1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Muhaliflerin Birbirleriyle Savaşı da Bu Savaşa Destek Olmak da Doğru Değ
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Muhaliflerin Birbirleriyle Savaşı da Bu Savaşa Destek Olmak da Doğru Değ

A+A-

Suriye'de halk ayaklanması başladığından bu yana iki taraf vardır: Zalim ve mazlum. Esed rejimi tarihte ender görünen seffak (kan akıtıcı) rejimlerden biridir. Bu rejime karşı mücadele eden tüm taraflar da mazlumlar safında yer almaktadır.

     Esed'e karşı savaşanlar, hangi etnik kökene, dine, mezhebe ve ideolojiye sahip olursa olsun tümü mağdur ve mazlum tarafta yer almaktadırlar. Tümünün ortak hedefi, Esed rejiminin sona ermesidir. Mazlum safta yer alan mahkumların kendi aralarındaki farklılıkları derin de olsa, hepsinin ortak hedefi ve ortak paydası, zalim rejim karşıtlığıdır.

     Zalim rejim de bu gerçeğin farkında olduğu için muhaliflerin arasındaki çelişkilerden yararlanarak onların birbirileriyle savaşması için her türlü hile ve entrikaya tevessül etmektedir. Muhalif mahkumların birbirleriyle savaştırılması, zalim hakimlerin kadim zamanlardan beri baş vurduğu alışık bir stratejidir. Ne yazık ki, tekrar-ı mükerrerat olmasına rağmen bu stratejik oyun her ne zaman sahneye sürülse, mahkumlardan oyuncu ve seyirci bulabilmektedir. Şimdi de Suriye'de Rojava eksenli bu oyun sahneye konmuş, Suriye'de oyuncu, Türkiye'de de taraftar bulmuştur.

     Dolayısıyla açık ve net olarak şu hususları belirtmek gerekir:

     1-Suriye'de mahkum ve mazlum olan muhaliflerin birbirleriyle savaşması çok ciddi bir sapmadır. Bu iç savaşın kazananı, mahkumlardan biri olamaz. Kazanan biri olacaksa, o da zalim Esed rejimidir. Bu sebeple hangi tarafın haklı ve hangi tarafın haksız olduğundan ziyade bu iç çatışmanın olmaması ve devam etmemesi önemlidir. Fiili savaşın dışındaki tüm taraflara düşen asli görev, çatışanlardan birinin yanında yer almak değil, çatışmanın olmaması, devam etmemesi yönünde çaba göstermektir. İç çatışmaya taraf olmak, inhirafa destek olmak demektir. Muhaliflerin birbiriyle savaşması doğru olmadığına göre, o savaşın doğrudan tarafı olmak da doğru olmayacaktır. Üstelik yalan yanlış haberlere tevessül ederek savaş kışkırtıcılığı yapmak ahlaki ve insani de değildir. Ne PYD yanlılarının ne de el-Nusra yanlılarının bunu yapmaya hakları yoktur.

     2-Rojava'daki iç çatışma taraftarlığının Türkiye'ye taşınması hem Suriye'deki muhaliflerin mücadelesine hem de Türkiye'deki muhaliflerin mücadelesine çok yönlü zarar verecek bir girişimdir. Muhalifler arası çatışmanın bölgesel düzeye taşınması, başta Esed rejimi olmak üzere daha başka devletlerin de isteğidir. PYD ve Nusra üzerinden çatışmacı dili tercih edenler ve fiili eylemleri önceleyenler, bilmeliler ki Esed rejimine ve bölgesel kaos isteyenlere bilerek veya bilmeyerek hizmet etmiş olacaklardır.

     3-el-Nusra cephesi, zalim Esed rejimine karşı kurulmuş bir silahlı örgütse, Suriye halkını rejime karşı korumak istiyorsa, asli görevi, rejimle savaşmaktır, başkalarıyla değil. Aynı duyarlılığı ve sorumlu davranışı PYD de göstermek zorundadır. Ancak el-Nusra'nın rejimle savaşmayı bırakıp Rojava ile sınırlı olan PYD'ye karşı savaşa girişmesi, ciddi kuşkular uyandırmaktadır. Rejim düşmemişken ve geniş bir savaş alanı varken el-Nusra'nın sanki savaşacak kimse kalmamış, rejim düşmüş ve yeni yapılanma üzerinde bir ihtilaf varmış gibi iç savaşa yönelmesi asli mücadeleden ciddi sapmalara yol açma potansiyeline sahip bir teşebbüstür. Bu yanlıştan bir an önce geri dönülmelidir. Türkiyeli Müslümanlar, el-Nusra'yı desteklemek yerine her iki tarafa da bu iç savaştan uzak durulması gerektiğini telkin etmekle yükümlüdürler.

     4-PYD de bir yandan iç savaştan kaçınmakla öte yandan da Rojava'daki tüm Kürd unsurlarla birlikte katılımcı, çoğulcu bir siyaset izlemek, tekelci ve tekilci siyasetlerden uzak durmakla mükelleftir. PYD yanlılarının da her iki tarafa aynı yönde telkinde bulunması herkesin lehine olandır.

     5-Sol ideoloji temelinden gelen yapıların din karşıtı bir söylemle Rojava ihtilafı üzerinden İslami kesimi "faşist" gibi klasik ifadelerle suçlamaları ve hakeza İslami kesimlerin de geride kalmış muhafazakar milliyetçi söylem olan "komünist" gibi eskimiş sol karşıtlığı jargonları kullanmaları toplumumuzu kamplaştırıcı, ayrıştırıcı yanlış yönelimlerdir. Günümüz siyasi yapılarının sahip olduğu deneyim ve birikim, eski sağ-sol çatışma filmlerinin şarkılarını tekrar etmelerine izin vermeyecek düzeydedir.

     6-Suriye'de en çok ezilen kesim olarak Kürdlerin iç savaş koşullarında kendi güvenliklerini sağlamaya çalışmaları ve yönetimlerini oluşturmaya yönelmeleri, onların en doğal hakkıdır. Bu hakkı kullanmaktan kimsenin rahatsız olmaması gerekir.

     7-Kimden gelirse gelsin, şiddetin her türünü kınıyoruz. Şiddetin siyasal bir araç olarak kullanılmadığı medeni bir toplum olma yolunda hepimize ciddi sorumluluklar düşmektedir.

     Toplumsal kamplaşmaların, etnik çatışmaların, ideolojik kavgaların yol açtığı yaralar ve olumsuz neticeleri hakkında önemli bir tecrübeye sahip toplumlardan biriyiz. Bu tecrübeye rağmen denenmiş ve kaybetmiş yöntemlere pirim vermek, sahip olduğumuz deneyimle mütenasip düşmez. Hepimizin geçmişi ve geleceği düşünerek hareket etmesi gerekiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.