1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. Modern Dünyanın Çöküşü
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

Modern Dünyanın Çöküşü

A+A-

 

Kadim İran hükümdarlarından Nuşirewan bir gün veziri ile birlikte ava çıkarken eski pers imparatorluğu harabelerinden geçerler. Harabelerin ıssız, sessiz, sedasız ve yıkık durumları onlarda bir ürperti ve korku halini oluşturur. Bu harabeler Kuruş un, Feridun un, Cemşid in tarih içinde taht kurduğu şehir harabeleri idi. Ünlü Persepolis şehri harabeleri idi. Ama sadece ıssız, sessiz, sedasız, insansız, şehir harabeleri… Karanlık zindanları insan iskeletleri ile dolu, sadece baykuşların, adeta faniliklerini ilan ettikleri firaklı sesleri;

Nuşirewan dayanamayıp vezirine sorar.”Keşke ben bu baykuşların dilini bilip  birbirlerine ne dediklerini tu! tu! sesleri ile ne anlattıklarını bilse idim” der. Veziri; “Şahım, eğer izin verirsen onların birbirleriyle ne konuştuklarını sana açıklayabilirim.’’ dedi. ‘’Bu baykuşlar derinlerimize işleyen firaklı ötüşleri ile diyorlar ki; Nuşirewan neden bu ıssız, sessiz, ürperti veren pers Şehinşahlığı harabelerinden ders almıyor. Neden halka ve reayaya adil ve eşit davranmıyor? Neden tahtının bir gün bize miras kalacağını düşünmüyor?’’ Vezirin bu açıklamalarından etkilenen Nuşirewan artık ömrünün geri kalan kısmında adalete dört elle sarılır ve İran toplumuna asude bir hayatın kapılarını ararlar.

Modern zamanların ve yaşamların kaderini tayin eden erkler, uzun zamandır dünyayı, devletleri, memleketleri ve halkları adil yönetmiyorlar. Özgür doğan insan, adeta bu tutsak hayatlara ağlayarak tepki verir. Özgür doğan insan, bu modern zamanda ömrünü tamamlayıncaya kadar hep tutsaklık ile uğraşır durur. Allah tanımaz egemenler, dünyayı bir barut fıçısı haline getirmişler. Güvenlik palavrası bahane edilerek insanlar gencecik yaşlarda askerliğe, silaha, savaşa, sınır nöbetlerine, ölme ve öldürme eğitimine, istilaya, taarruza ve yıkıma şartlandırılırlar. Sınırsız, sınıfsız, devletsiz, yasaksız yaratılan yerküremiz, mayınlı sınırlar, hukuki olmayan sınıflaşmalar, adaletin mülkün temeli olduğuna inanmayan devletler, yasal olmayan ve Hakk’a dayanmayan yasaklarla ve kanunlarla adeta bozguna uğramıştır. Uzaya göz diken modern devletlerde, gelir ve ürün dağılımı adil ve eşit bir şekilde dağıtılmıyor.’’ Biri yer biri bakar kıyamet bundan kopar.’’ özdeyişi modern toplumların ahlak ve davranışına söylenmiş bir söz sanki.

Bilim teknik ve imkanlar gelişmiş olsa bile bundan en çok savaş ve silah sektörleri yararlanmakta. Dünyayı ve hayatı imar ve inşa etmekten fazla, dünyanın, hayatın ve insanın imhası için kullanılmakta. Dünya tarihi boyunca belki en büyük çevre felaketleri modern zamanımızda meydana gelmekte.Tanrı tanımaz kapitalizmin, sanayi ve endüstrisinin fabrika bacalarından tüten sevimsiz dumanlar, tabiatın dört unsurunu da ( toprak-ateş-hava-su) kirletmiş ve hayatımıza yardım edemez hale getirilmiş durumda.

Modern zamanlarda, insanlar alınıp satılabilen nesnelere dönüştürülmüş durumda. Kadınlara kişilik cihetinde değil, dişilik cihetinde değer biçiliyor. Kadınlara cinsel bir obje rolü biçilerek beyaz kadın ticaretinde ve ticari reklamlarda vitrine konulmuş durumda. Evlilik müessesesinin altı oyulmakta. İhtiyarlar hak ettikleri saygıyı görmedikleri gibi, koruma altına alınmayıp ihmal edilmekte. Çocuklar sadece paratanrıcıların servetleri artsın, kasaları dolsun, makamları yükselsin diye, daha küçük yaşlardan itibaren modern okullarda ihtisas ve branş eğitimlerine tabi tutulmakta. Bütün ömürleri sözel ve sayısal problemleri çözmekle geçmekte olup çok hünerli ve becerebilen kölelere dönüştürülmekte. Modern zamanda bırakın insanın potansiyel güvenliği, hayvanın ve bitkinin güvenliği bile tehdit altındadır.

Artık zorbanın, fırsatçının, yalancının adam yerine konulduğu bir zamandır modern zaman. Nübüvvetin, velayetin, hikmetin, bilgeliğin, ahlakın ve özgürlük aşkının artık eskisi gibi insan ruhuna inmediği bir zamanda, en büyük sorumluluk modern zamanı yönetenlerin boynuna dolanmıyor mu? Böyle bir durumda BM, AB, ABD, NATO ve onların ardına düşen devletler ve uluslar arası iktidar odakları acaba akıllarını başlarına alacaklar mı? Onlar da, hikâyede söz konusu olan Nuşirewan gibi adalete yönelecekler mi? Henüz tahtları baykuşlara miras kalmadan… Eninde sonunda kuvvet, söz ve yetki tek olan Allah’ındır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.