Muhammed Taha Uğurlu

Muhammed Taha Uğurlu

Yazarın Tüm Yazıları >

METALAŞMA

A+A-

 

Sessizlik... Şimdi yazmaya başlayacak... Kısa soluklu nefes alıp vermelerin ve birkaç dakikalık bir düşünüşün ardından klavye tıkırtıları:

“Madde ve ruh ilişkisi çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Fakat genel kabul gören görüş madde ile ruhun bir bütün olduğudur. Biz de bunu kabul ediyoruz... Ama kabul ettiğimiz bu görüşü ne kadar yansıtıyoruz? Toplumsal ayrışmanın en önemli nedenleri her şeyi maddenin yerine koymak, bütün hayatı mal(maddiyat) üzerine inşâ etmektir. Çünkü fâni hayat denilen şey tamamıyla geçici olan maddedir. Dolayısıyla geçici olan maddeyi hayatın merkezine koymak bizi sadece bu dünya için var eder ve toplumsal ayrışmanın oluşmasına neden olur. Toplumsal ayrışma dediğimiz şey ise çok kapsamlı olabilmektedir. Bunu büyük devletler arasındaki ayrışmadan tutun da toplumun en küçük yapı taşını oluşturan bireyler arasındaki münâsebete kadar indirgeyebiliriz.

Modernizmin getirilerini çoğunlukla iyi bir şey olarak görmüşüzdür. Hayatı kolaylaştıran, insanın daha az çabayla daha çok iş yapabilmesini sağlayan bu akım bize hep sevimli gelmiştir. Fakat bu getirilerin yanında bir de götürülerini görmek gerekir. İnsanı saatlerce alıkoyan akıllı telefonlar, bilgisayarlar, televizyonlar; kültürel değer niteliği taşıyan özel günlerin, modernizmin getirdiği yoğun iş hayatı sonucu birer tatil günlerine dönüşmesi; sosyal medya uygulamaları vasıtasıyla buradan kurulan evlilik planlamaları sonucu oluşan duygusal ve sosyal körelim ve bir oyundan ibaret olması gerekirken paranın işin içinde fazlaca olmasıyla toplum için afyona dönüşen spor müsabakaları... tüm bunlar ve daha niceleri toplumun fertlerini makineleştirmekte ve insanın uzaklaşmaması gereken mânâ yani ruh boyutundan uzaklaşmasına sebep olmaktadır.

Kentleşmenin etkisiyle toplum içinde değer yitimleri ortaya çıkmıştır. Bunlardan belki de en önemlisi dinin yozlaşmasıdır. Günümüzde din bazı kesimlerce bir kültür unsuru olarak görülmektedir. Dolayısıyla dinî olgular da birer kültürel öge hâline gelmiştir. Ramazan ayı gelince uhrevî bir kimliğe bürünmek(!) fakat Ramazan ayından hemen sonra eski yaşayışlara geri dönmek gibi... Bu gibi toplumsal çözülmeler kişileri nesnelere ya da programlanmış birer makineye dönüştürmektedir. Oysaki din belirli gün veya aylarda yaşanılması için değil, buna inanmış bireyler tarafından hayatın her yerinde, her zaman merkezde bulunması gereken bir inanıştır.

Modernizmin bu gibi etkileri yapmacık dünyaların oluşmasına neden oldu. Her şey “ben” üzerinden şekillenmeye başladı. Dolayısıyla kişiler arası rekabet hayatın her yerinde kendine göstermeye başladı. Bu rekabeti hayatın her türlü sosyal alanına indirgeyebiliriz. Bunun sonucu olarak da ahlakî ve duygusal anlamda bir gerileme yaşandı. Yani kentleşme ve makineleşmenin getirdiği hızlı yaşam kişilere sirâyet etti, bunun sonucu olarak da kişiler de makineleşti. Bireyler de tıpkı nesneler gibi kapitalist dünyanın birer unsuru hâline geldi. Artık görüyoruz ki bireylerin mutlu(!) olacakları yerler yarattıkları yapmacık dünyalarında gizli...”

Birden durakladı. “Devam etsem mi?” Diye düşündü. Sahi yazdıkları söylenmesi gerekenler kadar yeterli miydi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.