1. YAZARLAR

  2. Yavuz Yılmaz

  3. MUHAFAZAKAR DİNDAR VE SOL KEMALİST SİYASET
Yavuz Yılmaz

Yavuz Yılmaz

Analiz
Yazarın Tüm Yazıları >

MUHAFAZAKAR DİNDAR VE SOL KEMALİST SİYASET

A+A-

 

 

            Türk siyasetinin iki ana damarı muhafazakar dindar siyasal anlayış ile sol-Kemalist siyasal anlayıştır. Bu iki siyasal anlayışın kendilerine özgü ideolojik anlayışları olduğu gibi, farklı tarihsel ve siyasal okumaları vardır. Bu iki siyasal akımın tarih, din, toplumsal sosyoloji ve kültür okumaları farklı olduğu gibi,Türkiye tasavvurları da birbirinden farklıdır.


 

Aslında bu iki damardan muhafazakar dindarlık, II.Abdülhamit- Kazın Karabekir-Rauf Orbay-Menderes-Özal ve Erdoğan üzerinden günümüze ulaşırken; sol-Kemalizm, Mustafa Reşit Paşa-II.Mahmut,Mustafa Kemal-İsmet İnönü-Ecevit ve Kılıçdaroğlu üzerinden günümüze ulaşmaktadır. Elbette bu iki çizginin düz bir çizgi üzerinde geliştiğini söylemek zordur.

            Sanıldığının aksine bu iki anlayış modernleşme –batılılaşma açısından birbirinden ayrılmazlar. İkisi de kategorik olarak batılılaşmaya karşı değildir. Sol-Kemalizm için modernleşme birincil amaçtır. Muhafazakar dindarlık da modernleşmeye kategorik olarak karşı değildir. Bu anlayış, modernleşme anlayışını Mehmet Akif’in batının tekniği ile İslam ahlakını sentezleme fikrinden alır. İki siyasal akımı modernleşme değil, modernleşmenin hangi yöntemle yapılacağı birbirinden ayırmaktadır.

Muhafazakar dindarlık, dindarlığı muhafaza edilecek en önemli değer olarak gören; Cumhuriyet dönemi pratikleriyle tanıştığı laiklik ve seküler milliyetçiliğe mesafeli duran; devlet ve toplum hayatında yapılacak ani değişimlere ve devrimlere mesafeli duran; bir yandan sol Kemalistlerin, diğer yandan İslamcıların gericilik ve aklı dışlama bağlamında eleştirdikleri Sünni geleneğin ana damarı olan Eşariliğe yaslanan; Kurtuluş Savaşını, kafire karşı bir varoluş mücadelesi olarak gören ve bunun için büyük çaba harcayan, ancak savaş sona erdikten sonra yapılan değişiklikler karşısında muhalefete geçen yada sessizliğe bürünen veya sivil itaatsizliği benimseyen bir tavra bürünen(Mehmet Akif, Elmalılı Hamdi, Said Nursi); Kemalizm’in seküler milliyetçiliğine karşı din eksenli bir kültürel milliyetçiliği savunan; Cumhuriyet döneminin özellikle Tek Parti döneminde yürütülen laiklik ve seküler milliyetçiliğe itirazları olan; siyasal anlamda Menderes,Özal,Erbakan ve özellikle Erdoğan'a destek veren; Köy Enstitüsü modeline karşılık, dinin devlet sistemi içinde öğrenilmesini savunan İmam-Hatip modelini benimseyen; Cumhuriyet modernleşmesinin dışladığı Osmanlıya İslami geçmişinden dolayı sahip çıkan; kendi değerlerine sahip çıkarak modernleşmeyi savunan; büyük ölçüde tasavvuf ile harmanladığı Anadolu irfanına yaslanan; bir yandan sol Kemalizm’in dini dışlayan milliyetçiliği ve laiklik anlayışına karşı yeni bir laiklik ve milliyetçilik anlayışı geliştiren, diğer yandan İslamcıların büyük ölçüde Mutezile akılcılığına yaslanan akılcılığına karşı Eşariliği İslam'ın merkezi değeri olarak savunan ve bugün büyük ölçüde Ak Partinin tabanını oluşturan bir düşünce biçimidir.

Sol –Kemalizm ise zihinsel alt yapısı laiklik, seküler milliyetçilik,pozitivist bilimsellik, evrimci bir ilerlemeciliğe yaslanan; tarih anlayışı ana paradigması İslam olan Osmanlıyı dışlayan, Cumhuriyeti Osmanlıdan kopuş olarak gören, Türk tarihini Orta Asya temelli açıklamaya çalışan, bunun aşırı bir yansıması olarak insanlığın ve dillerin Orta Asya menşeli olduğunu iddia eden; dindarlığı fıkıhtan arındırıp sadece vicdana indirgeyerek, devlet hayatından tamamen, toplum hayatından ise olabildiğince silmeye çalışan; bilim anlayışını Auguste Comte'un pozitivizmine yaslayan, Tek Parti dönemini ideal olarak gören; Eğitim anlayışını laiklik ve sekülerlik eksenine yerleştiren, bu amaçla kurulan Köy Enstitülerini aydınlanmanın kaynağı olarak gören; dini olarak gericiliği büyük ölçüde Sünnilik üzerinden tanımlayıp, fıkıhsız bir dindarlık olan Aleviliği öne çıkaran; Türk demokrasisinin en büyük atılımı olan 1950 Demokrat partinin iktidarını karşı-devrim olarak niteleyen; Masum dini talepleri irtica gerekçesiyle, Cumhuriyet ve Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı bulan; Türk tarihinin en büyük liderlerinin Atatürk ve İnönü olduğunu, en kötü liderlerinin ise Adnan Menderes,Turgut Özal, Erbakan ve özellikle Erdoğan olduğunu düşünen; Demokratik kültürü kesintiye uğratan askeri darbelerin büyük bölümünü savunan, bu anlamda özellikle 27 Mayıs darbesi ve 28 Şubata özel bir sempati duyan; bürokratik kadrolar eliyle yürütülen modernleşmeyi savunan ve bugün büyük ölçüde CHP ve sol gelenek tarafından benimsenip savunulan bir düşünce biçimidir.

            Bu iki düşünce biçimi Türk siyasetini domine etmeye devam etmektedir. Referandumdan sonra özellikle Ak Parti karşıtı, siyasal anlamda farklı bileşenlerden oluşan cephenin nasıl bir dinamik etrafında toplanacağı veya toplanamayacağı belirleyici olacaktır.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum