1. YAZARLAR

  2. Müfid YÜKSEL

  3. Mısır'ın Geleceği ve Etkileri
Müfid YÜKSEL

Müfid YÜKSEL

Yenişafak
Yazarın Tüm Yazıları >

Mısır'ın Geleceği ve Etkileri

A+A-

     Son günlerde Mısır'da cereyan eden olaylar ve askeri darbe, Ortadoğu ve İslam dünyasının geleceğini olumsuz şekilde etkileme anlamında endişeye sevk ediyor.

     Mısır, İslam Dünyasının kalbi olan Ortadoğu / Kuzey Afrika coğrafyasının en önemli / stratejik ülkelerinden biri ve Arap âleminin de lideri konumunda. Bu yüzden İslam tarihinde Mısır'da gelişen olaylar sürekli tüm çevresini etkileyen bir konumda olmuştur. Tolunoğulları ve Fâtımiler devrinden beri bu şekilde olagelmiştir.

     2011'de Tunus'ta başlayıp Mısır'da devam eden ve 'Arap Baharı' olarak nitelendirilen olaylar zinciri halen süregelmektedir. Uzun yıllar ülkesini despotça yöneten Hüsnî Mübarek'in devrilmesinin ardından meydana gelen gelişmelerin yine bir askeri darbe ile neticelenmesi, kalbimizi yaralayan bir hadise oldu. Mısır'ın en büyük siyasal İslâmi gücü olan Müslüman Kardeşler'in tüm engellemelere rağmen başkanlık seçimini kazanması, kamuoyunda artık değişimin tamamlandığı izlenimini verdi. Ancak, bir yıl süren Mursi idaresinin bu şekilde askeri darbe ile sonlandırılması, bu izlenimin bir yanılsama olduğu gerçeğini ortaya koydu. Bir yıllık süreçte, İhvân mensubu birinin Cumhurbaşkanı olduğu bir idareden sihirli değnek beklemek elbette adil bir tutum değildi. Bu anlamda Mursî, idaresine fırsat tanınmaması büyük bir haksızlık. Mursî'nin bu kadar kısa bir zaman içinde idareye, bürokrasiye hakim olması da beklenemezdi. Ancak bu darbenin önü alınamaz mıydı? Önceden ilan edilmiş olan 30 Haziran gösterilerinin de ince bir strateji ile etkisi azaltılamaz mıydı? Yoksul halkın öfkesini dindirecek bazı tedbirler alınamaz mıydı? Mursî / İhvân idaresini destekleyen bir kısım İslâm ülkeleri böyle bir darbeyi neden önleyemedi ve yardımcı olamadı? 'Arap Baharı' söylemi bir hülyadan mı ibaretti? George Soros tüm bu olanların neresinde? İslâm dünyasında üç asırdır süregelen çöküş devam mı edecek? Diye sormadan da edemiyoruz.

     Mısır'daki darbenin Ön Asya / İslâm dünyasının geleceği açısından oluşturacağı olumsuz etkilerini düşündüğümde hafakanlara giriyorum. Pakistan ordusuna benzer şekilde, iç yapısındaki dindarlığa karşın, giysilerine kadar ABD'ye bağlı bir ordunun Mısır'daki konumu, ülkede dengeleri her zaman değiştirme kabiliyetine sahip bir durumda… 1952'den beri ülkeye siyasi / idari ve iktisadi açıdan egemen olan ordu, geçen yıl ilk defa serbest seçimle işbaşına gelen bir cumhurbaşkanına bir yıl tahammül edemeyip devirdi. Ancak, 2011'de sokağa çıkıp halen evlerine dönmemiş olan öfkeli kitleleri memnun edemeyeceği de açık ve kesin...

     Mısır halkı uysal, uyarılması zor bir halk olarak bilinir. Kolay kolay ayaklanıp sokağa çıkmazlar. Ancak, bir kez uyarılıp ayaklandıkları, sokağa çıktıkları vakit de yine kolay kolay sakinleştirilip, sokaklardan çekilip, evlerine dönmezler. Bazı ayaklanmalar aylarca, hatta yıllarca sürebilir. Bu, tâ Fatımîler döneminden beri böyle süregelir. Fatımîler devrinde 539 / 1144 ve 549 / 1155 tarihlerindeki ayaklanmalar da bu şekilde olmuş. Aylarca, yıllarca sürmüş bu ayaklanmalar. Hele ki, bu ayaklanmalara Mısır'ın güneyinden, özellikle, Said bölgesinden gelen bedeviler karışınca, olaylar çok daha şiddetli, kanlı ve uzun süreli olabiliyor. Bunun 19. yüzyıldaki son büyük örneği 1882'deki Urâbî Paşa ayaklanmasıydı. Bedevilerin yoğun bir şekilde yer aldığı bu ayaklanma, uzun süreli olup, Mısır'ı bir hayli sarsmış, Kavalalı - Hidiv idaresi yıkılmasa bile, ülkenin İngiliz işgaline uğraması ile son bulmuş.

     Ayrıca, Mısır'ın seçimlerde halk desteğine sahip en büyük siyasal İslâmi gücü olan Müslüman kardeşler darbeye rağmen ülkenin dengeleri açısından vazgeçilmez tek siyasi seçenek olarak durmaktadır. Dindarlık oranının oldukça yüksek olduğu, seküler toplumsal yapının olmadığı, camiin, mâbedin toplumsal hayatın merkezinde olduğu Mısır'da serbest seçimlerde İslami olmayan siyasal oluşumların başarı şansı hiç yok. Bu bakımdan Türkiye'de, Mısır için seküler - laik oluşum ve idare hayalleri kuranların da bu beklentilerinin (!) hiçbir karşılığı bulunmuyor. Bu yüzden Mısır'da İhvân'sız veya İslâm dışı bir siyasal seçeneğin serbest bir seçimde sandıktan çıkma ihtimali sözkonusu değil. Daha önce Mısır'la ilgili 2011 yılından beri yayınladığım makalelerde Müslüman Kardeşler'in yapısal / siyasi ve stratejik hatalarına yönelik de, bazen sert olabilecek eleştirilerimi yazmıştım. Müslüman Kardeşler'in, Mursî'nin mağdur edildiği bu nazik ortamda Müslüman Kardeşler'e yönelik sert eleştirilere girmek bizim için şık olmaz. Otoriter / askeri bir idare de, açlık ve sefaletle boğuşan, bu yüzden öfkeleri sokağa taşmış kitlelere karşı duramaz. Bu da Mısır'ın, eğer askeri idare çekilip sağlıklı siyasi yapı kurulmazsa, uzun süre Kaosa teslim olacağını göstermektedir. Yanısıra, Mısır'daki askeri darbe İslam'ın siyasal alanda yenilgisi, başarısızlığı gibi yansıtılırsa / benimsetilirse böylesine bir halet-i ruhiyeyi İslâm dünyası kaldıramaz. Hele ki, bunun çevresindeki ülkelere olumsuz yansımaları daha da yaralayıcı olacaktır.

     Bu sürecin Mısır ve coğrafyamızdaki olumsuz etkilerinin nötralize edilmesi, Mısır'da tekrar istikrarın temini, kaosun sona erdirilmesi, serbest seçimlerin yapılması, halkın iradesinin sandığa yansıması, İhvân'ın ve Müslüman halkın mağduriyetinin giderilmesi konusunda çaba gösterilmesi hayati derecede önem arzetmektedir. Türkiye başta olmak üzere bazı İslâm ülkelerinin bu konuda olumlu müdahaleleri / katkıları şart.

     YENİ ŞAFAK

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.