1. YAZARLAR

  2. Hilâl Kaplan

  3. Muhatap Ak Parti'dir
Hilâl Kaplan

Hilâl Kaplan

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Muhatap Ak Parti'dir

A+A-

 

Abdullah Öcalan, 65 yaşına merdiven dayamış bir mahkûm. Yaklaşık 14 yıldır İmralı adasındaki cezaevinde tutuklu.
 
Gününün çoğunu izole biçimde geçiren Öcalan, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çekmeye hükümlü.
 
Baktığınızda Öcalan'ın mevcut şartlar altında on yıldan fazla ömrü kalmadığını söylemek mümkün.
 
O öldüğü zaman, PKK meselesini çözmek, sandığımızdan daha çetrefil bir hale gelebilir.
 
Zira Öcalan yaşarken bile örgüt içinde var olduğu gizlenemeyen çok başlılığın, ölümünün ardından ne hale geleceğini hayal etmek güç değil.
 
Dolayısıyla sadece şiddetle sonlandırılamayacağı artık devlet aklı tarafından da kabul gören PKK meselesinin çözümünde, Öcalan'ın kilit bir role sahip olduğunu teslim etmek gerekiyor.
 
Öcalan, artık sorundan ziyade çözüme yönelik bir imkân sunmaktadır. PKK taraftarı olanlara da, PKK karşıtı olanlara da…
 
Çünkü ülkemiz sınırları içinde, altı-yedi milyona tekabül eden bir tabanı barış ihtimaline hazırlayabilecek yegâne kişi Öcalan'dır.
 
Kandil'in hâlen 'askerî çözüm süreci'nden, BDP'nin alan hakimiyetinden bahsettiği bir vasatta; Öcalan'ın barışı tesis etmek noktasında hem gücü hem de sebebi diğerlerine göre daha fazladır.
 
Devletin, 'devrimci halk savaşı'nı sürdürerek Ak Parti'yi yıkma amacında olduğunu ilan etmiş bir örgütle masaya oturmak için hiçbir sebebi yoktur.
 
Kaldı ki Suriye'de hâlen Esed güçleriyle zımnî anlaşma içinde, bırakılan otorite boşluğundan istifade eden bir örgütün, Esed düşmeden Türkiye'ye yüzünü dönmesini beklemek siyaseten de gerçekçi değildir.
 
Açlık grevleri, devlet-Öcalan görüşmelerindeki dönüm noktalarından birisi olmuştur.
 
Devletin Öcalan'a, Öcalan'ın da devlete yeni bir şans vermesi için gerekli zemini hazırlamıştır.
 
Öcalan, fırsat verildiğinde gerilimi azaltıp müzakereye açık olduğunu göstermiş; devletse Öcalan'ın Silvan saldırısından bu yana örgüt üzerinde azaldığını hissettiği otoritesinin tahkim edildiğini ve yerinde olduğunu görmüştür.
 
Yine bu süreçte Ak Parti hükümeti, 'durdu, kilitlendi, yandı bitti kül oldu' denilen demokratik açılıma hız vermiş,
 
Yerel dillerin (elbette Kürtçe dahil) seçmeli ders haline getirilmesini,
 
Büyükşehir yasası ile yerel yönetimlerin güçlendirilmesini,
 
Anadilde savunma hakkının yasalarla koruma altına alınmasını,
 
Üçüncü yargı paketindeki reformlarla yargılamaların daha adil hale getirilmesi ve tutukluluk sürelerinde düzenlemeye gidilmesini sağlamıştır.
 
Ayrıca Ak Parti kurmayları, yeni anayasada vatandaşlık tanımının kesinlikle etnisite merkezli olmayacağını açıklamış,
 
Milletvekili yemininden 'laik cumhuriyet, Atatürk ilke ve inkılapları' ile 'büyük Türk milleti' ifadelerinin çıkarılmasını önermiştir.
 
Dördüncü yargı paketiyle de KCK davalarını da etkileyecek düzenlemelerin hayata geçirilmesi beklenmektedir.
 
Öcalan'a ev hapsi meselesi sorulduğunda Başbakan Erdoğan'dan hükümet yetkililerine hemen herkes 'asla olmaz' değil; 'şu aşamada gerçekçi değil, bu dönem içinde olmaz' demektedir.
 
Eskiden muhatap olması beklenen her imkânda söze 'Muhatap Öcalan'dır' diye başlayıp, topu İmralı'ya atan BDP'liler, ülkenin başbakanı, muhatap alınan kişinin Öcalan olduğunu söylemişken susmaktadır.
 
Başlaması muhtemel bir barış sürecinin muhataplarından ve mimarlarından birisi kaçınılmaz olarak Öcalan'dır.
 
Ak Parti, kamuoyunu buna adım adım hazırlamaktadır.
 
BDP'nin de 'devrimci halk savaşı' hayallerini ve Ak Parti'yi esas düşman gösteren söylemlerini bir kenara koyup, kendi kamuoyunu barış ihtimaline hazırlaması gerekmez mi?
 
Barış olacaksa, bu Ak Parti döneminde ve iktidarında olacak.
 
Devlet, muhatabın Öcalan olduğunu kabul etmiştir;
 
PKK ve kolları da muhataplarının Ak Parti hükümeti olduğunu içine sindirebilirse iyi olacak.
Önceki ve Sonraki Yazılar