1. YAZARLAR

  2. Muhammed Zahir

  3. Muhammed Zahir'in İnsan-Der Kongresindeki Konuşması'nın Metni
Muhammed Zahir

Muhammed Zahir

Muhammed ZAHİR
Yazarın Tüm Yazıları >

Muhammed Zahir'in İnsan-Der Kongresindeki Konuşması'nın Metni

A+A-

Değerli Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcileri,

Muhterem Konuklar, Değerli Üyelerimiz!

Hepinizi en samimi duygularla sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Değerli Kardeşlerim! Bizler, İslami davette şeri sınırlar dahilinde kaldığı müddetçe, davetsel çalışma yöntemlerinin zamansal ve mekansal şartlara bağlı olarak değişiklik arz edebileceğine inanıyoruz. Son yıllarda önemli oranda artış gösteren sivil toplum kuruluşları çalışmalarını da bu çerçevede görüyor ve değerlendiriyoruz. Global ve lokal boyutlarda devam ede gelen değişimlerin, bu tür çalışmaları dayattığı inancındayız.

Değerli Kardeşlerim! sivil toplum kuruluşlarının çalışma ve çabaları, birey ve toplum için hayra dönük çalışma ve çabalardır. İnsan muhterem, yani iradesini yok etmek üzere kendisine saldırılması haram olan değerli  bir varlıktır. Dernek olarak amacımız;  örnek bir mü’min neslin oluşturulmasında katkı sahibi olma, insan hak ve özgürlüklerine kastedenlere karşı toplumsal bir bilinç oluşturma ve birlikte bir yaşamın gerekleri olan ezilenlerin ezenlere karşı ortak paydalarda bir araya gelebilmesini sağlamaktır.  Her türlü zulmü, ağalığı, ağabeyciliği, ayrımcılığı, taifeciliği, kavmiyetçiliği, sömürücülüğü, reddediyoruz. Bu bilinçle mücehhez olmuş bir toplumun oluşumuna katkı sağlamak gerekmektedir. Bu amacın gerçekleşmesi, birey ve toplumun dünya ve ahiret saadetine ulaşabilmesi için sivil toplum kuruluşlarının çabaları büyük önem arz ettiğini düşünmekteyiz.

Türkiye’de iki binli yıllardan sonra STK’ların artmasıyla birlikte insanlar taleplerini daha rahat ve özgürce dile getirme imkanına kavuşmuşlardır. İslamcı Camialar da bu süreçten etkilenmiş ve taleplerini, beklentilerini, istemlerini STK lar aracılığıyla ifade etme yoluna gitmişlerdir. Bu süreç doğru algılanmalı ve değerlendirilmelidir. Sivil toplum kuruluşları, bölgesel ve evrensel hak ihlalleri, hukuksuzluk, adaletsizlik konusunda duyarlı olmalı, toplumsal duyarlılığı, her zaman haktan ve adaletten yana zulme ve zalime karşı ilkesi doğrultusunda kanalize etmelidir.

Bir asra yakındır süregelen islami inanç ve islami yaşam üzerindeki baskı, şiddet ve istibdat kabul edilemez bir durumdur. İslami inanca sahip bir insan, inancını sosyal yaşamda pratize etmek isteyince birileri nezdinde ötekileştiriliyor, Adalet ve Hukuk kavramları rafa kaldırılıyor, insan hak ve özgürlükleri görmezden geliniyor ya da birilerinin emellerine hizmet edecek şekilde yorumlanıp bu kavramların içleri boşaltılıyor… Birlikte bir yaşamın olmazsa olmaz gereği farklılıklara tahammül kültürüdür. Halkın inancını, kültürünü görmezden gelenler, günü geldiğinde halk tarafından da görülmezler…Halka rağmen halkı dizayn etme gayretlerinin akibeti, hiçte iyi olmayan sonlarla sonuçlandığı gerçeği tarihi tecrübelerle sabittir.  Şiddetin çözüm olamayacağı, gerek bölgemizde gerekse dünyanın değişik bölgelerinde yaşanan acı tecrübelerle kanıtlanmıştır.

Değerli Kardeşlerim! Tüm bunlara karşın İslami Camialar da; İslami faaliyetlerini yürütürlerken; çatışma kültürünü dayatan, kendilerini mutlak doğru, kendi dışındakileri batıl görme yanlışlığından sıyrılarak başka insanlara zarar vermeyen, her türlü eleştiriye açık olup katılımcılığı esas alan, şeffaf anlayışların hakim kılınması esas olmalıdır.

Değerli Kardeşlerim! Kürt sorunu bölgemizin ve Türkiye’nin en hassas ve maalesef en can alıcı sorunudur. maddi ve manevi ne tür erozyonlara sebebiyet verdiği hepimizin malumudur. “Aleyhinize de olsa hakkı ayakta tutan adil şahitler olun”  İlahi ilkesi mucibince yaşadığımız coğrafyada mazlum Kürt halkının uğradığı haksızlığın son bulması, bu sorunla bağlantılı olarak cereyan eden karanlık işlerin, ilişkilerin deşifre edilmesi, kamuoyuyla paylaşılması, on binlerle ifade edilen faili meçhullerin aydınlatılması ve önüne geçilmesi, toplumsal kardeşliğin tesisi için iktidarlar üzerinde bir baskı unsuru olan sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir.

Her sorun karşısında olduğu gibi, bu soruna yönelik tutum ve duruşumuzun da, Kürdistan ve Türkiye coğrafyasının realitesine uygun bir şekilde ilkesel olması kaçınılmazdır. Bu sorun her kavmin doğal hakları olan siyasal, sosyal, kültürel, tarihsel, iktisadi ve eğitim haklarının adil bir şekilde verilmesiyle çözüleceğine inanıyoruz.

Bu bağlamda, bölgede ve bölge dışında sorunun çözümüne yönelik çalışanların; yapacakları çalışmalarda öncelikle birbirlerine alternatif olma niyet ve amacından uzak olmaları gerekir. Gösterilen çabalar, Kürt halkına ve bu sorundan canı, malı yanan herkese karınca kararınca bile olsa pozitif bir katkı sağlamaya yönelik olmalıdır. Sorunun çözümüne yönelik yapılacak olan çalışmalar; birilerinin düğmeye basması sonucu olmamalı, samimi bir şekilde yürütülmelidir.

Kürt halkının yaşadığı sorunların çözümünün, kimsenin ipotek ve tekelinde  olmadığı, olamayacağı; bu sorunların bertaraf edilmesi için özel ve tüzel kişilerin ortaya koyduğu samimi çalışma ve gayretlerin takdirle karşılanması, değerli bulunması gerektiğine inanıyoruz. Milletin evlatlarını birbirine kırdırtacak, bir takım karanlık güçlerin faili meçhul cinayetler işlemesini sağlayacak ve yargısız infazların yolunu açacak süreçleri tekrar başlatmak kimsenin yararına değildir. Bu süreçleri başlatacak olanlar süreçlerin altında kalmaya ve yok olmaya mahkum olacaktır.  

Toplumsal kaos, kargaşa ve huzursuzlukların müsebbibi; topluma bir elbise dikip giydirmeye çalışan, yıllarca ayrımcı, haksız, dayatmacı, militarist politikalarla milleti ezip geçen, topluma sürü muamelesi yapan ergenekonvari darbeci mantığın topluma sirayetinin önlenmesi konusunda da sivil toplum kuruluşları kararlı bir tutum sergilemelidirler. Bu çarpık mantık sahiplerinin toplumu belli periyotlarla kasmaması, germemesi için sivil toplum kuruluşları hak, hukuk ve adalet ekseninde, sivil bir anayasanın ivedilikle yapılması için çabalarını bir araya getirmeli, birlikte hareket etmeli, bu konudaki taleplerini sürekli gündemde tutarak somut anlamda sonuç alınıncaya kadar gevşeklik göstermemelidirler.

Değerli Kardeşlerim, bu duygu ve düşüncelerle derneğimizin olağan genel kurulunun hayırlara vesile olmasını, toplumun yararına olan hizmet ve çabalarının artarak devam etmesini diliyorum. Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir.

 Hepinizi tekrar sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar