1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. Mazlum Diyarın Mazlum Şehidi: Molla İhsan Yeşilırmak/Muhammed Zahir
Mazlum Diyarın Mazlum Şehidi: Molla İhsan Yeşilırmak/Muhammed Zahir

Mazlum Diyarın Mazlum Şehidi: Molla İhsan Yeşilırmak/Muhammed Zahir

A+A-

 

8 Şubat, Kürdistan'ın seçkin alimlerinden olan, mücadeleci ve mübâriz Molla İhsan Yeşilırmak'ın şahadet yıldönümüdür. Binlerce öğrenci yetiştiren ve sahih İslamî düşüncenin neşv-ü nemâ bulması uğrunda hayatını fedâ eden aziz şehidimizi rahmet ve minnetle yad ediyoruz.

 

Bu vesileyle Sayın Muhammed Zahir'in yazısını tekrar yayınlıyoruz.

Kürdistan denince akla ilk olarak mazlumiyet geliyordu. Çünkü o diyarda yaşayan halk tarih boyunca baskıya ve zulme maruz kalmıştı. İşte bu yüzden o topraklardan mazlum diyar diye söz etmek yanlış olmasa gerek. Kürdistan toprakları çoraklaşmıştı ama yetişen çınarlar gölgeleriyle hayat veriyordu. Tabi o diyardakilere hayat verenler birilerine de memat verecekti ve hemen icabına bakılması gerekiyordu. Bu anlamda düşman bile olsa bir takım oluşumlarla işbirliğine gitmek hâkim gücün en çok başvurduğu yöntemlerden biriydi. Çünkü ortak düşmanı yok etmek en çok hâkim gücün işine geliyordu. İşte böyle karanlık ve de iğrenç bir senaryoyla mazlum diyarın çınarlarından biri olan Molla İhsan Yeşilırmak’ın hayatına kastettiler elleri kurusuca zalimler…

Hayatını islami davaya vakfeden, ismi ile müsemma olan güzel şehid… Şehid olmak için şehidçe yaşamak gerekirdi. Seni tanıyan herkes, seninle yaşayan her yürek ve seninle yürüyen her beden senin şehidçe yaşamına şahitlik edecektir. Hep mazlum oldular bu yola girenler seydam… Garip davanın garip yolcuları; şükür notalarıyla örülü sinelerini her şeyin sahibi Rahmanın sevgisinden başka her şeye kapatırlardı… Her şey; maşukun sevgisine mazhar olabilme endişesi ekseninde yapılırdı ve bunun için ödenecek bedel ne ise hiç tereddütsüz İbrahim’i bir eda ile, Yakubi bir sabırla, Muhammedi bir cesaretle ödenirdi. Gösteriş olmadan… Herhangi bir menfaat gözetmeden, çile ve zorluklara katlanarak, fani olan nimetlere aldanmadan, mahbubun aşkı uğruna… 

8 Şubat 1993… Fiziki olarak aramızdan ayrılalı tam 15 yıl oldu seydam. Ama sensiz geçen 15 yılın tamamında yüreklerimize nakşettiğin o tertemiz, sade ve her türlü sevginin fevkinde olan , yaşamınla ve de şehadetinle pekiştirdiğin dava sevgisini, adanmışlığı her an yaşıyoruz seydam.. Seni unutmak mümkün mü seydam? Davayı, direnişi, samimiyeti, fedakârlığı, adanmışlığı, bildiği ile amel etmeyi, cesareti ve tevazünün en güzel örneğini sende gördük seydam…  

Sen ölmedin seydam. Çünkü şehitler için;  ‘‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler fakat siz anlamazsınız.’’ (Bakara 154) diyor Şanı Yüce olan Rabbimiz. Biz anlamasak da sen yaşıyorsun, dirisin seydam… Belki de senden sonra bazı yoldaşların; Allah’ın biraz açlık, biraz korku, mallardan ve canlardan eksiltme ile imtihanında takvaya değil de fetvaya sarılışlarını, sonra da fani olan dünyalıklar peşinde gece gündüz koşanlar haline geldiklerini acı ve ibretle izleyerek üzülüyorsun seydam… Ama üzülme seydam; Rabbe vefa göstermeyenler kula hiç göstermez seydam. Sana olan vefasızlık; şu ana kadar yaşanmış vefasızlıkların ne ilki olmuş ne de sonu olacak…       

Sen meclislerde otururken mangalda kül bırakmayıp yaşamında söylediklerinden eser olmayanlardan değildin seydam. Sen özü ve sözü bir olanlardan, ilmiyle amel edenlerden, az konuşup çok yaşayanlardandın. Çünkü dünyevi herhangi bir çıkarın peşinde değildin. Kimsenin gözüne girme gibi bir derdin de yoktu. Başarısızlıklarını; tembellik, dünya sevgisi ve kaygısı gibi olumsuzluklarına değil de takip ettikleri davanın metoduna, konjöktüre, ortamların olumsuzluklarına havale edenlerden hiç değildin. Her halükarda bir şeylerin yapılabilirliğini sen öğrettin bize… Zaten öyle olmasaydın şehit olur muydun seydam? Şehid olmak için şehidçe yaşamak gerekiyordu ve sen gerçekten şehitçe yaşıyordun. Öyleya varlığın bile zalimler için tehlike arz ediyordu ki canına kastettiler…

Hiç unutmuyorum bir gün gençlerle oturup sohbet yapacaktınız. O gençlerden biri de bendim. Çok heyecanlıydım. Çünkü mücadeleci, tevazu ve takva sahibi bir âlim konuşacaktı. Kalpten çıkan kalbe gidiyor ve etkiliyordu. Senin Allah için kalpten çıkmayan, balans ayarını Allah korkusunun oluşturmadığı bir tek söz söylediğine şahit olmamıştım. O yüzden heyecanlıydım. İşte seyda konuşuyordu; ‘‘Bismillahirrahmanirrahim…. Ben korkarım ki şu anda size söyleyeceklerimden dolayı yarın ruzi mahşerde Yüce Allah’ın; ‘…Neden yapmadıklarınızı söylüyorsunuz..’ ilahi kelamına muhatap olayım…’’ diyerek sözü bana havale etmiştiniz. Hayatını islami mücadeleye vakfeden bir âlim konuşmaktan korkacaktı da ben mi korkmayacaktım… Ortalığı bir sessizlik kaplamıştı… Ama biz alacağımızı almıştık. İlim önce amele geçmeliydi. Yaşam ve ölümün gücüne sahip olduğu söylenen dil; önüne gelen her şeyi söylememeliydi. Söylenenler; pratik yaşama imkân derecesinde mutlaka geçmeliydi. Aksi takdirde yukarıdaki ilahi fermana muhatap olmak vardı. Hz. Ali’nin; ‘‘ Kişi söylemediğinin hâkimi söylediğinin esiridir’’ sözünü unutmamamız gerekiyordu.

Şehit olmakla meşakkatli olan bu dünyadan kutlu bir diyara göç ettiniz. Yasirlerin, Hamzaların, Musabların, Alilerin, Hüseyinlerin, Ammarların, Hasan El-Bennaların, Seyyid Kutupların, Şekakilerin ve Şeyh Saidlerin diyarına. Ne kutlu bir diyar… Ne mutlu bir son…

Şubatların kasvetini üzerimizden hala atamadık seydam. Ama Allah’a verdiği sözü yerine getirene dek hak için, hakikat için, dava için, zulme karşı, küfre karşı şehitlerin açtığı çığırdan ayrılmamaya, ilahi misyonun erleri olmaya yemin etmiş gençlerin siz şehitlerin duasına ihtiyacı var seydam… Sizler Rabbimizin yanında ayrıcalıklısınız seydam. Duanız da ayrıcalıklı olur. Ruz-i mahşerde kanlı elbiselerinizle ve de iftiharla geleceksiniz hesap meydanına. Ne mutlu size… Ne mutlu onlara ki ilahi dava için canlarını feda ettiler. Şehadetiniz kutlu olsun seydam…

Rabbim! bizlere de şehitçe bir yaşamı ve şehadeti nasip et… AMİN.

 

 

fıtrat.com alıntı

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.