1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Mübadelenin bedeli
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Mübadelenin bedeli

A+A-

Arapça "bedel"den türeyen mübadelenin bize ağır maliyeti olmuştur. Bugünkü sorunlarımızın kahir ekseriyeti yakın tarihte yaşadığımız trajedilere dayanmaktadır.

Mesele şu ki, devlet eliyle emredilen resmî tarih görüşü, geçmişimizi doğru anlayıp ondan ders çıkarmamıza mani oluyor, esasında sahih kaynaklara ulaşma imkânımız da sınırlı. Bu yüzden tarihimizle yüzleşip gerekli dersleri çıkaramıyor ve maalesef her seferinde aynı hataları tekrar edip duruyoruz.

Tarihî olaylara bakarken tek yanlı tutumdan kaçınmamız lazım. Mübadele ile yaklaşık 1,5 milyon Rum ve Ermeni, büyük acılar yaşadı. Bu doğru, ama buna mukabil ve daha öncesinde milyonlarca Müslüman ve Türk de benzer acılar yaşadı. 19. yüzyılın son çeyreğinden başlamak üzere, Balkan savaşları ve uğradığımız toprak kayıpları sonucunda yerinden edilip de göçe zorlanan, malları ve mülkleriyle beraber tarihlerini ve köklerini arkada bırakıp yollara düşen ve bu arada yüz binlercesi sersefil vaziyette hayatını kaybeden Müslümanları da anmamız lazım. İttihatçıları gayrimüslimlere karşı bunca acımasız kılan birkaç sebepten biri tabii ki onların ideolojisi, yeni devlet tasarımları ve bir de elbette söz konusu muhaceretlerde gadre uğrayan milyonlarca Müslüman'a karşı "mukabele-i bilmisl" düşünceleriydi. Bunda hukuk açısından hakları yoktu. Çünkü "Size yapıldığının misliyle karşılık verin" buyrulur, ama hemen arkasından "sakın haddi aşmayın" uyarısı yapılır. 1915-1923 ve sonrasında yapılanlarda bu kurala riayet edilmemiş, üstüne üstlük her iki tarafta kalan "bir avuç azınlık", yani Türkiye'deki Rumlar ve Yunanistan'daki Müslümanların statüsü biri diğerine karşı rehin tutulmak üzere "mütekabiliyet esasına" bağlanmıştır. Buna göre Türkiye, Yunanistan Müslüman azınlığa zulmedecek olsa, kendi azınlığını kıskaç altına alabilecek, Türkiye gayrimüslimlere haksızlık yapacak olsa Yunan devleti Müslümanlara baskı kurabilecektir. Böyle adalet nerede görülmüş!

Bir diğer nokta 1923 mübadelesini asıl teşvik eden iki önemli unsurdan biri, ilk bu fikri İngilizlerin ortaya atmış olması ve Cemiyet-i Akvam'ın bunu adeta taraflara empoze etmesidir. İngilizlerin yönlendirmesiyle Cemiyet-i Akvam, Fridtjof Nansen'e kapsamlı bir rapor hazırlatır; denebilir ki mübadele süreci bu rapor çerçevesinde gerçekleşmiştir. Diğer önemli unsur şu: Yunanistan da Türkiye de, savaştan sonra kendi topraklarında "farklı dinden yabancı" görmek istemiyorlardı. Bunların arındırmaya tabi tutulması konusunda iki devlet hemfikirdirler. Dikkat çekici olan, Lozan'da neredeyse her madde üzerinde büyük tartışmalar çıkarken, "mübadele konusu" hiç tartışılmadan paket halinde ve hemen kabul edilmiştir. (30 Ocak 1923)

Tenkil, tehcir ve mübadele trajedilerinin yaşanmasında uluslararası güçler, mukatele eden taraflar suçludur, ama zamanın hegemonik felsefesinin kıyıcı etkisini de unutmamak lazım. İki asırdır siyasetçilerin, yöneticilerin ve aydınların yegane ilham kaynağı Batı. Batı tarihinde ise asimilasyon, etnik arındırma, din ve mezheplere baskı ile soykırım var. Batılı insan, "öteki" kabul ettiği farklı dinden ve etnik gruplardan insanlarla yaşama tecrübesine sahip değildir. Tabii ki bir kısım Batılılar bundan kurtulmak için olağanüstü gayret sarf ediyor, tarihleriyle yüzleşiyor. Ama form olarak ulaşabildikleri yegâne çözüm hâlâ ulus devletten başkası değil. AB bile tadil edilmiş haliyle devasa bir ulus devlettir.

Bize gelince, bu konuda Batı'nın tarihî tecrübesini mutlaklaştırarak referans almak zorunda değiliz. Tabii ki Batı'dan çok şeyler öğreniriz, ama kendi tarihimize, kendi referans kaynaklarımıza da bakmasını bilmeliyiz. Hâlâ geçmişte yapılanları haklılaştırmaya çalışıyor, Kürt meselesinde de Bask modeli veya diğer Batılı bir model (ulus devlete karşı ulus devlet, federasyon, azınlık statüsü vb.) dışında aklımıza başka bir fikir gelmiyor.

Tarih tekerrür etmez, tarihteki yanlış veya doğru pratikler, modeller tekerrür eder. Tehcirin, mübadelenin bedeli ağır olmuştur, aynı hatayı tekrar etmek, aynı acıları yaşamak zorunda değiliz. Allah bize bir daha o günleri göstermesin.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.