1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Mızgin Dergisi Tartışması
Mızgin Dergisi Tartışması

Mızgin Dergisi Tartışması

A+A-
Mızgin Dergisi Tartışması
Yaşar Gülen


Kürt dilinin son yüzyılda özellikle bu halkın yaşadığı çoğrafyanın kuzey bölümüne düşen kısımlarında çektiği vahim baskıları sanırım hemen her Kürd aidiyetine mensup soydaşım az yada çok bilmektedir.

Kürt dilinin uğradığı modern tecavüz ve hücumları tekrar gündeme taşıyıp ağrıyan yaralarımızı tekrar kaşımaya niyetli değilim ancak sanırım son dönemde olan ve gözlemlenmesi gerekilen bir umutvari hareket bulunmakta. Yıllardır temennisinde bulunduğumuz kürtçe islami edebi çalışmalarda bazı kardeşlerimiz küçük ama emin adımlarla ileride hayal edilmeyecek olumlu katkılar yapacak kebir bir hedefe doğru ilerliyorlar.

Mızgin isimli bir dergi çıkıyor. Yoğunluk katılımcısının islami hassasiyetli kalemlerin oluşturduğu bu dergi yakından bildiğim kadar, yaşadığı onca vahamete rağmen her geçen gün akademik anlamda kürt diline ve islami kürt edebiyatına yeni bir soluk katıyor bu bağlamda her ne kadar bir çok düşünür onları es geçip bu gerçeği ıskalamayı yeğlese de biz nacizane yorumlarımızla bu gerçeği toplumumuza düçar etmeye çabalayacağız.

Konuyu ele aldığımızda sanırım ilk önce Mizgin öncesi kürt edebiyatındaki müslüman kürtlerin faaliyetlerini incelememiz gerekmekte.

Bu incelemeye başladığımızda kuzey parçasında Nubihar isimli aylık çıkan bir dergiden başka göze batan ve süreklilik arz eden bir mecmuat ile karşılaşmaya malesef haiz olamıyoruz. Nubihar dergisinin ise çalışmalarında özellikle son yıllarda bir tıkanma olduğu ve islami bir kürt edebiyatı geliştirme iddiasından daha çok klasik kürt divanına muhafazakar bir bakış getirdiği kanısına varıyoruz. Her ne kadar birçok elle tutulur akademik çalışma Nubihar dergisi aracılığıyla kürdoloji meraklılarına arz edilmiş olsada bir doyumsuzluk ve yetersizlik okur tarafından gözlemlenmekte.

Ayrıca Derginin aylık çıkması ve finansal yardımlardan yoksun olması gelişmesinin önündeki bir başka engel. Derginin herhangi bir siyasi partinin yan kuruluşu olmaması bağımsız bir dil kullanması ulaşacağı okur sayısında daha baştan bir eksilme olmasının belkide en önemli kaidesi.

Nubihar Dergisi sanırım Modern çağdaki kürtçe islami çalışmalarda en fazla göze batan dergi olarak tarih sahnesinde yerini alacaktır.

Peki Nubihar'ı bir kenara bırakıp diğerleri diye bir soruyu kendi kendimize sorduğumuzda vardığımız sonuç nedir ?

Sıfırda sıfır elde var sıfırdır. Evet her ne kadar gerek birkaç kürt şahsiyetin bastıkları islami tercüme eserler ve temel islami konular üzerine kürtçe eserler olsada, kürt dili üzerine verimli bir yayın siyaseti malesef islami hasasiyetli kürtler eşrafında vuku bulmamış bu dile gösterilmesi gerekilen ilgi gösterilmemiştir.

Her ne kadar gerek A.Boti gerekse S. Kara'nın çalışmaları özellikle 80 sonrası bir nebzede olsa kürt dilini geliştirme kaygısı taşıyorsada muhattap oldukları kavimperestlik ithamları bu çalışmaların önünü baltalamış kürtçe köy sohbetlerinde köylüler ile konuşulan dil olmaktan üniversite salonlarındaki akademi dili olmaya bir türlü geçiş sağlayamamıştır. Bu noktada sanırım hepimizin bir yerlerde yaptıkları yanlışlıklar bulunmaktadır.

Bu yanlışlıkları özetle şöyle sıralayabiliriz:

1. Her kürtçe çalışmaya kavmiyetçilik damgasını vurduk ve adeta bu dil üzerine çalışma yapma heyecanında olan düşünürlerimizi daha çalışmalarında başlamadan icraatlarından tırsdırdık. Kürt diline yönelik yapılan çalışmaları kendi ruhunda özerk bırakamadık. Bu dil ile ilgili her türlü çalışmada bazılarımız öküzün altında buzağı aradılar. Ancak aynı tepkiyi turan hayalleri kurup türk-islam ülküsüyle müslümanların kütüphanelerini dolduran çoğunluk kültür islamcılarına göstermekten malesef aciz kaldık. İnkar edilmiş yok olmayla yüzyüze bırakılıp pazar dilinden mağara diline evrimleştirilmeye çalışılmış kendi dilimize yapılan baskılara ya cılız tepki verip yada lakayt davranırken bu dile en önde sahip çıkması gereken bizler kendimizi yanlış tanıttık yada ne istediğimizi anlatmakta zorlandık.

2. Türkiye'de islamcı yayıncılıkta bu yöreden çıkan fikir adamlarımız kendi dillerini hep tercih sıralarında son sıraya sokup birçok türk asıllı müslümandan daha mükemmel bir türkçe edebi dil kullandılar. Halbuki az değil sadece bizim fikir adamlarımız analarından öğrendikleri kendi dillerine en az bir kitap ile sahip çıksalardı bugün bu dil bitkisel yaşamda olmayacaktı. Bulgaristan'da müslüman türk kardeşlerimize asimilasyon uygulanıyor diye yeri göğü inleten biz müslüman Kürtler kendi dilimizin senelerce ırzına geçilirken bunu dile getirmekten bile bazen kaçındık hep kuytu köşelerde sessiz ortamlarda kendi kendimize gerçeklerimizi anlatmayı tercih ettik. Biz islam'ın yetiştirdiği cesur dava adamları olmaktan müstesna davrandık.

3. Birçoğumuz farkında olmadan Kufe'lileri oynadık. Hem zulme karşı geldiğimizi nara attık 'adalet' diye bağırdık hemde gözümüzün önünde zulüm yapılırken evlerimizin kapısını sıkıca kitleyip pencerelerini kapatarak korkularımıza yenildik. Ne tas yansın nede kebap misali tüm dünya çoğrafyası için Hak'ı isterken kendi bölgemizde yapılan haksızlıklara karşı müslümana yakışan bilinçli karşı duruşu göstermekten ırak olduk.

4.Toplumsal bilincin oluşmasında belkide en önemli atılımlardan biriside sivil insiyatiflerdi bu sivil insiyatifler ile oluşturulacak bir kamuoyu sonrası çıkartılacak bir yayın organı şüphesiz daha fazla bir etkileşime sahip olacaktı, ancak biz bunu bile yıllarca beceremedik. Sizlere tekrar hatırlatırım. Kürt Dil çalışmalarını marksist kürtler, Kürt kültürel çalışmalarını marksist kürtler ve yine kürt siyasi kurumlarını marksist kürtler başlattılar. Biz ise onların çalışmalarını seyrederek yaptıkları bazı adaletsizliklere ve yanlı tutumlara üzülüp kendimizi yiyip bitirdik. Peki gerçekten çokmu zordu müslüman kürtlerin bu meseleye adam gibi yaklaşıp daha fazla sahip çıkmaları? Kanımca hiçte değildi. Müslümanlar bu ülkede ne meselenin ateşleyicisiydiler nede kaşıyıcısı. Dolayısıyla sicilleri en temiz olan kümeyi temsil ediyordular bu meseleye el atmaları yüzyıllardır sürekli kanayan yaranın iyileşmesi için bulunacak en makbul merhem olacaktı. Ama biz elimizdeki mükemmel kartı hoyratvari bir şekilde harcadık.

5. Meselenin bugünlere ulaşacağı boyutları öngörülerimizle sezemedik. Dolayısıyla determenist bir eksiklik hissettik. Meseleyi günübirlik bir meseleymiş gibi lokale indirgeyip siyasi platformlarda gündeme gelmesinin önünde farkında olmadan bölge müslümanları olarak handikap teşkil ettik. Meselenin basit bir güvenlik sorunu olarak gündemi işgal ettiğini bildiğimiz halde meselenin altında yatan sosyolojik gerçekleri müslüman türkiye kamuoyuna aktarmaktan aciz kaldık, çok cılız bir lobimiz oldu. Dolayısıyla mesele kürt-türk müslümanları arasında dışa vurulmayan ama içten içe vucudu kemiren bir çelişki olarak bugünde ortada durmakta.

6.Egemenliklerini kurup kitleleri etkileyebilen türk ağırlıklı islami mecmuaların ırki duyguları okşayıp kürtlerin taleplerine bedevi kalan genel düşüncelerini, izleyici olarak seyredip sessizliğe kapılmaktan başka bir eylemimize gözler çok nadir şahit oldular. Birçok namlı isimlere sahip melun şahsiyet mesele üzerinden Yezidvari bir şekilde devletciliği zulme itaati ilahlaştırırken bizler mazlumların taleplerini gündeme taşımaktan çok bu eylemlere karşı seslerini yükselten bölge müslümanlarına sükutu tavsiye edip ümmete ihanet edenler ile ümmetin vahdetini denemeye koyulduk. Ki aynı zihniyet sıra bize gelince birde baktıkki bizi yeri gelince ABD, Mossad yada İngiliz ajanı yapmış, yeri geldiğinde ise Ermeni Tigran'ın zulmünden kaçan kimliklerini gizlemiş Yahudi ırkının mensupları.

Meseleyi bu ana maddeler ile gözlemlediğimizde Mızgin Dergisinin yaptığı faaliyet, bir grup azimli gencin ceseratvari tutumu olmayı çoktan aşıp, kanaatimce ileride torunlarımızın onur duyacakları onurlu bir inkilabı düşünce hareketi olmakta yuvarlanmaktadır. Peki bu ayda bir çıkan dergiyi şahsımda bu kadar alevli bir şekilde aşk ile yoğurtan nedir?

- Mizgin Dergisi bir ilki başlatmış gerek sahabilerin gerekse büyük islam alimlerinin hayatlarını kürtçe diliyle çok saf, anlaşılabilinir bir şekilde bu halka sunmuştur.

- Mızgin Dergisi Peygamberlerin hayatlarını kürtçe diline çevirip ilahi davanın temsilcilerini bölge halkına anlayabilecekleri en iyi şekilde tekrar hatırlatmıştır.

- Mızgin Dergisi birilerinin iddia ettiği gibi kürtçe yayıncılığın tirajı düşürmediğini aksine talebi daha fazla arttırıp insanların gönüllerindeki aşk duygularını arttırdığını ulaştığı yüksek satış rakamlarıyla kabul ettirmiştir.

- Mızgin Dergisi bir takım çevreler tarafından sürekli olarak dile getirilen kürtçenin bir yazı dili olamayacağı, edebi yönünün çok zayıf olduğu, müslüman kürtler için en hayırlısının türkçe öğrenip türk diliyle yazma ifriralarını, ortaya koyduğu anti-tez ile çürütmüş yeşil maskeli özde kafatası milliyetçisi dilleri ve farklıkları insanların bir birbirlerini tanımasına vesile olarak görmekten uzak ırkçı zihniyeti rezil-u kepaze etmiştir.

- Mızgin Dergisi günümüze kadar marksizm ile anılan kürt taleplerinin sadece bir ideolojinin ve bir gücün tekelinde olmadığını bu halkın diğer katmanlarındanda hak ve eşitlik talepleri geldiğini, görmeyen gözlere göstemiştir.

- Mızgin Dergisi korku ve çaresizliğin sadece kendi kendini bitirmek olduğunu onca yazarı ve yöneticisi tutuklanmasına rağmen yoluna pes etmeden devam ederek göstermiştir. Yapılan her zulüm derginin okur sayısını daha fazla arttırmıştır.

Tespitlerimizi daha da arttırabiliz ancak yukarıdaki tespitlerimiz sanırım bu Dergi'nin ne kadar mühim bir işe koyulduğunu, ne kadar umutvari gelişmelere vesile olduğunu bizlere izah etmek için yeterlidir. Durum böyleyken bölge kökenli müslümanlarda dergiden tabii ki bihaber değiller ve onların dergiye yaklaşımları ise oldukça karmaşık. Bir kısım dergiyi okuyup beğenirken bir kısım okumayı bile kabul etmemekte bir kısım okumakla beraber dergiye çok ağır eleştiriler getirmekte. Şimdi o eleştirilerden bir kısmını ele alalım isterseniz.

- Mızgin PKK destekli bir dergidir.
- Mızgin İslamcı kürt milliyetçisi bir dergidir.
- Mızgin Dergisi yazarları ırkçıdırlar.
- Mızgin ABD emperyalizmine karşı sessiz ve ırak direnişçilerine karşı ise kukla yönetimin saflarında yan tutmaktadır.
-Mızgin Dergisi bölgede müslümanların birlikteliğini parçalamaktadır.
-Mızgin Dergisi bölge insanına komunist pkk'lıları sempatik göstermekte ve pkk'nın ulaşamadığı yerlere ulaşmaktadır.

Gerekçeleri uzatabiliriz ancak şimdilik sadece bu can alıcı eleştirileri göz önüne alacağız.

1. Mizgin PKK destekli bir dergidir.
Mızgin Dergisini örgüt destekli olduğunu öne sürmek için ortada elle tutulur deliller olması gerekmektedir. Örneğin bu derginin yönetiminde örgüt üst düzey yetkilileri yada örgüt içinden gelme insanlar olması gerekir yada bu derginin pkk'nin politik ideolojik duruşunu destekleyen bir konumu. Çıktığından bu yana tüm sayılarını elimden geldiğince okumaya çalıştığım bu dergide bırakalım PKK'nin siyasi papağanlığını, aksine bir eleştirisel dil hakim. Dergi Kürt meselesine, kürtlerin mazlumiyetine sahip çıkmakla birlikte gerek örgütü gerekse güvenlik güçlerini bölgede yaptıkları dozajı arttırılmış şiddetten ötürü defalarca üstü açık yada kapalı bir şekilde kınamıştır. Kürt meselesine sahip çıkma eğer örgütü desteklemekse sanırım bu bölgede sayılar hergeçen gün tükenen bir kısım devletperest yeniliklere kapalı tutucu kafa hariç bizzat bölge müslümanlarının büyük kısmıda PKK'li olmalıdırlar. İthamları ortaya atanların incir kabuğunu doldurmayacak karın ağrılarını bir tarafa bırakıp daha gerçekci ve akılkari bir siyasi dil kullanmalarını tavsiye ediyorum. Birileri yıllardır türk ırkçılığını islam şemsiyesi altında yaparken buna üç maymunları oynayıp, biraz daha fazla kürt meselesini dile getiriyor diye bölgedeki müslüman kardeşlerimize ırkçı damgası vurmanın vebali çok büyüktür, ben kimseyi bu vebal altında ezilmeye davet etmek istemem. Ayrıca bu iddiayı ortaya atanlara hatırlatırımki Diyarbekir ilinde yönetim bildiğiniz gibi diğer siyasi partilere göre örgüte daha yakın bir dil kullanan bir partinin elindedir, bu yönetim şimdiye kadar en büyük cezayı Mızgin dergisinin sivil toplum örgütü olan Toplum-Der'e islami bir pano dolayısıyla vermiştir.

2. Mızgin islami-kürt milliyetçisi bir dergidir
Bu savları savunanların yine bölgenin kürt asıllı müslümanlarının oluşu gerçekten kara mizah bir vakıa'dır. Kendilerine yıllarca sırf kimliklerinde Şark'ın herhangi bir ili yazıldığından potansiyel kürtçü damgası vurulanlar, bugün kendileriyle aynı kaderi paylaşan biraderlerine uğradıkları dolambaçlı taarruzların bifiili'ni uygulamaktalar, bu hiçte hoş bir durum değildir. Dergi'nin kürt meselesine sahip çıkması gocunacak değil kanımca desteklenecek bir tablodur. Hem köşe arkalarında neden hep kürtler ile marksistler aynı çembere sokuluyor diye mırıldanacağız hemde bir müslüman kürt meseleye sahip çıkınca kavimperest ilan edeceğiz. Birileri bu duruma :'' Hey kardeş dur bakalım, bu ne perhis bu ne lahana turşusu'' deyip azı dişleriyle gülerler. Ayrıca Dergide göze çarpan bir kürt hassasiyatı olmakla beraber bu hassasiyat islamın sınırladağı müsbet milliyetçilik sınırlarını aşmamaktadır. Nitekim Toplum-Der'in ümmetin sorunlarını düzenlediği sayısız faaliyet ile en az kürt meselesi gibi sürekli gündemine taşıdığını hatırlatmakta mahsur görmüyoruz.

3. Mızgin Dergisi yazarları ırkçıdırlar
Bu asabi dil ne bölge müslümanlarına nede ümmete bir katkı sağlamayacaktır. Fikirsel yeni akımları ifal etmek kime ne sağlayacaktır? Bu düşmanvari tutum müslüman kimliğiyle ne kadar uyuşmaktadır. Irkçılığı en fazla gündemde tutulan insan olan Mahmut Hocaoğlu'nun aynı zamanda bir ses sanatçısı olduğunu kasetlerini basacak bir produktör bulamadığından kasetlerini firmasız bastığını hatırlatmak isterim. Yine aynı kardeşimizin Diyarbakır'da özellikle İHD yandaşları tarafından irticacı olarak lanse edilip birçok kez gayr-i resmi hakarete maruz kaldığını bilmediğinizi sanmıyorum. Yine ırkçıkla anılan Cemal Bıçak kardeşimizin ise büyük bir emek vererek hazırladıkları kitaplarının basılması noktasında çektikleri zahmetleri gördükleri yoğun baskıları ancak bilen anlatırki yazdıkları kitaplar tamamen islami eserlerdir. Bu kadar zahmet çeken kardeşlerimize bölgenin seküliter tabea'sından daha ağır bir siyasi dil ile saldırılarda bulunmak kimseye birşey kazandırmayacaktır.

4. Mızgin'in ABD ve Irak Yaklaşımı
Bu noktada sanırım tam bir kavramlar kargaşası yaşanmakta. Birileri sanki kasıtlı olarak elma ve armutları birbirine karıştırmaktalar. Bu hoş olmayan bir tutumdur. Mızgin dergisinde hakim olan tutum ortadoğu'daki müslüman halkların yanında olup her türlü zulme karşı gelmekle beraber bölgede kürtlerin kazandıkları kazanımları islam ile yekpare yapıp ortak paydalarda islami mesaji bölgemizde yükseltmektedir. Şimdiye kadar Mizgin hiçbir satırında bölgede yapılan ağır işgalci tecavüzlere sessiz kalmamış, insan hakları ihlallerini görmemezlikten gelmemiştir. Ancak anlaşılmayan bir durum sözkonusudur. Bir takım çevreler abartılı bir şekilde Irak kürtlerine kin ve nefret beslemetke sürekli pişirip pişirip topluma sundukları dezenfermasyonlar ile adeta müslümanları bölge kürtlerine karşı tetiklemekteler. Bizler bölge müslümanları olarak bu iğrenç ırkçılığa karşı bölgedeki islami oluşumlarla birlikte ümmetin kardeşliğini savunacağımıza, bu payde için çırpınanlara egemenlerin diliyle oklarımızı çeviriyoruz. Bu hiçbir akla hizmet etmeyen sakat bir yaklaşımdır. Kişisel düşünceme göre bölgedeki tüm sivil toplum kuruluşları ve fikirsel mecmualar bölgemizdeki islami kürt yapılanmaları ile fikirsel diyaloğa geçip ırak kürtlerine karşı saddamvari tutumlarına artık paydos demelidirler. Bu ise 'kahrolsun ABD'nin yanındaki yahudi barzani ve satılmış kürtler' demekle olmayacak, aksine kürtler ve müslümanları düşmanlaştırmak ve kürtleri islamdan soyutlayıp tek başına bırakmak isteyen derin malum güçlerin kulakları çekilerek olacaktır.

5. Mızgin Dergisi Müslümanları parçalamaktadır
Tüm türk-islam sentezi eksenli cemaatler yaşadığımız çoğrafyada cirit atarken bizim hedef olarak kendimize bu gariban kardeşlerimizi seçmemiz anlaşılmazdır. Kürt telebelerini üniversite köşelerinde fakirliklerini ve mazlumluklarını bildiklerinden kullanmak amacıyla ava çıkan malum çevreler tüm vatanımızı esir almışken, bizim 'bu' kardeşlerimize karşı fikirsel harp ilan etmemiz hiçbir mantıkla izah edilmeyecek bir ezikliktir. Bölgede müslümanlar türk-islam sentezcilerini ellerinin tersiyle itip mülkiyeti islama ait olan vatanımızda halkımızın salahiyeti ve müslümanların onuru için didinmedikçe, evrensellik ütopyası ile kendi gerçeklerine göz kapatmayı devam ettirdikçe ulaşacağı netice vahim olacaktır. Bize en yakın olanlar ile hasımlık yapacağımıza bizi içten yiyip bitirenlere karşı birlikte el ele mücadele etmek bölgenin ve ümmetin artı hanesine bir artı puan kazandıracaktır.

6. Mızgin Dergisi etnik bölücüdür ve ayrılıkçı örgütü sempatik göstermektedir
Bu iddiayı Yozgat'ta çıkan bir dağ postası dergisi yazsaydı anlamakta zorlanmayacaktım ancak kendileride yıllardır sırf kürt olduklarından meselenin varlığını inkar etmediklerinden meseleye uzak kulaklar tarafından dinlenmeyen, bölgeye kin kusan ağızlar tarafından bölücülük veya potansiyel teröristlik ile suçlanan bizzat bölge zevatından, bu cümleleri okumak yüzümü kızartmış ve zihnimde müthiş bir fikirsel erozyon yaratmıştır. Demekki biz müslüman kürtler ya müslüman türklerin bizlere sundukları kol ve bacak olmayı kabul edeceğiz yada karşı çıkarsak ''bölücü'' , ''terörist'' ve ''pkk'ci komunist'' olacağız. Burada yeniliğe kapalı malum derin çevreler ile aramızda ne tür bir fark bulunmaktadır? Artık ne kadar öküz altında buzağı aramaya devam edeceğiz? Göğsünde apoleti olan tanıdık bir ülkenin tanıdık bazı generalleride yıllar evvel ''bu müslümanların istekleri başörtüsü değil biz onlara ne kadar özgürlük istersek daha fazla isteyecekler'' diyordular. Bizi onların kullandığı dile getiren nedir? Nedir bu kendi bölgemiz insanlarının hassasiyetlerine lakaytlık, herkesi komunist ve ırkçı ilan etme aşkımız? Eğer bir yerde haksızlık var ise o haksızlığa karşı gelmek gerekiyorsa bunu müslümanlar yapmalıdırlar. Birtakım ''la dini'' çevreler haksızlığa karşı gelmekte paralel bir dil kullanıyorlarsa bu müslümanların onların maşası olduğu anlamına gelmemelidir. Eğer bu böyleyse en büyük komunist Ahmedinejad'tır çünkü yaşayan en agresif komunist lider Chavez ile el ele fotoğraf afişleri birçok duvarı süslemektedir.

Bunca düşmanı olup her güvendiği dağ başına yıkılan halkımızın dindarlarının içlerinde yaşadıkları bu çelişkili durum bizleri üzmekte ve bu ikilemleri çıkaran kardeşlerimizden ricamız boş iddialar üretmek yerine oturaklı gerekçelerle kendi tezlerini ortaya atmalarıdır. Yaşadığımız topraklarda müslümanların arasındaki kavga kimseye bir hayır getirmeyecektir.
 
haberdiyarbakir
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.