1. YAZARLAR

  2. Zeki SAVAŞ

  3.  Muhsin Olabilmek
Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ

Zeki SAVAŞ
Yazarın Tüm Yazıları >

 Muhsin Olabilmek

A+A-
Kur'an'da 'Allah muhsinleri sever' ibaresi beş kez geçmektedir. Kur'an'da Allah'ın sevgisine mahzar olan, Allah'ın kendilerini sevdiği açıkça belirtilen yedi grup insan vardır. Bu muhabbet/sevgi ifadesi ise toplam 16 kez kullanılmaktadır. Muhsinler için 5, tevbe edenler için 1, Muttakiler (Allah'tan korkanlar) için 3, sabredenler için1, Allah'a tevekkül edenler için 1, mutatahhirin (temiz olanlar) için 2 ve muksitin ( adalet sahipleri) için de 3 kez kullanılmıştır. Görüldüğü gibi Allah'ın sevgisine en çok mahzar olan veya bu ifadenin kendileri için en çok kullanılan kimseler, 'muhsin' sıfatını taşıyan insanlardır.
Muhsin kimdir ki, Allah u Teala onları sevdiğini, onlara muhabbet gösterdiğini Kun'an'da beş kez buyurmuştur? İnsan ne yaparsa, hangi sıfatlarla donanırsa, muhsin olabilir ve Allah'ın sevdiği kul haline gelebilir?
Muhsin, Arap dili yapısı bakımından ihsan babının ism-i failidir. Yani ihsanda bulunan kimse demektir.
İhsan, hüsn (حسن) kökünden türetilmiştir. Hüsn, kubhun (قبح) ve kötülüğün karşıtıdır. Kubh, kelime anlamı itibariyle itidalin dışına çıkmak manasındadır. Kabih de gözün ve nefsin kabullenmediği şeyler anlamına gelmektedir.(1) Kubh, çirkin, nahoş demektir. Türkçe'de suç anlamında kullanılan 'kabahat' kelimesi de buradan gelmektedir.
Hüsn, bu anlamıyla soyut ve manevi sıfatlar ile söz, amel ve kalbi sıfatlar hakkında kullanılır.(2) Bu anlama binaen muhsin; sözü, ameli ve kalbi sıfatları itibariyle güzel olan ve güzelliklerde bulunan insan demektir.
"Allah Muhsinleri sever" ifadesinin geçtiği ilk ayeti ele alalım: "Allah yolunda harcayın(infak edin). Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İhsanda bulunun. Çünkü Allah, muhsinleri sever." (Bakara 195)
Bu ayet, savaşla ilgili olan bir önceki ayetin devamıdır, onunla ilgilidir. Savaşma gücüne sahip olmayıp mali güce sahip olan nice insanlar vardır; savaşma gücüne sahip olup mali güce sahip olmayan nice insanların olduğu gibi. Bunun için Allah u Teala mali gücü olanların, İslam uğrunda savaşma gücü olanlara maddi katkıda bulunmasını emrediyor.(3) Bu katkıda bulunanlar, muhsinler arasında yer alır, Allah'ın sevdiği insanlar grubuna dahil olur, Allah'ın sevdiği insanlar sınıfına girer.
İbn-i Kesir, "ihsan, itaat makamlarının en yücesidir" diyor.(4) İbn-i Kesir'in bu yorumunu, ihsanın kelime anlamını dikkate alarak değerlendirmek gerekir. Söz, amel ve kalbi sıfatlarının tümünü güzelleştiren, Allah'ın sevdiği kıvama getiren insan, itaat makamlarının en yücesine ulaşmış olur.
İbn-i Cerir, İkrime'nin ayette geçen 'ehsinu (احسنوا) emriyle ilgili olarak, "Allah hakkındaki düşüncenizi, zannınızı güzelleştiriniz" dediğini aktarıyor.(5) Yani Allah hakkında iyi düşününüz. Konu savaş ve infaktır. Biri cana, diğeri mala ilişkindir. Her iki konudaki özveri nefse ağır gelir. Nefse ağır gelen ilahi emirler, sizi Yahudiler gibi Allah ve peygamberi hakkında olumsuz düşünmeye sevk etmesin.
Kurtubi bu ayetteki ihsanı, bu manada tefsir ederken, Tantavi de "amelleriniz ve ahlakınızı güzelleştirdiğiniz, yardım etmeniz gerekenlere ihsanda bulunduğunuz ve farzları eda ederek güzel şeyler yaptığınız gibi Allah hakkındaki zannınızı ve düşüncenizi güzelleştiriniz" diyor.(6)
Bu ayetteki ihsanın infak ile ilgili olduğunu kabul ettiğimiz zaman, ayetteki tehlike mevzusunun da infak ile ilgili olduğunu kabul etmemiz gerekir. İnfakta bulunmamak ve savaşa maddi katkıda bulunmaktan kaçınmak, İslam ordusunun zayıflamasına sebep olacaktır ki, bu da kendi eliyle kendini tehlikeye atmaktır. Nitekim Huzeyfe b. Yeman, İbn-i Abbas, İkrime, Ata, Mücahid ve cumhur, ayette geçen tehlikeyi, "açlık korkusuyla Allah yolunda infakı terk ederek kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın" şeklinde tefsir etmişlerdir.(7)
Muhammed Raşid Rıza da el-Menar adıyla meşhur olan Tefsirinde tehlikeyi bu anlamda yorumlamıştır. (8)
Taberi ise, bu yöndeki anlamı teyid eden çok sayıda rivayeti aktarıyor.Taberi, "Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız" ayetiyle ilgili İbn-i Abbas'tan şu aktarımda bulunuyor: "Tehlike kişinin Allah yolunda öldürülmesi değil, Allah yolunda infaktan geri durmasıdır"(9)
Bu ayet nazil olduktan sonra, bazı sahabiler kendileri için geride bir şey kalmayacak oranda infakta bulunmuşlardır.
Hacı Muhsin Şeyh Kıraati bu ayetle ilgili şu değerlendirmede bulunuyor:
"Ekonomi, her hareketin maddi dayanağıdır. (infak ediniz…) Cihad da maddi desteksiz ve özverisiz mümkün olmaz. Eğer toplum, düşmanın saldırısı sırasında hakkı savunmak amacıyla mali imkanlarını devreye sokmaz ise, yenilgi kaçınılmazdır.
İnfak ile kendinizi ve malınız sigortalayınız.
Allah'ın sevgilisi olmak, ihsanda bulunmak için en büyük teşviktir.(10)
Ayetullah Cevad-ı Amoli de söz konusu ayet hakkında şu yorumda bulunuyor:
"İnfakın aslı, Allah yolunda ihsan ve iyilikte bulunmaktır. Bu ihsan ister İslam'ın silahlı güçlerine yardım şeklinde olsun ki, bu, karşı tarafa iyilikte bulunmak anlamında değildir; isterse kişinin ihtiyaçlarını temin şeklinde olsun ki, bu, karşı taraf açısından ihsan sayılır fark etmez." (11)
Ayetteki "ihsanda bulununuz" hükmünü su ayet içinde "infakta bulununuz" şeklinde anlaşılsa da, ihsanın genel anlamı kök anlamına uygun olarak farzların yerine getirilmesi, kötülüklerden kaçınılması, Allah yolunda infakta bulunulması ve güçlülerin muhtaçlara yardım etmesi gibi tüm güzel fiilleri de ihtiva etmektedir.
Ayetteki "ihsanda bulununuz" emrini Allah yolunda cihad ediniz şeklinde tefsir edenler de vardır. Bu tefsire göre muhsin, mücahid demektir.(12)
İhsanı hangi anlamda kabul edersek edelim, Allah'ın muhabbetini celb eden ihsan sıfatının kişide daimi olması gerekir ki, Mevla'nın ihsan sahibine olan muhabbeti de daimi olsun.
Allame Tabatabai, bu ayetin İslam ordusunu donatma ile ilgili infakı farz kıldığını söylüyor.(13)
Kendi fiili koşullarımızda sıcak savaş ve bu savaşı yürüten İslam ordusu yoktur. Ama İslam'ın hıfzı sıcak savaşa münhasır değildir. İslam'ın hıfzı ve rüşdüne ilişkin mücadele daimidir. Bir gün sıcak savaş şeklinde olur, bir gün ilim merkezlerinin tesisi ve ilim ehlini yetiştirmek şeklinde olur, bir gün davet ve tebliğ ve davetçilere gerekli maddi desteği vermek şeklinde olur. Zaman ve zemine göre mücadele tarzı değişir ama infakta/ihsanda bulunma imkanı her zaman için vardır. Koşullara göre İslam ordusunu donatmak ile bir ilim merkezi tesis etmek arasında hüküm bakımından fark vardır ancak ikisi de hayırlı amellerdendir. Her ikisi için yapılacak infak, ihsandır ve bunu yapan muhsindir, muhsin de habib-i Hüdadır.
Sonuç itibariyle her türlü infak ihsandır ancak ihsan infakla sınırlı değildir. Sözdeki, amellerdeki ve kalbi sıfatlardaki tüm güzellikler ihsanın içine girer. Diğer ayetlerde göreceğiz ki, takva da, direniş de ihsandır. İhsan mahiyetindeki amelleri işleyerek muhsin olmak ve Allah'ın sevgisine, muhabbetine nail olmak, O'nun mahbubu olmak imkanı biz müminlere verilmiştir. Bu dereceye, bu ulvi makama ulaşıp ulaşamamak ise bizim sürekli, duyarlı ve dikkatli tercihlerimize bağlıdır. Söyleyeceğimiz her sözü, işleyeceğimiz her ameli, kalbimizden geçen her düşünceyi ölçüp tartabilir, güzel olup olmadığına, ihsanın kapsamına girip girmediğine bakarak bilinçli bir tercihte, ihsandan yana tercihte bulunabiliriz. Böylece dileyen muhsin olur, Allah'ın sevgisini elde eder; dileyen münkir olur, Allah'ın gazabını hakkeder.
Dipnotlar
1-Allame Mustafavi, el-Tahkik fi Kelimat'il Kur'an'il Kerim c: 9 sh:190
2-a.g.e., c: 2 sh: 259
3-Fahrü'l Razi, Tefsir'ül Fahr'i Razi, c: 2 sh: 130, Dar'ül Fikr
4-İbn-i Kesir, Tefsir'ül İbn-i Kesir, c:14 sh: 218
5-Suyuti, el-Dürr'ül Mensur, c:1 sh: 375
6-Tantavi, el-Cevahiru fi Tefsir'il Kur'an'il Kerim, c: 1 sh: 179
7-Kurtubi, el-Cami'ül Ahkam'il Kur'an c: 1 sh: 240
8-Raşid Rıza Muhammed, Tefsir'ül Kur'an'il Kerim, c:2 sh: 150
9-Taberi, Camiü'l Beyan, c: 2 sh: 247
10-Kraati Muhsin, Tefsir-i Nur, c:1 sh: 309-310
11-Amoli Cevad, Tefsir-i Tensim, c: 9, sh: 257
12-Ebi Hayan, el-Bahr'ül Muhit fi'l Tefsir c: 2 sh: 254

13-Tabatabai, el-Mizan, c: 2, sh: 64

www.fitrat.com

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.