1. HABERLER

  2. EYLEMLER VE STK

  3. Mazlumder, "Dünya Kadınlar Günü" nü Kutlar...
Mazlumder, "Dünya Kadınlar Günü" nü Kutlar...

Mazlumder, "Dünya Kadınlar Günü" nü Kutlar...

Bugün 08 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü… Mazlumder Van şubesinde yapılan bir basın açıklamasıyla dünya kadınlarının günü kutlandı. Mazlumder Van Şubesi yönetim kurulu üyesi Betül Güngör’ün okuduğu basın açıklamasının tam metni aşağıdadır:

A+A-

 

 

 

 


MAZLUMDER, “DÜNYA KADINLAR GÜNÜ”NÜ KUTLAR…

Basına ve Kamuoyuna;

Kadın (dişi) varlığın, canlılığın, verimliliğin, devamlılığın kendisi ve simgesidir. Allah’ın bir dişi ve erkek olarak yarattığı bu hayat, ikisinin de eşit haklara sahip olduğu ve farklı misyonlar barındırdığı mekandır.

Canlılığın özü olarak eşitliğin paylaşıldığı, özellikleri itibariyle farklı nitelikleri kendinde barındıran kadının insanlık tarihi boyunca yüklendiği kimlikler –bazı istisnalar dışında- benzer olmuştur. Kadını kadın olarak duygularıyla hisleriyle değerleriyle davasıyla değerlendirmeyi bir tarafa bırakıp kadında yalnızca toplumun dayattığı kimlikleri görmek ne yazık ki tarih içinde olağanı teşkil eder hale gelmiştir. Bu durumun bir sonucu olarak, kadın belli kimliklere -anne, ev hanımı gibi- sıkıştırıp, erk için olan haklar kadına lüks olarak görülmüştür. Ancak bu, ne adalet, ne insanlık bazında kabul edilebilecek bir durum değildir. Kadın kendine yüklenen cinsiyet kimliğini kabul etmemekle birlikte, erkek egemen toplumda kadınlar zihin yapılarıyla ve eylemleriyle bu algıyı bertaraf etmelidirler.

Yaşadığımız toplumda kadına biçilen rollere ve bunun sonucu olarak yaşanan hak ihlallerine baktığımızda dünya kadınlar günü kapsamında yapılan etkinlikleri desteklememiz gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü”nde kadınlara karşı her türlü ayrımcılığın kaldırılması ve kadın erkek eşitliğinin sağlanması taleplerinin; yaşamın her alanında kadın sorunlarına çözüm önerilerinin bir kez daha dile getirildiği bu günün desteklenmesi gerektiği inancını taşıyoruz.

Tarihin birçok döneminde kadının yaşadığı hak ihlallerinin başında yaşam ve eğitim hakkı gelmektedir. Aşiret içinde kadının öldürülmesiyle ‘namuslarının’ temizleneceğini sanılan töre cinayetleri, rüşt yaşına gelmemiş masum çocukların yaşlarının çok üstünde bir sorumluluğun dayatıldığı ağır yükün altında ezilmesine neden olan çocuk evlilikleri, halen babasının tercihine kalmış eğitim hakkı, kitaplarında kurdukları tüm zihin dünyaları “kızım bir su getir” denilmesi kadar kısa olan hayallerin başkarakteri olan kadınlar hayatlarının öznesi olmalıdırlar. Ancak ilerleyen zaman kadını var olan kimlikleriyle yeni bir pozisyona sürükledi. Kapitalizmin her yönüyle egemenlik sürdüğü bir zamanda sosyal hayat içinde yer edinmeye çalışan kadının bedenini bu anlayışla araçsallaştırdı. Tüketim toplumu egemen paradigmalar dahilinde kadını metalaştırıp şekli ön plana çıkararak güzelliği ve bedeni kullanmayı mubah gören bir anlayış var oldu. Bu anlayışta amaç uğruna araçsallaşan bir kadın ve zihniyeti özgürleşmenin çok uzağında olacaktır. Başka bir deyişle, kadının kendi benliğini oluşturma sürecinde kendi iradesi dışında biçilen sınırlara yeni sınırlar eklenmiş olacaktır.

Şüphesiz geçmiş incelendiğinde kadınların tarihin akışı içerisinde erkeklere nazaran daha mahrum ve daha mağdur bir görüntü çizdikleri görülmektedir. Çoğu kez egemenlerin çabalarıyla kadının kendisine, topluma yabancılaşması üst düzeyde geliştiriliyor ve kendisini köle ruhsalına hapsetmesi sağlanıyordu. Bu mecrada

gerçekleşen yozlaşma en somut şekilde kadına olan yaklaşımda kendini açığa vuruyor. Erkeğin sistem karşısında yaşadığı ruhsal parçalanmayı kadın üzerinde şiddet biçiminde yansıttığı ve bir insan hakları ihlali olan aile içi şiddeti kendisine hak olarak gördüğü bilinen bir gerçektir.

Kadın yaratılış itibariyle erkeğe göre ikinci derecede bir değere sahip değildir. Kadının insan olup olmadığının, erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığı, rûhunun bulunup bulunmadığının tartışıldığı tamamen erkeğe tabi olduğu ve sürekli vesayet altında bulunduğu hatta mirastan hisse alması bir yana kendisinin bile miras malı gibi değerlendirildiği bir dönemde İslam; kadının insan olduğunu beyan etmiş, mirastaki haklarını ortaya koymuş onu sadece emir alan değil yerine topluma öncülük yapabileceği konumuna yükseltmiş ve “kadın”ı olması gereken yere koymuştur. İslam'da insan olmaları bakımından erkekle kadın arasında herhangi bir fark yoktur. Her ikisi de eşit derecede Yüce Allah'ın emir ve yasaklarına muhataptır. Erkek de kadın da yeryüzünü imar etmek ve orada Allah'a kulluk yapmakla sorumludurlar. İslam çağrısının duyulmaya başlandığı zamanlarda peygamberin etrafında toplanan kitlenin kadın ve kölelerden oluşması bir tesadüf ürünü değildir. Kişi kendini bir grup bir topluluğa dâhil ediyorsa kendisine dair söyleyecek sözü olduğundandır. Kendisine ait olanın kendisinden alındığını bilmesi ve sürülen bu zincirlerden kurtulma isteğini taşımanın bir sonucudur. İnen ilk surelerden biri olan Tekvir suresinin hemen ilk kısımlarında “diri diri gömülen kız çocuğunun hangi günahtan ötürü öldürüldüğü sorulduğu zaman” ayetiyle karşılaşmamız bu dinin toplum içinde kadının mahkûm edildiği durumu kabul etmeyeceğini gösterir.

Bu vesileyle, Mazlumder camiası olarak kadına yönelik bütün ayrımcı politikaları, şiddeti, haksızlığı, ayrımcılığı, ötekileştirmeyi ve sosyal alandan geri plana itilmeleri bir insan hakları ihlali olarak gördüğümüzü ve kınadığımızı belirtmek isteriz.

 

MAZLUMDER Van Şubesi adına

Betül Güngör


20140308_153820.jpg

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.