1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Mücrim demokrasi!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Mücrim demokrasi!

A+A-

“Allah her şeyin yaratıcısıdır” hükmünden hareketle, kul hiçbir şey yaratmayıp tabii ve beşerî manada fiiller, varlık mertebeleri, mertebeler arası ilişkiler, tabiatın düzeni, insanın ilişkileri Allah’ın yarattığı fiiller dahilinde ise bu durumda Cebriye haklı olurdu.

 

Kaderiye insan özgürlüğünü savunuyordu ama sorun bitmiyordu. Allah bütün her şeyin yaratıcısı ise –ki elbette öyledir- nasıl olur da insan, Allah’ın iradesine aykırı yaratmada bulunabilir? Ya da Allah, insanın kötü fiiller işlemesini mi murad etmektedir? Bir cinayetin işlenmesini, hırsızlık ve yolsuzluğu Allah mı diledi ki, insanlar bu kötü ve yıkıcı fiilleri işlemektedirler?Çünkü bütün bunları yaratan Allah’tır. İnsanın özgürlüğünden bahsedilemez. Eğer öyle ise, o zaman Allah niçin insanı bazı fiillerinden sorumlu tutmaktadır? Bir cinayette sorumlu kimdir? Katil kullandığı öldürücü alet (bıçak, silah) hükmünde midir? Yani bıçağı kullanan katil ile bıçak iradesiz aletler midir?

    Bu hayli karmaşık gibi görünen soruna Maturidi ve Eş’ariler, nihai çözüm bulamadılarsa da, makul sayılabilecek açıklamalar getirdiler. Maturidi, yaratmada iki cihet olduğunu düşündü. Biri  Allah’ın bir fiili yaratması; diğeri Allah’ın insana yaratma kudretini vermesi. İnsan yapabilir bir varlıktır. Mesela “Ona (Hacca) bir yol bulup güç yetirenlerin Ev’i haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır.” (3/Al-i İmran, 97) buyurulur. Bu “istitata” olup güç yetirmeyi ifade eder. Hac için bedenî ve malî güç gerekir. Hemen her işte insan verili güç kullanır ama bu Allah’ın yoktan yaratması gibi değildir. İnsan yoktan yaratamaz, yaratılmış olanı kullanır, formunu değiştirir, şekilden şekle sokar. Bir tür Aristo’nun dediği gibi var olan maddeye suret verir. Bu sayede fiiliyle etkide bulunur. Ortada bir ağaç kütüğü olduğunu düşünelim, insan bundan mobilya da üretir, masa veya kapı da! İşte bu insanın kesbi yani kazanımıdır. Maturidi’ye göre aslında biz yaratmıyoruz, kesb ediyoruz. Başka bir deyişle eylemlerimizin sonuçlarını kazanıyoruz. Bizim sorumlu tutulduğumuz alan da budur.

Meşşai filozoflara göre hürriyet nefse ait bir sıfat olup birden fazla türevi vardır. Mesela, iffetle bağlantılı olarak fazilet, uygun yollardan mal kazanma ve uygun yollarda harcama hürriyetidir. Buna göre meşru yollardan mal kazanmayan ve meşru yerlerde harcamayan hakikat-i halde hür değildir, çünkü hem harama bağımlı olmuştur hem hürriyeti suistimal etmiştir. Hür insan nefsini ve kişiliğini kralların hazinesine karşı dahi korumakla yükümlüdür. Meşru yoldan kazanılmayan ve meşru yollarda harcanmayan mal, ne mal kazanma özgürlüğünün kullanımıdır ne de hak edilmiş kazançtır. Rüşvet ve yolsuzluklar, gasb ve sömürü, karaborsa ve faiz; güç ve imkân kullanmanın suistimali, yanlış ve batıl kullanımı olduğundan hiçbir teamül buna hürriyet hakkı tanımaz; gayrimeşru kazanç hürriyeti ortadan kaldırdığı gibi, bu kazanç yolunu seçenin ehliyetini de iptal eder. Yani yüce Allah’ın kudret kullanma bağışını gayrimeşru yolda kullanan, görevden alınır.

İbni Sina hürriyeti nefsin ulvi değeri, Farabi kerem olarak görür. Hürriyet keremle eşanlamlıdır, kibir ve aşağılık duygusu arasında orta bir noktada gerçekleşir. Kibirli insan hür olmadığı gibi, aşağılık duygusuna sahip insan da hür değildir. Hürriyet itidaldir. İtidal iki uc arasında bulunur. Farabi’ye göre, hürriyet kişinin fiillerinin kendisine sağlayacağı hazda, hazlarının çekiciliğine kapılmadan iyi ve kötü arasındaki farkı gözeterek seçim yapabilme yeteneğidir. Bu seçim sağlıklı düşünmeyi ve bu yönde hareket etmeyi gerektirir. Bunun için de hür insanın irade göstermesi gerekir. Hür insan, bu vasıflara sahip kimsedir.

Meşşailerin, özgürlüğü erdemle ilişkilendirmeleri önemlidir. Farabi’nin altını çizdiği üç şehir tipolojisinden biri olan özgür-demokratik şehirde özgürlükler erdemle desteklenmedikleri zaman yozlaştırıcı rol oynarlar. Baskıcı şehrin başında tiran, erdemli şehrin başında erdemli yönetici var ama özgür demokratik şehir günaha da, erdeme de açık olduğundan çoğu zaman, yöneticilerin ahlaksızlıkları ve cürümleri, halkın da ahlakı olur, böylelikle demokrasi, kitlelerin beğenisini kazanan mücrim yöneticilerin rejimi olur. Suç ve günaha açık demokraside yönetici de, halk da mücrimdir.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.