1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Mursî, Otoriter miydi?
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Mursî, Otoriter miydi?

A+A-

     Kıyam, mü'minin dünyalık her şeyi elinin tersiyle itebileceğini,

     Rükû, Allah'tan başkasına boyun eğmeyeceğini,

     Secdeyse, Allah'tan başkasına itaat etmeyeceğini anlatır.

     Namazını edâ eden mü'minlerden, bu yüzden mi korktular acaba?

     Canları ve mallarıyla bu dâvânın takipçisi olduklarını en iyi anlatan fiil, namaz olduğu için mi?

     Ramazan arefesinde, Kahire'de tan ağarırken, kan döküldü.

     Cumhuriyet Muhafızları Karargâhı önünde, namazını edâ eden cemaatin üzerine darbeci ordu ateş açtı.

     Son gelen bilgilere göre, en az 5'i çocuk, 8'i kadın olmak üzere toplam 84 kişi şehîd oldu, 300'den fazla kişi yaralandı.

     Bu bariz katliam üzerine, hâlâ Mursi'nin 'otoriter'liğinden söz açıp 'Darbe olması şarttı' demeye yeltenenler olacaktır. O yüzden gelin, Mursi, seçilmiş cumhurbaşkanı olarak görev yaptığı hepi topu bir yıl içerisinde ne gibi 'otoriterlikler' işlemiş, bakalım:

     Devrimden sonra ilk parlamento seçimleri yapıldı. Hürriyet ve Adalet Partisi % 47 oy alarak birinci parti oldu.

     Yeni Anayasa Komisyonu kuruldu.

     Kahire İdarî Mahkemesi, komisyonu feshetti. Komisyon, ikinci kez kuruldu.

     Bu arada cumhurbaşkanlığı seçimlerine iki gün kala, Anayasa Mahkemesi, parlementer sistemin parçası olan Mısır Halk Meclisi'ni lağvetti.

     Yüksek Askeri Konsey, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu tamamlanmak, yani görev süresi bitmek üzereyken, anayasa beyannamesi yayınlayıp Cumhurbaşkanı'nın yetkilerini budadı. Mursi'nin "Başkomutan" sıfatını elinden aldı. Askerî atamalar yapma hakkını engelledi. Parlamento feshedildiği takdirde Cumhurbaşkanı'na geçmesi gereken yetkileri, kendi tekeline aldı.

     Yani asker ve yargı vesayetinin tasarrufları sonucu, sivillerin egemenlik alanı, ilk defa halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı ve  yetkileri oldukça sınırlı olan Şura Konseyi'nden ibaret kalmıştı. Mursi böyle bir ortamda Cumhurbaşkanı olmuştu.

     Anayasa Meclisi üyeleri işlerini yapmaya devam ederek, doğrusuyla yanlışıyla bir anayasa metni ortaya koydu. Cumhurbaşkanı Mursi, anayasa referandumu için 15 Aralık tarihini belirledi. Ancak bunu yapabilmek için, darbe tehdidini sürdüren yargı vesayetinin uygulamalarına da karşı koyması gerekiyordu. Mursi, Anayasa Meclisi'ni ve Şura Konseyi'ni dağıtabilecek güçte ve 2 Aralık'ta açıklanacak olan Anayasa Mahkemesi kararına karşı, sivil yönetimi savunmak için 22 Kasım'da anayasal bildiri yayınlayarak yetkilerini genişletti ve de facto süren bir darbe sürecini askıya almış oldu. Lâkin bu yetki genişletmesi referanduma yapılacak bir yargı müdahalesinin önüne geçmek için olduğundan 15 Aralık'ta sona erecekti. Yani hakkında fırtınalar kopartılan yetki sadece 23 gün sürecekti.

     Bu arada anayasa yapımından sorumlu Kurucu Meclis'i dağıtması için Anayasa Mahkemesi'ne başvuran da 'liberal, özgürlükçü ama önce seküler' diye tanımlanan gruplardı. Sandıkta istediklerini bulamamışlardı, anayasaya da içerik açısından büyük itirazları yoktu. Ama ülkeyi, en azından uzun yıllar yönetemeyecekleri, eskisi gibi sayısal azınlık olsalar da siyasal çoğunluk da olamayacaklarını görmüşlerdi. Mursi'nin tüm diyalog çağrılarına, ne olursa olsun anayasa yapım masasını terk etmeme ricalarına aldırmadılar. Sokaklara akın ettiler. Eski rejim artıklarıyla darbe olana kadar canhıraş mücadele ettiler.

     Sokaktakilerin temsilciliğini üstlenenlerin 'demokrat'lığını görmek için yargının meclisi feshetmesinin ardından yaptıkları açıklamalara bakmak kâfi: Hamdin Sabahi, kararı 'Şükürler olsun', Amr Musa 'İstikrar için olumlu bir adım', Baradey ise 'İktidardakiler, yargıya saygıyı öğrenmeli' diyerek karşılamıştı. Ve geldiğimiz noktada, 'darbenin sivil kuvvetleri' olarak bu kesimler büyük iş gördü.

     Bu arada Mısır'ı, Mursi'nin bir 'Şeriat ülkesi' yaptığını sananlara da hatırlatalım. Şeriat'a ilişkin anayasada bulunan ikinci maddede, Selefiler'in isteği üzerine değişiklik yapılmasını Müslüman Kardeşler geleneğinden gelen üyeler, diğer seküler üyelerle beraber reddetmiştir. Ve madde, 1971 yılından bu yana olduğu gibi 'Kanun koyucu İslâm Şeriatı prensipleridir' şeklinde muhafaza edilmiştir.

     Nasıl? 'Otoriter Mursi'ye karşı, yaşasın darbe, değil mi?!

     YENİ ŞAFAK

Önceki ve Sonraki Yazılar