irak bir yandan kendisi İran'ın Arap bölgelerini işgal etmeye hazırlanırken, öte yandan da İran Kürdlerini silahlandırıyor ve kışkırtıyordu. Senendec'de yaşanan bir olay, bu bakımdan çok düşündürücü olsa gerek. Irak'ın sınır bölgelerindeki askeri faaliyetleri artınca, sınır bölgesine bir askeri birliğin sevk edilmesi kararı alınır. Askeri birliğin Senendec'den geçip sınıra gitmesi gerekiyor. Askerler, silahlı Kürd hareketlerinin askeri birliğe müdahale etmemesi için, Devrim Muhafızlarının, sevk edilen birlikte veya bu birliğin güvenliğinin sağlanmasında görev almasını istemiyor. Kürdistan Devrim Muhafızları Komutanı Brucerdi, her ne kadar  ısrar ediyorsa da askerler kabul etmiyor. Askeri birlik yola çıkınca, Brucerdi, Müslüman Kürd Peşmerge hareketinden bir grubu, gizlice askeri birliği korumak üzere Senendec'e gönderiyor. Kürt hareketleri, askeri birliğin Senendec'i işgal etmek üzere yola çıktığını iddia ediyor ve yol vermeyeceklerini söylüyor. Albay Sadri, her ne kadar bu birliğin Irak'taki hareketlilikten dolayı sınıra gideceğini izah ediyorsa da Kürd hareketleri kabul etmiyor. Uzun uğraşların sonunda Ben-i Sadr'ın da talebiyle  Albay Sadri ile Kürd hareketleri arasında anlaşma sağlanıyor. Bu anlaşmaya göre, Askeri birlik Senendec çevre yolundan geçecek ve kimseye karışmayacak ve Devrim Muhafızları bu birlikte yer almayacak. Anlaşmadan sonra birlik belirlenen mesirde hareket halindeyken Kürd hareketleri tarafından ağır bir saldırıya uğruyor. Birliğin tümünün imha olmasını önleyen ise, Kak Daryuş öncülüğündeki Müslüman Kürd Peşmerge hareketine ait bir tim oluyor.

Bu olaya neresinden bakarsak bakalım, Kürd hareketlerinin akılcı ve bağımsız hareket etmedikleri görülür. Kürd sorununun doğru istikamette çözülmesini istemeyen bir irade kendini gösteriyor.

Üçüncüsü, Şah'ın dağıtılan gizli servis üyelerinden bir kısmının Kürd hareketlerine sığınmış olup onlara askeri taktikler ve stratejiler veriyor olmasıydı. Kürt hareketlerinin Savak ajanlarıyla işbirliği yapması, akılcılık ve bağımsızlık ilkelerine riayet edilmediğini gösteren bir başka delil olsa gerek.

Dördüncüsü, Kürd hareketlerinin uzlaşı ile siyasi çözüm bulmak yerine devrim sonrası oluşan otorite boşluğundan yararlanarak silah gücüyle bağımsız Kürdistan'ı oluşturma düşüncesini tercih etmiş olmaları ihtimalidir.

Senendec'deki askeri birliğe saldırıdan sonra çatışmalar yeniden başlar ve Devrim Muhafızlarıyla Müslüman Kürd Peşmerge birliklerinin de katıldığı yirmi gün süren iç çatışma süreci yaşanır. Kürd hareketleri yenilme noktasına gelince yeniden barış teklifi sunarlar. Ben-i Sadr'ın muvafakatiyle yeniden anlaşma sağlanır ve Kürd hareketleri yeniden serbestçe Senendec'de hareket etme imkanına kavuşur. Ne var ki, birkaç gün sonra yeniden saldırıya geçerek ateşkesi bozarlar.

Kürd hareketleri arasında da bir uyum yoktu. Çok sayıda grup silahlanmıştı ve her birinin farklı bağlantıları vardı. Kanaatimce, Irak ve Savak üyeleri, Kürd hareketlerini yanlış yönlendirerek İran Kürdistanında olumlu ve kalıcı bir siyasi çözümü önlediler. Çünkü adı geçen iki kesim de devrimi yıkmak istiyordu. Kürd hareketleri onlardan bağımsız hareket edemedi, akılcı davranamadı. Bağımsız hareket etseydiler, Savak unsurlarını dışlasaydılar ve kendi halkının değerlerine yakın dursaydılar, olumlu ve kalıcı iyi bir çözüm yolu bulunabilirdi. Bu süreç tersine işleyince, olanlar oldu...

***

Kürd hareketleri, Devrim Muhafızlarını Kürdistan'da bulundukları karargahlara hapsetmişti. Kürd hareketlerinin bu yöndeki taleplerine Cumhurbaşkanı Ben-i Sadr ve Hüsn-ü Niyet Komitesi olumlu cevap vermiş ve İmam da bu talebe uyulmasını istemişti. Esasen, Ben-i Sadr ve devrimde yer almış tüm solcu ve demokratik güçler, Devrim Muhafızlarının varlığına ve teşkiline karşıydı. İçten içe ideolojik çatışmalar yaşanıyordu.

Brucerdi, kendilerinin etkisiz hale getirildiğini ve bunun arkasında da düşünsel farklılıkların yattığını bildiği için Kürdistan'da farklı bir yolu tercih etti. İslami duyarlılığı olan kesimlerle  irtibata geçerek Müslüman Kürd Peşmerge hareketinin oluşturulmasını önerdi. Çünkü Kürd hareketlerinin ideolojik tercihlerinden ve yapıp ettiklerinden rahatsız olan kesimler vardı. Kak Daryuş ve Kak Rahim öncülüğünde silahlı bir hareket şekillenmeye başladı. Brucerdi, bu hareketi devrimin öncü kadrosunun onayıyla el altından destekledi. Hareket kısa sürede güçlendi ve bazı şehirleri ele geçirdi. İlk aldıkları yer, Kamyaran'dır. Gelişmeler Tahran'a intikal edince, Hüsn-ü Niyet Komitesi Kamyaran'a geldi. Müslüman Kürd Peşmerge yöneticileriyle görüşme yaptılar. İlginç bir görüşmedir bu. Komite, bu hareketi yasa dışı ilan eder. Kak Rahim ile şiddetli tartışmalar yaşanır görüşmede. Kak Rahim, kendilerinin Kürd olduğunu, üstelik müslüman olduğunu, dolaysıyla kendilerinin de bir hareket olma ve kendilerini koruma hakkının olduğunu, diğerlerinin siyasi muhatap olarak alınması gibi kendilerinin de muhatap alınması gerektiğini söyler ama sonuç alınmayınca, Kak Rahim Hüsn-ü Niyet Komitesini tutuklar. Olayı haber alan Brucerdi, helikopterle Kamyaran'a gidip olaya el koyar ve komite üyelerini göz altından çıkarıp görüşmelere başlar.

Diğer Kürd hareketleriyle görüşmeler sonuç vermeyince ve şiddetli çatışmalar başlayınca, Müslüman Kürd Peşmerge hareketi de çatışmalarda aktif rol oynar ve müessir olur. Ne var ki, sol hareketler tasfiye olduktan sonra Müslüman Kürd Peşmerge hareketi varlık gösteremez. Bunun önemli nedeni, Brucerdi'nin şehid olmasıdır. Brucerdi yaşasaydı, belki de Müslüman Kürd Peşmerge hareketinin önderliğinde İran Kürdistanına çok daha olumlu bir çözüm geliştirilebilirdi. Ayrıca bu hareket de bağımsız değildi. Varlığı, Brucerdi'nin varlığına bağlı bir hareket görünümünü veriyordu. Bağımsızlık sorunu burada da kendini gösterdi.

***

Bir hafta önce İran'ın Kürdistan eyaleti ile Güney Kürdistan yöneticileri arasında bir anlaşma yapıldı. Bu anlaşmaya göre, iki Kürdistan'da ikamet edenler vizesiz olarak on günlüğüne karşılıklı geçiş yapabilecekler. İran ile Irak arasında vize uygulaması vardır. Hakeza Türkiye ile Irak arasında da. Ancak İran ile Türkiye arasında da vize uygulaması yoktur.

İran'ın Güney Kürdistan'a ilişkin önemli bir adım attığı kanısındayım. Bu adımı Türkiye'nin de atması gerekir. Hatta daha önce böyle bir uygulamaya gitmeliydi. Suriye'nin de bu yönde bir karar alması gerekir.Türkiye ve Suriye'nin  de böyle bir olumlu adımı atması, Kürdistan Vize Birliği(KVB) gibi bir olumlu süreci başlatmış olur. Kürdistan'ın dört bölgesi arasındaki bilinen nedenlerden dolayı neredeyse bir asırdır Kürdler hep kaçak geçişleri tercih etmiş ve yığınla zorluklara katlanmışlardır. Bu türden pozitif uygulamalar, bütün bölgenin lehine olur. Kürdlerin hakları verildikçe, bölgedeki barış, huzur ve kendine güven artar azalmaz. Bütün bölge yöneticilerinin bu gerçeği anlamları gerekir. Kanaatimce İran, Irak, Türkiye ve Suriye'nin Kürd bölgeleri arasında pasaportsuz geçiş imkanı dahi sağlanabilir. Böyle bir imkanın sağlanması da hakeza Ortadoğu'nun merkezinde yer alan bu ülkelerin ve bütün bölgenin lehine olur. Karşılıklı güven, güveni arttırır; karşılıklı güvensizliğin güvensizliği tetiklediği gibi. Kürd halkına güven duyulması gerekir.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.