1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Muhacirlere ensar olalım!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Muhacirlere ensar olalım!

A+A-

“Her muhacire bir ensar” yazımız (21 Temmuz) etkisini gösterdi. Buna aklı yatanlar kendi yörelerinde bir araya gelerek Suriyeli mültecileri kaldırımlarda dilenmekten kurtarmaya başladılar.

    Tanıştıkları Suriyelilerin içinde kalifiye, vasıflı insanlar çıkmış. Mesela birisi doçentmiş, diğeri motor ustası vs. Değerli dostum, Afyon’daki bu hayırlı teşebbüsü anlattıktan sonra benden bu yazılara devam etmemi istedi. Her yerde benzer organizasyonlar olabilir. (İki dönem milletvekilliği yapmış bu değerli insan, işe siyaset ve riya karışmasın diye isminin mahfuz tutulmasını talep etti.)En sevindirici haber Afyon’dan geldi. Çok değer verdiğim bir dostumun da aktif olarak içinde yer aldığı bir grup, 1.500 Suriyeli mülteciyi hiç değilse asgari insani bir hayata kavuşturmak üzere harekete geçmişler. Bir iftar düzenleyip Suriyelileri bir araya getirip bir envanter çıkarmışlar.

    Türkiye’de milyonlarca insan, 3-4 kişilik aileler asgari ücretle, yani 840 TL ile geçiniyor. Bir Suriyeli aile de asgari ücretle geçinebilir. 800 lirayı 4 Türkiyeli ensar üstlense ayda 200 lira eder. Mülteciler içinde vasıflı elemanlar seçilir ve işe yarar alanlarda istihdam edilebilir. Mesela bu kadar imam hatip açılıyor, ilahiyat fakültelerinin sayısı giderek artıyor. Bu insanlardan Arapça öğreniminde rahatlıkla istifade edilebilir. Resmi olarak kariyer konularında zorluklar çıksa bile sivil kurslar düzenlenebilir, vasıflı elemanlarından yararlanılabilir.

    Mezkur yazımda belirtmiştim. Mülteciler arasında hiçbir şekilde ayrım yapmamak lazım. Arap, Kürt, Türkmen, Sünni veya Nusayri. Kim şu anda yardıma muhtaçsa ona el uzatmalı. Bu sırada Irak Türkmenleri de zor durumda. Çil yavrusu gibi dağılmış durumdalar. Özellikle Musul’un düşmesinden sonra Şii Türkmenler, bir katliam tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyorlar. Atıp tutmalara rağmen Türkiye’nin onlara ciddi bir yardımı yok. Şiileri Bağdat ve Şii bölgesine kaçıyor, bir kısmı da Erbil’e, Kürt bölgesine. Ayetullah Sistani, onlara her türlü yardımın yapılması talimatını vermiş. Binlercesi de çölün ortasında 50 derece kavurucu sıcağın altında. Nüfusları ne kadar olursa olsun, onları da Türkiye’ye getirtip “her ensara bir muhacir” sistemiyle toplumla entegre etmenin yollarını aramak lazım.

    Biz bir ümmetiz, ümmet yek vücud gibidir, bir tarafına diken batsa bütün vücud acı çeker. (Buhari, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66.) Birbirimizden sorumluyuz. Suriyeli veya Irak Türkmenleri Kur’an-ı Kerim’in bir yönleriyle “müstaz’af”, güçten düşürülmüş, bir yönleriyle “ibnü’s sebil”, yolda kalmış dediği kimselerdir. Her Müslüman’ın mal ve servetinde hakları vardır. Onlar bizim için sarp yokuştur: Bu sarp yokuşu çıkamazsak kaybederiz: “Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi. Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir? Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermektir); ya da açlık gününde doyurmaktır. Yakın olan bir yetimi, veya sürünen bir yoksulu.” (90/Beled, 11-16)

    Bu sarp yokuşu mal tutkusunu, ırkçılığı, bencilliği, umursamazlığı yenerek tırmanabiliriz: “Hayır, aksine, siz yetime ikram etmiyorsunuz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Mirası, sınır tanımaz bir tarzda yiyorsunuz. Malı ‘bir yığma tutkusu ve hırsıyla’ seviyorsunuz.“ (89/Fecr, 17-20)

    Bu durumdaysak eğer, sözümüz ve özümüz, dilimiz ve kalbimiz aynı değil demektir. Gece gündüz namaz kılsak, Müslümanlığımızı bayrak yapıp assak bile faydasız: “Dini yalanlayanı gördün mü? İşte yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. İşte (şu) namaz kılanların vay haline, ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, onlar gösteriş yapmaktadırlar. Ve ‘ufacık bir yardımı da’ engellemektedirler.” (107/Maun, 1-7)

    “Her ensara bir muhacir” Efendimiz’in (sas) sünneti ve başarılı kardeşlik tatbikatıdır. Sünnet sadece farz namazların dışında namaz kılmak değildir, onun yaptığı gibi muhacirlerle ensarı kardeş kılmaktır. Belediyeler, yardım kuruluşları, STK’lar, aileler veya şahıslar bir araya gelip muhacirleri Medine’ye yerleştirelim. Umulur ki Allah pek yakında fethi nasip eder, onlar da Mekke’lerine dönerler veya bizimle yaşamak isterler.

    NOT: Okurlarımın ve bütün Müslümanların bayramını tebrik eder, İslam âlemine intibah, kardeşlik ve merhamet getirmesini dilerim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.