1. HABERLER

  2. MAKALELER

  3. Matürîdilik Çalışmaları, "Keşfi Kadîm" mi? "Binâî Cedîd" mî? Yoksa "Tahmil" mi? /Erkan BAYSAL
Matürîdilik Çalışmaları, "Keşfi Kadîm" mi? "Binâî Cedîd" mî? Yoksa "Tahmil" mi? /Erkan BAYSAL

Matürîdilik Çalışmaları, "Keşfi Kadîm" mi? "Binâî Cedîd" mî? Yoksa "Tahmil" mi? /Erkan BAYSAL

A+A-

 

هل الماتريدية عبارة عن "مَا تُريِدُ" أنت أو أريد أنا

Bilindiği gibi son yıllarda özellikle ülkemizde İmâm Mâtürîdî ve Matürîdîlikle ilgili ciddi çalışmalar ve ilmî toplantılar yapılmaktadır. Sempozyum, panel, çalıştay, konferans ve saire. İlk önce bunun son derece "yerinde" ve "doğal" olduğunu ifade etmek isterim. Zira büyük imam, itikadi olarak Ehl-i Sünnet'in büyük bir kolu olan Matürîdiliğin kurucusudur. Aynı zamanda tarihsel olarak da Ebû Hanife'den sonra Ehl-i Sünnet mezhebini benimseyen "Türk-Müslüman" dünyasının "en etkili" ve "en yaygın" akide imamıdır. Elbette etnik temelli ilim yapmayan, herkese hitap eden bir filozof, düşünür veya kelamcıyı her hangi millette hasretmek doğru değildir. Ancak ne olursa olsun birey, toplum ve millet, intisap ettiği şahsiyeti "daha çok" ve "öncelikli" olarak anlamak, aktarmak ve yaşatmak ister. Bu nedenle Türkiye'de İmâm Mâtürîdî ilgili çalışmaların sıklığı bu açıdan da gayet doğal karşılanmalıdır. Ancak buradaki en önemli soru veya sorun bu çalışmaların sıklığı ve öncelikli olmasının hangi amaçla yapıldığıdır. Elbette İmam Mâtürîdî bütün ümmetin malı olduğu gibi onun külliyatı da bütün ümmetin mirasıdır. Bu nedenle İslam ve İslam düşüncesi ile ilgilenen herkesin onunla az veya çok ilgilenmesi gerekir. Ancak burada mevzu bahis ettiğimiz Mâtürîdîlikle ilgili oldukça sık ve fazla yapılan çalışmaların bağlamıdır. Bize göre bunun üç nedeni vardır.

Birincisi, keşfi kadîmdir. Bilindiği gibi bazı zorunlu ve irâdî nedenlerden ötürü Mâtürîdilik, diğer kelâm ekolleri kadar "anlaşırlılık" ve "yaygınlık" kazanmamıştır. Söz gelimi Eş'ârîlik, Mutezile veya Şiilikte mezhep kurucusu veya kurucuları anlamak için onlarca otorite şahsiyetler, tarihsel süreçte ortaya çıkmışlardır. Ancak Mâtürîdilik bu konuda o kadar şanslı olmamıştır. Hatta İmam Matürîdî'nin bazı düşünceleri itizal ile Eş'ârîlik arasına yerleştirilerek anlaşılabilir. Durum böyle olunca yeni yapılan çalışmalar, keşfi kadîm amacını güderek gerek İmâm Mâtürîdî gerekse Mâtürîdilikle ilgili bilinmeyen boyutları ortaya çıkarırsa hem İslam adına hem de kelam adına muazzam bir hizmet olur.

İkincisi, binâî cedittir. Bilindiği gibi hiçbir mezhep imamı derli toplu ve başı sonu belli olan bir düşünce sistemini bırakmamıştır. O, sadece bazı temelleri atar ve bazı ana parametleri belirler. ondan sonra gelenler ise bir mezhep olarak onu tekâmüle erdirir. Sözgelimi Eş'ârîlik, İmâm Eş'ârî'den sonra Bakıllânî, Cüveynî, Râzî, Gazzâlî, Âmîdî, Urmevî, Taftazânî ve İcì gibi büyük kelamcı ve filozoflarla tekâmülünü sürdürdü. Ancak Nesefî ve Sâbûnî istisna edilirse Mâtürîdiliğin inşa sürecinin Eş'ârîliğe nispeten eksik kaldığı açıktır. Bu açıdan Mâtürîdilikle ilgili çalışmalarda binâî cedîd olursa yani Mâtürîdilik ruhuna uygun bir şekilde tekrar inşa edilirse büyük bir boşluk doldurulmuş olur. Ankara'da gerçekleştirilen Mâtürîdi çalıştayının açılış konuşmasında Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün Hoca'mız özellikle bu konuya işaret ettiler.
https://www.facebook.com/tugba.gunal.33/videos/10156969960333738/(11:30 ile 12:00 saniyeler arası)

Üçüncüsü ise tahmildir. (Anakronizm, çarpıtma ve saptırma). Tahmilden kastım, her hangi bir kişinin söylemediği veya kastetmediği şeyleri ona söyletmek veya hiçbir şekilde temsil etmediği bir misyonu ona yüklemektir. Bu da bazen "anakronizm", "saptırma" ve bazen de mâ tûrîdû "ne istesen" bir anlayışa tekabül eder. Son zamanlarda İmâm Mâtürîdî veya Mâtürîdîlik ile ilgili çalışmalarda bu meyanda üç farklı eğilimin olduğu görülmektedir.

1) İmâm Mâtürîdî'den epistemolojik olarak modern anlamda "rasyonalist", hukuki olarak da "laik" bir şahsiyet çıkarılmak istenmektedir. Bunun en büyük dayanağı ise İmâm Mâtürîdî'nin "ictihat ile nesih mümkündür" "ve "vahiy olmaksızın akıl, iyi ve kötüyü idrak eder" gibi yaklaşımlarıdır. Oysa Mutezile, bunun daha aşırısını dile getirdiği halde hiçbir muhakkik, Mutezile'ye "rasyonalist" ve "laik" dememiştir. Bazen sadece buna dayanarak İmâmdan klasik bir "laiklik öncüsü" oluşturulmaya çalışılmaktadır. Din ile laiklik ilişkisi çok ayrı bir mevzudur. Aynı zamanda bir din olarak İslam ile laikliğin ilişkisi bütün detayları ile geçmişte olduğu gibi günümüzde de irdelenmektedir ve irdelenmeye değerdir. Ancak İmâm Mâtürîdî'nin külliyatına bakıldığında bu yaklaşımın bir "tahmil" olup olmadığı rahatlıkla anlaşılacaktır.

2) İmâm Matürîdî'den "milliyetçi" ve "Türkçü" bir şahsiyet oluşturma çabalarıdır. İmâm Matürîdî'nin etnik kimliği ayrı bir konudur. Doğrusu çok da merak ettiğim yoktur. Ancak onun daha çok Müslüman Türk dünyasına mal olduğu tarihsel bir vakıadır. Takdir ederseniz ister tabiî ister iradî olsun "asabiyet" her zaman olduğu halde "milliyetçilik" modern çağa ait bir kavramdır. Bunun gibi şu an konuştuğum Türkçe de tarihsel olarak diğer birçok dil gibi radikal dönüşümleri geçirmiştir. Türk milletinin kendi akide imamına her konuda sahip çıkması kadar doğal bir şey yoktur. Ancak günümüz "milliyetçi zihniyeti" ile "Türkçenin mevcut dil yapısı"ndan yola çıkarak İmâm Mâtürîdî'den "Türkçü" ve "milliyetçi" bir karakter inşa etmenin farklı bir tahmil olup olmadığını takdirinize sunuyorum.

3) Ehl-i Sünnet ekolünü İmâm Mâtürîdî'ye hasr etme çabalarıdır. Bu da sürekli Eş'ârîlik ile Mâtürîdilik karşı karşıya getirilerek yapılmaya çalışılmaktadır. Elbette her iki Ehl-i Sünnet ekolünün durduğu yeri tespit etmek amacıyla bunun yapılması gerekir. Ancak bunu yaparken tarihsel olarak Ehli Sünnet temsilciliğini geniş coğrafyalarda yapmış Bakıllânî, Râzî, Gazzâlî, Cüveynî, Urmevî ve İci gibi İslam düşüncesinin otorite isimlerini yetiştiren Eş'ârîlik gibi bir mezhebi görmezlikten gelmek de doğru değildir. Aynı zamanda İmâm Mâtürîdi ve İmâm Eş'ârî aynı kaynaktan beslenmektedirler. Bu durumda onları kavgaya tutuşturmak ne kadar doğrudur?

Sonuç olarak Ehl-i Sünnetin en büyük mezheplerinden biri olan Mâtürîdiliğin "daha iyi anlaşılması" ve "daha da olgunlaşması" amacıyla yapılan tüm çalışmalar yerindedir ve olması da gerekir. Ancak İmâm Mâtürîdi veya Mâtürîdilikle ilgili çalışmaları "milliyetçilik" veya "ideolojik bağnazlık" olarak değerlendirmek ne kadar yanlış ve sakat bir yaklaşımsa Mâtürîdiliği ما تريد mâ tûrîdü "ne istesen" haline getirerek ona her türlü yeni politik ve ideolojik yaklaşımın hamiliğini yüklemek de o kadar yanlıştır. Bu yaklaşımlar, her şeyden önce saygıyla eğildiğimiz bu büyük imam ve onun mezhebinin asaletine zarar verir.

يجب أن تكون الأعمال حول الماتريدية عبارة عن "مَا يُريِدُ" الإمام لا عن "مَاتُريِدُ" أنت أو أريد أنا
(Mâtürîdilikle ilgili çalışmalar, senin veya benim kastımızdan değil İmam Matûrîdinin asıl maksadından ibaret olmalıdır)


Erkan BAYSAL Kimdir: Bingöl Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kelam Ana Bilim Dalı Arş. Görevlisi

Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum