1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Mucizu’l Kelam
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Mucizu’l Kelam

A+A-

Büyük İslam bilgini Hasan el Basri, "Kur'an'ın Allah'tan insana gelen bir risale (mektup) olduğunu" söyler. Allah insanla aracılar vasıtasıyla konuşur. Cebrail aleyhisselamın Levh-i mahfuzdan alıp Hz. Peygamber (s.a.)'in kalbine ilka ettiği ve Hz. Peygamber'in kendisine ilka edildiği gibi lafızla bize tebliğ ettiği vahy Kur'an'dır. Kur'an bir mektup ise, bize bunu gönderenin bize neyi anlatmak istediğini bilmemiz gerekir.

Kur'an Allah'tan sakınıp korkanlar, varlık aleminde Allah'tan başka hiçbir şeyden kaygı duymaya ve korkuya düşmeye yer olmadığına inananlar (takva sahipleri) için bir hidayettir (2/Bakara, 2; 36/Yasin, 11), yani doğru yolun/ Sırat-ı müstakim'in haritasıdır.

Bunun yanında Kur'an çorak ve kupkuru bir araziye düşen yağmur gibi, kalplere rahmet olarak yağar, şifa verir.

Kur'an'dan azami faydayı sağlamak için usulüne uygun okumak gerekir. Kur'an okumak sünnet, dinlemesi farzdır. Okurken acele etmemeli, anlamını bilmiyorsak dahi, lafızların fonetiğine dikkat edip bize verdiği mesajı algılamaya çalışmalıyız. Çünkü Kur'an'ın fonetiğinde mejde verici ve uyarıcı/korkutucu ayetlerdeki ton ve vurgular farklıdır. Hiç okuma yazma bilmeyen bir çoban dahi bunu fark edebilir. Bu özelliğiyle Kur'an'ın dolaylı bir mucize olduğunu söylemek mümkün.

Kur'an okumak bir ibadettir. Anlamını bilmesek dahi kıraatin bize sevap kazandıracağını bilmeliyiz, çünkü anlamı gibi lafzı da kutsaldır. Bu yüzden namazda başka dilden ayet okunamaz. Kur'an ayetlerinden hıfzetmek önemlidir. Ezber düşünüldüğünün aksine zihni geliştirir. Bu yüzden çocuklarımıza mümkün oranda fazla ayet ezberletmeye bakmalıyız, bu derslerinde ve algılarının derinlik kazanmasında onlara katkı sağlar.

Tabii ki ideal olanı, anlamı üzerinde düşünerek okumak, okuduklarımızla gündelik hayatımız arasında ilgiler kurup tefekkür etmek ve gerekli dersleri, sonuçları çıkarmaktır. Hergün mutlaka az veya çok –asgari çeyrek cüz- Kur'an okumamızda ve güvenilir bir meal veya tefsirden okuduğumuzun anlamı üzerinde tefekkür etmemizde fayda var. Hayat boyu Kur'an okumak ve üzerinde tefekkür etmek, insanı onun mucizelerine ruhen ve zihnen iştirakine yol açar. Pekiyi, Kur'an çerçevesinde kelamın mucize olması ne anlama gelir?

İslam alimleri ve otoritelerinin üzerinde icma ettiği konulardan biri Kur'an-ı Kerim'in tevatüren, temel bir değişikliğe uğramadan nesilden nesile intikal etmekte olması, başka bir ifadeyle ilk indiği gibi lafız ve mana itibariyle zaptedilip yazıya geçirilmiş olması; diğeri "mucize" olması, başka bir ifadeyle diğer peygamberlerle mukayese edildiğinde son peygamber Hz. Muhammed (s.a.)'in mucizesinin Kur'an addedilmesi.

"Mucize" başkalarını aciz bırakan şey demektir. Kur'an özü itibariyle söz/kelam olduğundan "Muciz'il kelam'dır. Yani mahiyeti itibariyle vahy olan bu söz dizimi (lafızlar mecmuası) başkalarını aciz bırakabilecek güç, kudret ve zamana karşı dayanıklıktadır. Üç özelliğiyle mucizedir:

a) Üslup, retorik ve söylem özelliğiyle mucizedir. Şiir değildir, her güzel şiirden daha güzeli ve güçlü olanı vardır, ama hiçbir şiirsel ifade onun üslup güzelliğine denk gelemez;

b) Allah, varlık, tarih, gayb alemi ve insan hakkında hiçbir bilim adamı veya bilimsel disiplinin ulaşamayacağı bilgileri ihtiva eder, zira her şeyin yaratıcısı Allah'ın ezeli ve ebedi ilminden neş'et etmiştir. "Her bilenin üstünde bir bilen vardır", her ihatalı, derinlemesine yetkin bilimsel araştırmadan daha iyisi bulunabilmektedir, ama mutlak ilim –yani El İlm- sadece Allah'a mahsus olduğundan hiçbir beşeri bilgi Kur'an bilgisiyle mukayeseye bile konu olamaz;

c) Dünya ve ahiret mutluluğu, adalet, özgürlük ve ahlaki yüksek hayatın tesisi için vaz'ettiği hükümlerden daha isabetli, daha yol gösterici ve kurtarıcı hükümler bulunamaz.

Bunlar, fetanet, feraset, doğruluk, ismet ve emniyet sıfatlarına sahip olsa da, bir beşerin bir araya getirebileceği hususiyetler değildir; bu beşer Hz. Muhammed (s.a.) de olsa bile. O halde Kur'an, onun kaleme aldığı bir metin değildir, Allah'ın ezeli ve ebedi ilminden nasıl neş'et etmişse öylece kalbine ilka olunmuştur. Başka bir tabirle Hz. Muhammed, nice büyük şair veya söz ustasını aciz bırakabiliyorsa, bu onun şahsi yetenek ve kudretinin eseri değil, şanı yüce Allah'ın vahyi dolayısıyladır. Nasıl ateşi yakma özelliğini alıp serin kılan Hz. İbrahim değilse, nasıl suyun boğma özelliğini iptal eden Hz. Musa değilse, Kur'an'ı mu'cizu'l kelam kılan Hz. Peygamber değil, Allah'tır. Yani insanları aciz bırakan Hz. Peygamber değil, yüce Allah'tır. Esas itibariyle mucize peygambere değil, hakikati itibariyle Allah'a nispet edilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.