1. YAZARLAR

  2. Zeki Savaş

  3. Mazideki Fecaatlerin Atide Tekrarlanmasına Zemin Hazırlamak
Zeki Savaş

Zeki Savaş

Yazarın Tüm Yazıları >

Mazideki Fecaatlerin Atide Tekrarlanmasına Zemin Hazırlamak

A+A-

     Tümü fani olan bu dünyada kişiler ve partiler daha bir fanidir. Milletler ve devletler kalıcı, kişiler ve partiler geçicidir. Bu sebeple kanunlar kişilere ve partilere göre tedvin edilemez; kişileri ve partileri kurtarma amacına matuf hazırlanamaz.

     Paralel yapının yargı ve polisteki gücünü arkasına alarak Başbakan'a, başında olduğu partiye ve doğrudan kendisine bağlı olan MİT'e karşı geliştirdiği hamleleri önlemeye ve tersine çevirmeye dönük Başbakan'ın karşı hamle geliştirmesi bir yere kadar anlaşılır ve haklı bulunabilir. Ne var ki, bu karşı hamleler kişilere ve partilere göre yasa çıkartmaya dönüşürse, kişilerin faniliği ve devletlerin daimiliği cihetinden uzun vadede çok ciddi mahzurlar ortaya çıkar.

     Başbakan ve AK Parti, paralel yapının yasa dışı hamlelerine yasal ama yanlış tedbirler alma cihetinde ilerlemektedir. Saldırılardan korunmak için yargıyı adalet bakanı üzerinden hükümete bağlamakta, MİT'i dokunulmaz hale getirmektedir.

     Farz edelim Ak Parti kadroları çok dürüst insanlardan oluşuyor ve yargı kendilerine bağlı olsa da onu istismar etmezler. Hakeza MİT'i korumak istiyorlar ve korunaklı hale getirdikleri bu kurumun da yanlış icraatlarda bulunmasına izin vermeyecek güce sahipler.

     Paralel yapının kayıt dışı ve siyaset dışı müdahalelerini ve de AK Parti'nin dürüstlüğünü, insan için devlet düşüncesini dikkate alsak bile hükümetin meclisten geçirdiği HSYK ve hazırlamakta olduğu MİT kanunu türünden yasalar iki temel delile binaen doğru sayılamaz.

     Birincisi, Ak Parti'nin tüm olumlu yanlarına rağmen bu partinin içinde de bilmediğimiz kadar dürüst olmayan insanlar vardır. Ak parti kadroları masum insanlardan oluşmuyor. Bu partinin içindeki insanlar da rahatlıkla yasalarla elde ettikleri bu olağanüstü yetkileri kişisel ve kurumsal çıkarları doğrultusunda kullanabilirler. Ak Parti'nin daha dürüst ve başarılı olması, insanı esas alması gibi zaman içinde rahatlıkla tersine de dönebilecek özelliklerinden dolayı yargıyı tamamen kendisine bağlayacak, istihbarat kurumunu layüsel hale getirecek yasalar çıkartma hakkını bu partiye vermez.

     İkincisi ve daha da önemlisi, kişilerin ve partilerin geçici olmasıdır. Ak Parti'nin ilel ebed bu ülkede iktidar olacak hali yok. Dört seçim, beş seçim kazansın. Eninde sonunda bir başka parti iktidar olacaktır.

     Bir süre sonra AK Parti'nin iktidardan düştüğünü ve yerine Tansu Çiller gibi bir Başbakanın geldiğini düşünün. Hakeza Doğan Güreş gibi bir genelkurmay başkanı, Sabih Kanadoğlu gibi bir adalet bakanı, Çevik Bir gibi bir MİT müsteşarı, Mehmet Ağar gibi bir emniyet genel müdürü ve Hayrı Kozakçıoğlu gibi bir valinin göreve geldiğini tasavvur edin. Ak Parti'nin çıkardığı HSYK ve çıkarmak istediği MİT yasasıyla böyle bir kadronun neler yapabileceğini tasavvur edin.

     Eğer doksanlı yılları tecrübe etmişseniz, tasavvurunuz sizi o yıllara götürür. Jandarmanın, polisin, MİT'in o yıllarda irtikab ettiği cinayetten tecavüze, işkenceden uyuşturucu kaçakçılığına, adam kaçırmadan köy yakmaya kadar enva'ı aksam melaneti hatırlarsınız.

     Bugün çıkarılmak istenen yasalar ve onların verdiği yetkiler, CHP, MHP, DYP gibi partilerin eline geçerse, mazideki fecaatler atide tekrarlanacaktır. Ve onlar "bu yasaları biz çıkarmadık, bizden önceki Ak Parti iktidarı çıkardı. Bizim bir suçumuz yok. Biz, bize verilen yetkileri kullanıyoruz" demeyecekler mi? Bütün suçu haklı olarak AK Parti'ye yıkmayacaklar mı? Bugün Ak Parti'nin bu yanlış adımlarına maslahat gereği sessiz kalanlar o gün nasıl ve neye göre itiraz edecekler? Yoksa o günlerde oturup AK Parti'ye beddua mı edecekler? O günkü pişmanlıklar işe yaramaz. İşe yarayacak olan bugünkü itirazlardır.

     Kolluk kuvvetleri mülki amire bağlanıyor. Mülki amirleri hükümet atıyor. Yargı adalet bakanına bağlanıyor, adalet bakanını hükümet atıyor. MİT, doğrudan başbakana bağlandı yetmez, şimdi de "cumhuriyet savcıları, MİT görev ve faaliyetleri ile mensuplarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde MİT ile temasa geçerler. Konunun MİT'in görev ve faaliyetlerine ilişkin olduğunun anlaşılması veya belgelendirilmesi üzerine adli yönden başkaca bir işlem yapılmaz ve herhangi bir koruma tedbiri uygulanamaz" maddesini getirmek istiyorlar.

     Yasa teklifi adeta MİT tırları diye meşhur olan olayların benzerinin tekrar etmemesi için hazırlanmış gibi ama bu yasanın MİT mensuplarına nice yasa dışı eylemleri için de koruma zırhı oluşturacağı ihtimali hesaplanmamış görüntüsü veriyor. Yarınlarda bu kurumun elemanları istediği adamı muhbir olmaya zorlar, tehdit eder, kaçırır, öldürür ve şikayet halinde de bunların MİT'in görev ve faaliyetlerine ilişkin olduğu anlaşılınca hiçbir işlem yapılamaz.

     Güvenlik kurumlarının denetlenemez olması veya yargı ve siyasi erklerden sadece biri tarafından denetlenebilir olması çok ciddi mahzurlar içermektedir. Doğru olan, güvenlik kurumlarının hem yürütme hem de yargı erki tarafından denetlenebilir olmasıdır.

     Güvenlik kurumlarının yasa dışı eylemlerini denetleme yetkisinin kendilerine veya tamamen yürütme erkine verilmesi sakıncalıdır. Hangi kurum kendisiyle, kendi mensuplarıyla ilgili soruşturma açılmasına izin verir? Özellikle de bu kurumlar güvenlik kurumları ise, kendi haklarında soruşturma açılmasına izin vermeleri mümkün mü?

     Milliyetçi, din karşıtı laik, Batıcı, içe dönük, dindar ve Kürd düşmanı bir partinin bu yasal yetkilerle iktidar olması halinde yakın geçmişin yakın gelecekte tekrar etmeyeceği kaygısını taşımamak mümkün mü?

     Ak Parti, kendisi iktidarda olduğu sürece bu yasaların halka karşı su-i isti'mal edilmeyeceğini garanti edebilir ama kendisinden sonraki iktidarların bu yetkileri kötüye kullanmayacağını nasıl garanti edecek? Kendisinin güvenlik devletine dönüşmemesini garanti edebilir ama kendisinden sonraki iktidarların bu yasalarla güvenlik eksenli devletlere dönüşmeyeceğini nasıl garanti edecek?

     Böyle bir garanti veremeyeceğine göre alınmakta olan yasal tedbirler yanlış demektir.

     Paralel yapının yasa dışı hamlelerini önlemek için halde ve gelecekte kötüye kullanılabilecek yasalar çıkarmak isabetli bir çözüm şekli değildir. Doğrusu, bu yasalar yerine yasa dışı işler yapan paralel yapının suça bulaşmış yöneticilerini ve elemanlarını yargılamaktır. Madem hükümeti devirmeye yeltendiler, yargılansınlar. Madem millet üzerinden algı oluşturarak hükümeti yıkmayı amaçladılar, bedelini ödesinler, darbeye teşebbüs ve casusluk suçundan yargılansınlar.

     Hükümetin olan bitenlere karşı harekete geçmesi doğru ama yöneldiği yol gelecek açısından ciddi mahzurlar içermektedir. Bu yanlıştan dönülmesi için de öncelikle hükümete destek verenlerin itiraz etmesi gerekir.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum