1. YAZARLAR

  2. Altan TAN

  3. Mısır ve Tunus olayları
Altan TAN

Altan TAN

Altan TAN
Yazarın Tüm Yazıları >

Mısır ve Tunus olayları

A+A-

Gazeteler ve televizyonlar bu ülkelerle ilgili haber ve görüntülerle dolu.

Bilen; bilmeyen; hayatında bir kez bile Mısır’ı, Tunus’u görmeyen onlarca ‘uzman’  televizyonlarda ahkam kesiyor.

Gelişmeleri izleyen herkes öncelikle ne olup bittiğini merak ediyor.

Olayların nasıl bir seyir takip edeceği ve ne şekilde neticeleneceği ise daha sonraki bir konu.

Ortadoğu ve özellikle de İslam ülkeleri hakkında konuşabilmek için şüphesiz ki biraz okumak, incelemek ve gerçek uzmanların görüşlerine baş vurmak gerekiyor.

Ama ne yazık ki tek başına okumak, incelemek ve sadece uzmanları dinlemek yetmiyor.

‘Çok gezen mi bilir, yoksa çok okuyan mı?’ sorusu boşuna sorulmamış.

Bence  ne sadece gezen, ne de yalnızca okuyan; her ikisi de.

Bir şeyi kitaptan ne kadar bilirseniz bilin aynel yakin, bizzat görmeniz ve olaylara adeta ‘dokunmanızın’ yerini hiçbir şey tutmuyor.

Son bir buçuk yıldır Pakistan, Lübnan, Suriye (İki kez), Irak Kürdistan’ı, Ürdün, İsrail, Filistin ve Mısır’a gittim.

Açık yüreklilikle ifade etmem gerekirse hadi diğer ülkeler neyse de; Mısır ve özellikle de Pakistan benim için tam bir sükûtu hayal oldu.

Kendi gözlerimle gördüklerim, bildiklerimin ve daha önce duyduklarımın yanında neredeyse devede kulak kaldı.

Bu seyahatlerimle ilgili gözlemlerimi gezi dönüşlerimde Özgün Duruş sayfalarında sizlerle paylaştığım için tekrar ayrıntılara girmiyorum.

Bu ülkelerle ilgili altı çizilecek birkaç önemli tesbit var:

1.Korkunç derece de bir fakirlik (sınıflar arası uçurum)

2.En basit bir muhalif söyleme bile tahammül etmeyen dikta rejimleri

3.Bunca yoksulluk ve baskıya karşı halkı örgütlemede sadece güç dengesinde değil ideoloji, program ve söylemde de yetersiz İslami muhalefet.

Bu ülkeleri tahlil edebilmek için sosyoloji profesörü olmaya gerek yok.

Biraz akıl ve izan sahibi olan herkes bu rejimlerin böyle devam edemeyeceğini rahatlıkla görebilir.

Peki! Bunca olumsuzluğa, yolsuzluk, yoksulluk ve baskıya rağmen bu diktatörlükler bunca yıl devrilmeden, yıkılmadan nasıl sürebildi.

Bunun da cevabı çok fazla girift değil.

İslami yönetimlerin iş başına gelmesinden çekinen dünyaya egemen güçler halklarına düşman bu karikatürlere destek verdiler, tasfiye olmalarını engellediler.

İslam geleceğine, diktatörlükler devam etsin dediler.

Bugün de aynı endişeyi taşıyorlar.

Ancak bu durum artık sürdürülebilir değil.

Değişim kaçınılmaz.

Bu sefer de süper güçler kendi kontrollerinde bir değişim ve dönüşüm istiyorlar.

Onun içindir ki milyonlar ‘artık yeter’ diyerek, sokaklara dökülmesine rağmen işler çok da hızlı ve istenildiği şekilde yürümüyor.

Yılların, belki de asırların tahribatı var.

Bunun bir diğer önemli nedeni de İslami grup ve hareketlerin yeterince hazırlıklı olmamaları.

İşin uzman kadrolar, organize olma  ve güç dengeleri boyutunun yanında ideolojik ve felsefi olarak kapitalizme ve modern dünyaya alternatif boyutu da henüz hazır değil.

Bu sorun sadece Mısır ve Tunus’un değil tüm İslam Alemi’nin sorunu.

İran İslam Cumhuriyeti etnik, mezhebi ve sınıfsal sorunların çözümünde başarılı bir model ortaya koyamadı.

Türkiye’deki durumun da çok iç açıcı olduğu söylenemez.

‘İslamcı’ kadrolar 1994’lerden itibaren önce yerelde ve sonrasında da genelde iktidarda olmalarına rağmen bu yönde ciddi bir mesafe kat edilebilmiş değil.

Eğer kavga kapitalist mekanizmaya kimin egemen olacağı ise, bu Müslüman zihnin isteyeceği bir şey değil.

Mısır ve Tunus’la başlayan değişim rüzgarının er veya geç Ürdün, Suriye, Cezayir, Fas, Libya, Yemen, Kürdistan… ve nihayetinde Suudi Arabistan’a kadar ulaşacağı gözüküyor.

Egemenler sonuna kadar direnecekler.

Varsın dirensinler!

Değişim bir müddet için değişik oyunlarla ertelenebilir, ancak asla engellenemez.

Müslümanlar için önemli olan yeni döneme hazırlıklı olmak.

Yolsuzluğa, yoksulluğa ve ahlaki çöküntüye çare bulmak,

Aynı zamanda da seküler modern hayat tarzını sürdürmek isteyenlerin de yaşamalarına fırsat verecek çoğulcu bir toplum modelini inşa edebilmek.

Allah rahmet etsin Said-i Nursi ‘Biz acele ettik, kara kışta geldik’ diyor.

Yaşadığımız gelişmeler inşallah birkaç yüz yıldır süren kara kışın, zemherinin sonu, baharın başlangıcı olur, ümmet nefes alır.

Başbakan Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Mısır ve Tunus’la ilgili açıklamaları müsbet.

Ancak bu gelişmelerden sayın Gül ve Erdoğan’ın da çıkarmaları gereken sonuçlar  var.

Onların ve Türkiye’nin üzerine düşenler başka bir yazının konusu.

Cenab-ı Allah tüm mazlum kardeşlerimize yardım etsin,

İşlerini kolaylaştırsın, zalimleri kahretsin.

Ozgundurus

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.