1. YAZARLAR

  2. Nasır KURŞUN

  3. MEVA'YI BULMAK
Nasır KURŞUN

Nasır KURŞUN

Yazarın Tüm Yazıları >

MEVA'YI BULMAK

A+A-

 

 

 

Meva, ruh hastası biriyle konuşuyormuş gibi , evin bahçesinden kopardığı papatyayı eline almış bir şeyler mırıldanıyordu. Rüzgar usul usul esmeye başlamıştı. Düşen her bir yaprak sevgi pınarından fışkırmaya başlamıştı. Kimileri seviyordu. Kimileri sevmiyordu.

 

Hiç kımıldamadan dakikalarca konuştu papatyayla. Zihninde biriktirdiği bütün hüzünlerini içinden boşaltmaya başlamıştı.Yalnızdı Meva. Hiç olmayacak ve olamayacağı kadar , olmak eylemini unutacak kadar yalnızdı. Olamayacağı bir yalnızlık hissini sessizliğin sırrının bağlantılarıyla birlikte yaşıyordu. Kutupsal bir birlikteliğin arka bahçelerinde gezinip duruyordu. Çaba gerektiren bütün hayallerini , bilim kurgu filminden esinlendiği efsanelerin bir anda oluşacağına kendini inandırmaya çalışıyordu. Bahçeden uzaklaştıkça hayattan bir yabancılık sezmeye başlamıştı. Betimlediği bütün hayal ürünü yaşantıları sorgulamaya başlamıştı. Eve doğru yürümeye koyuldu. Ormanlık bir alanda yaşıyordu. Bahçede her gün gördüğü ağaçlar tuhaf gelmeye başlamıştı artık. Gökyüzü garip bir hikayeden bahsediyordu ona. Ağaçları bu kadar dik tutan şey neydi ? Büyümesini sağlayan , belli bir aşamadan sonra durmasına sebep olan şey neydi ? Düşünmeyi öğrenmişti. Okuma yazma biliyordu Meva. Kelimelerle arkadaşlık yapmaya başlamıştı. Okuduğu her kitaptan sonra evin balkonuna çıkar balkona sarkan çınar ağacına bakar ve derin bir düşünce alemine dalardı. Kendini arıyordu sanki Meva. Bir ağaçta , evin duvarlarına yuva yapmış örümcekte, belki yalnız yürüyen bir karınca da. Arayış çabaları onu yokluğun serin sularında boğmaya başlamıştı. Eve yaklaşmıştı. Sakince çitlerin arkasından dolandı. Tutsaklığın yaşam biçimini ve kaynağını yönlendirildiği zihninde anlamlandırmaya çalışıyordu. Evin kapısının önündeki korkuluğun biraz kendisine benzediğini gördü. Gülümsedi Meva. Korkusuz kişiliğini başka canlılardan uzak tutmaya çalıştığının nedenini kendisi de bilmiyordu. Korku neydi ? Korkunun bir tanımı yapılabilir miydi? Soluk alıp vermesine karşı çıkan ve bedenine bir zarar verecek olan, bunun sonucunda hissedeceği acının korkusu olur muydu? Yavaş yavaş evin kapısına doğru ilerledi. Merdivenleri çıkarken yorgun olduğunu ve bu yorgunluğun yalnızlığının bir parçası olduğunu fark etmişti. Hiçbir şey yapmadan yorulur muydu insan ? Meva yorulmuştu...

Yıllar önce bu ormandaki kulübede yaşama kararı aldığı günden beri çok yorulmuştu. Geçmiş hayatı bir ızdırap gibi geliyordu ona. Elleri , kolları , bacakları vücudunun her bir yanı geçmişini hatırlatıyordu. Masal kahramanlarının konuştuğu dilleri öğrenmişti artık. Yalnızdı Meva. Kendiydi artık . Meva'ydı. İnsanların yargıladığı , hayatına yön verdiği , düşünce tekmeleyen , kalkınca elinden tutan Meva değildi artık. Köleleşmiş bir yaşantıya isyan edebilmekti onun için büyük sır. Soluk alıp verdiği , bu bedenin bir anda yok olacağının farkına varabilmekti. Elmanın çekirdeğiydi hayat. Düşünce yükselecek olan ancak kendisiydi. Kopunca yok olacak olanda. Karanlığın karanlık olması yalnız bakışların görüşüydü...

Niçin böyle yaptın ? Sorusunu kendi benliğine sorabilen insanlar ancak kendi yaşantılarını kendileri fark ettiği an kendi olmaya başlar. Bastığı toprağın kokusunda kendini kaybetmek bir arayıştır. Arayış fiziki bir müdahaleden , ruhsal bir boşluğa düşebilmektir. Varlığı , yokluğun dibinden geçerken farketmektir arayış. Umudu bülbülün kahkahalarında gizleyen bir güç vardır. Bu güç benliğe verilen hakların ihlalinin bedelini bugün kullanma seviyesinde yoğunlaşmalıdır. Eve gelmişti Meva. Çalışma odasına girer girmez , her gününü geçmişiyle yoğurduğu kalemini eline aldı. Mürekkebi bandırdığı her hareket kıyametin habercisi gibiydi. Kıyamet yakında Ben kimim? sorusunun cevaplarını bir bir fısıldamaya başlayacaktı. Kimleri için klişeleşmiş ve içi boşaltılmış kavramların bir anlamı vardı. Ve herkes kimseden daha herkes olamazdı. Kimse bir girdabın içinde sebepler zincirinin kopmasının sebebini kendi kişiliğine bağdaşmıyordu..

Birileri gidiyordu sakince , birileri hep gidiyordu. Bazıları ağlıyordu sessizce , bazıları hep ağlıyordu. Kimdi giden ? Kimlerdi ağlayan ? Meva haklıydı... Yalnızlığı , yalnız bırakacak kadar yalnız olmalıydı insan.

Meva kimdi ?

Papatyalar şaşkın , bülbüller ağlamakta , bulutlar yabancı , yağmurlar hancı . Gökyüzü kaf dağının arkasına çekilmiş , karanlık sancılı. Herkes gözünü kapatmış. Aranan şey bulunamamış. Ve bir gerçek daha gün yüzüne çıkmış.

Her nefis ancak kendinden sorumludur. Herkes kendidir. İnsanı aldatan başkalarıdır. Aldanan ancak ve ancak kendidir...

 

 

                    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.