1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Mazlumun kalb gözü!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Mazlumun kalb gözü!

A+A-

 

Ebû Hüreyre (ra), Hz. Peygamber (s.)'in  şöyle bir olay anlattığını rivayet eder:

 “İsrâiloğulları içinde biri ala tenli (abraş), biri kel, biri de kör üç kişi vardı. Yüce Allah onları sınamak istedi, bir melek gönderdi.Melek, ala tenliye;

– 'En çok istediğin şey nedir?' dedi. Ala tenli,

– 'Güzel bir ten rengi ve insanlara itici gelen şu halin benden giderilmesi.' dedi. Melek onu sıvazladı, ala tenlilik gitti, rengi güzelleşti. Melek bu defa;

– 'En çok sahip olmak istediğin mal nedir?' dedi. Adam,

– 'Deve.' dedi. Ona on aylık gebe bir deve verildi. Melek,

– 'Allah sana bu deveyi bereketli kılsın!' diye dua etti. Sonra kel adama gelerek;

– 'En çok istediğin şey nedir?' dedi. Kel adam,

– 'Güzel bir saç ve insanları benden uzaklaştıran şu kelliğin giderilmesi.' dedi. Melek başını sıvazladı, kelliği kayboldu, gür ve güzel saçları oldu. Melek sordu:

– 'En çok sahip olmak istediğin mal nedir?' Adam,

– 'İnek…' dedi. Ona da gebe bir inek verildi. Melek ona da dua edip körün yanına gidip

– 'En çok istediğin şey nedir?' dedi. Kör,

– 'Allah gözlerimi açsın.' dedi. Melek gözlerini sıvazladı. Gözleri açıldı. Bu defa Melek,

– 'En çok sahip olmak istediğin şey nedir?' dedi. O da,

– 'Koyun…' dedi. Bunun üzerine ona döl veren bir gebe koyun verildi.

Deve ve sığır yavruladı, koyun kuzuladı. Neticede her birinin vâdi dolusu devesi, sığırı, koyun sürüsü oldu.

Daha sonra melek, ala tenliye, yoksul insan kılığında geldi ve;

– 'Yoksulum, yoluma devam edecek imkânım yok… Rengini ve cildini güzelleştiren Allah aşkına senden bir deve istiyorum.' dedi.Adam,

– 'Mal verilecek çok insan var.' dedi. Melek,

– 'Ben seni tanıyor gibiyim. Sen insanların kendisinden iğrendiği, yoksulken Allah'ın zengin ettiği abraş değil misin?' dedi. Adam,

– 'Bana bu mal atalarımdan miras kaldı.' dedi. Melek,

– 'Eğer yalan söylüyorsan, Allah seni eski haline çevirsin.' dedi.

Sonra melek, kelin yanına geldi. Ona da abraşa söylediklerini söyledi. Kel de abraş gibi cevap verdi. Melek ona da;

– 'Yalan söylüyorsan, Allah seni eski haline çevirsin!' dedi. Sonraeskiden kör olan adama gitti ve;

– 'Fakir ve yolcuyum. Yoluma devam edecek imkânım kalmadı… Sana gözlerini geri veren Allah aşkına senden bir koyun istiyorum.' dedi. Adam,

– 'Ben kördüm. Allah gözlerimi iâde etti. İstediğini al…' Melek,

– 'Malın senin olsun. Bu sizin sınavınızdı. Allah senden razı oldu, arkadaşlarına gazap etti.' dedi." (Buhari, Enbiya, 51, Müslim, Zühd, 10.)

       Rahmetli babam, küçükken bize İsrailiyat olduğu anlaşılan bir hikaye anlatırdı: Birgün Hz. Musa'nın yolu gençlerin eğlenerek yüzdüğü bir havuza düşer. Herkes yüzüp eğlenirken kenarda bir genç elindeki çakıyla kalınca bir sopayı yontmaktadır. Hayli üzgün olduğunu suratına bakan anlıyordur. Hz. Musa ona “neden yüzüp eğlenmediğini” sorar. Genç, acıyla kör olduğunu söyler. Hz. Musa, ona acır ve Yüce Allah'tan bu gencin gözlerini açması için yalvarır. Derken, duası kabul olunur, gencin gözü açılır. Bu sırada diğer gençler havuzdan çıkmış, giyinip gitmişlerdir. Gözleri açılan genç hemen sevinçle havuza atlar, dakikalarca yüzer. O da bıkıp havuzdan çıkınca bu sefer yonttuğu sopayı sivri ucu yukarı duracak şekilde havuzun dibine çakar. Hz. Musa, niçin böyle yaptığını sorunca genç, “Herkes bu havuzda çok yüzdü, ben hep mahrum kaldım, bundan sonra benden başka kimse yüzmesin. Kim havuza atlarsa kalbine saplanacak.” der. Hz. Musa, ellerini havaya kaldırır “Rabb'im! Bunun gözlerini kör et, demek ki körlüğe müstahakmış.” diye yalvarır.

       Vücuttaki araz ve hastalıklar gibi yoksulluk, başka sıkıntı ve musibetler de birer sınav vesilesidir. (2/Bakara, 155-156.)

       Hadiste sözü edilen abraş, kel ve meselde zikri geçen genç sınavı kaybetmekte, üçüncüsü kazanmaktadır. Sınavı kazananın adamın iki gözü kördü ama “kalb gözü” açıktı. Belli ki geçmişte yaşadıklarına, sonra sahip olduğu nimetlere bakıp gerekli dersleri çıkarmasını bilmiştir.

           Şu veya bu musibete, mahrumiyet ve zulümlere maruz kalanlardan kiminin kalb gözü kapalı, kimininki açıktır. Kişi takva sahibiyse kalb gözü görür, değilse kör olur; geçmişini unutur, kazık çakan genç gibi “Herkes havuzdan çok istifade etti, sıra bende!” der. Bunun bir açıklaması olmal!


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.