1. YAZARLAR

  2. Yavuz Yılmaz

  3. MODERNİZM HAYATI BÜTÜN OLARAK ANLAMLANDIRABİLİR Mİ?
Yavuz Yılmaz

Yavuz Yılmaz

Analiz
Yazarın Tüm Yazıları >

MODERNİZM HAYATI BÜTÜN OLARAK ANLAMLANDIRABİLİR Mİ?

A+A-

 

Modernizm, içerdiği felsefi temeller dolayısıyla kuşatıcı bir varlık anlayışı geliştirmesi imkansızdır. Çünkü modernizm, bireyci, akılcı, seküler bir alt yapıya dayanır.

 

Batı felsefesinde fenomenler dünyası varlığın duyu organları ile algılanan yüzüdür ve İslam düşüncesindeki şehadet alemine denk düşer. Bilim fenomenler dünyası ile ilgilidir ve varlığın derin anlamını bilimin dışına iter. Daha açıkçası varlığın nasılını sorun yapar niçinini değil. Nasıl sorusu fenomene niçin sorusu ise daha derin bir anlam katmanına götürür.
Hikmet, bilimden daha derin olarak varlığın özünü anlamaya ve onun üzerinde tefekkür etmeye dönük entelektüel bir çabadır.

 Gazali fenomen ve öz tartışmasına ceviz metaforunu örnek göstererek katılır. Gazali'ye göre cevizi kırıp içindekine tanık olmayan bir zihin cevizi sert bir kabuktan ibaret olarak tanımlar. Tefekkür kuşkusuz varlığın özüne dönük arayıştır.

Varlığın özüne ait bilgi kuşkusuz bir yönüyle fenomenle ilgilidir. Bu bir şiir ile şiirin taşıdığı içsel anlamı arasındaki bağ gibidir. Asıl olan özdür, anlamdır, manadır. Ancak bizi o anlama götürecek olanın işaretlerini fenomenler verir.

Modern bilim, varlığın özüne dönük arayışı felsefenin dışına taşıyarak metafizik alana hapsetmiştir. İrfani gelenek ise varlığın özüne yoğunlaşarak, fenomenler dünyasını ihmal etmiştir. Oysa varlık ne sadece fenomenlerden ibarettir ne de sadece özden.

Seküler zihin dünyasının varlığın hakikatine dönük hikmet arayışına girmesi mümkün değildir. Bu yüzden ilk karşı çıktıkları dindir. Din, varlığın sadece fenomenlerden ibaret olmadığını haykırır çünkü.

Modernizm ahlak anlayışı bakımından sekülerdir; doğası gereği dini metinlere dayalı bir ahlak sistemini kabul etmez. Ancak burada bizi bekleyen önemli bir sorun var. Acaba din dışı evrensel bir ahlak sistemi kurulabilir mi? Felsefe bu çetin soruya tarih boyunca cevap bulmaya çalışmıştır. Sofistlerin değerlerin göreceli olduğu tezine karşı çıkmak için Platon, görünen evrenin üstünde, değişmez, ezeli ve akılla kavranan idealar teorisini geliştirmiştir. Böylece O ahlaki değerlerinde idealardan kaynaklandığını savunarak onları değişkenlikten kurtarmaya çalışıyordu. Daha sonraları gelişen süreçte hedonist (haz ahlakı), pragmatist(faydacı ahlak), egoist(bencillik ahlakı) ve anarşist(kural tanımazlık) ahlak anlayışları çeşitli gerekçeler ileri sürerek ahlakın evrensel olamayacağını savundular. Tüm bu anlayışları eleştirel bir biçimde ele alan Kant, evrensel ahlak için metafizik üst bilgiye ihtiyaç olduğunu savunmuştur. Gerçektende insanüstü bir kaynak olmaksızın değerlerin göreceliliğini ret etmek mümkün değildir.

Ateizmin, pozitivizmin hurafe dediği bizim hakikatimizdir. Hayatın anlamını yalnızca aklın sınırları içinde arayan bir ideoloji için, aklı aşan açıklamalar hurafedir. Örneğin Marksizm ve pozitivizme göre Tanrı fikri insanın kendine yabancılaşmasının ürünüdür. İslam ise Allah'ın dışında inanılan her şey yabancılaşma olarak değerlendirir. Hz. Peygamberin Hıra Mağarasında Cebrail aracılığı ile vahiy alması, modern aydınlanmacı akla göre hurafedir. Modern aydınlanmacı aklın hurafesi, yani bizim hakikatimiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.