1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Ma’ruf üzere “biat”!
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Ma’ruf üzere “biat”!

A+A-

dunyabulteni


Nikâh ve ticaret sözleşmelerinde olduğu gibi yöneten-yönetilen ilişkisi de akde dayanır. Buna literatürde “biat” denir. Biat özü itibariyle akit, yani sözlü veya yazılı sözleşmedir, başka bir ifadeyle siyaset sözleşmesinin  temelidir..

Biat Türkçe’de yanlış anlaşıldığının aksine “Başkan ne derse, ölümüne ben ona biat ettim, itaat ediyorum” demek değildir. Biat sınırlıdır, somut olaylar üzerine olur. Biat’ın hakiki muhtevasını anlamak için Resulullah’a (s.a.) ne üzerine biat edildiğini iyi bilmek lazım. Mümtehine Suresi’nde sözü geçen “muhacir (hicret eden) kadınlar”ın biatı biatın esasını teşkil eder. 

“Ey Peygamber, mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukların öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Alllah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.“ (60/Mümtahine, 12.)
          
Bu ayet teokrasi gibi layüs'el monarşinin veya mutlakiyetçi yönetim biçiminin de İslam'da yeri olmadığını açıkça göstermektedir  Prensip olarak İslam genel telakkisi içinde peygamberler hariç, hiç bir beşer yanılmaz ve masum kabul edilmediğine göre, söylenen her söz, serdedilen her görüş eleştiriye ve muhalefete açıktır. Sünni telakki masumiyet sıfatını sadece peygamberlere mahsus kabul etmiştir. Buna rağmen peygamberler, Hıristiyan telakkisinden farklı olarak inancın temel esaslarını değiştirme veya Kur'an'ın hükümlerine aykırı bir talepte bulunma haklarına da sahip değildirler. İktidar ilişkisinin düzenlendiği siyaset alanında da durum mahiyet itibariyle aynıdır. Bunu en açık "biat" kavramının genel semantiğinde tespit etmek mümkündür. Hz. Peygamber (s.a.) iki amaçlı biat istemişti: Biri onun nübüvvetinin teyidini öngörüyor, diğeri onu bir devlet başkanı olarak teyid ediyordu. Nübüvvet’e ilişkin biatın tartışması yoktur. Kişi kendini peygamber olarak takdim eden seçkin bir zatı ya peygamber olarak kabul eder veya etmez. Bu, onun akıl ve vicdanına danışarak ve özgür iradesiyle bulunabileceği bir seçimdir. Ancak onu siyasi bir kişilik olarak seçtiği zaman, biat isteyenin taleplerinin muhtevasına bakar. Ve bunların "ma'ruf" şeyler olup olmadığını test eder. Bu ayette altı çizilmesi gereken iki önemli nokta var: 
       
a. Hiçbir siyasi veya dini lider kayıtsız şartsız insanlardan bağlılık ve itaat isteyemez. Siyasi bir sözleşme olarak biat somut konularla sınırlıdır. Ayet, peygamberin kadınlardan şirk, hırsızlık, zina ve gayrı meşru çocuğun bir kocaya isnat edilmesi gibi suçları işlemeyeceklerine dair somut konularda biat almasını ister. 
      
b. Kur'an, bir peygamber dahi olsa,  Hz. Muhammed (s.as)'in biatını "ma'ruf" olanla sınırlamaktadır. Bu, -haşa- Peygambere karşı bir güvensizlik değildir; Peygamberin şahsında bütün siyasi otoriteler için konulmuş genel bir hüküm, ebedi ve evrensel bir ilkedir. Ma'ruf, dinin, aklın, fıtratın ve hukukun doğru, iyi ve güzel kabul ettiği şeydir. Peygamberin dahi ma'ruf'u aşan mutlaklık iddiaları ve talepleri olamayacağına göre, sıradan bir yönetici veya otoritenin insanlar üzerinde nasıl mutlaklık iddia etme hak ve yetkileri olabilir. Onların beşeri içtihat ve görüşleri nasıl "Tanrı sözü" yerine geçebilir?
       
Buna göre devlet başkanı maruf olmayan bir şeyi emredemez veya biat isteyemez. Maruf olandan çıktığı anda biat bozulur. Çünkü biatın aslı bir sözleşmedir ve bu sözleşme de aynı zamanda bir seçimdir. Bunun da bir kuralı vardır, hadiste “Masiyette itaat yoktur” buyrulmuştur. Yani biri hukuka aykırı bir fiili yapmanızı emrederse ona itaat edilmez. Pozitif hukuktaki karşılığı da “kanunsuz suç olmaz” ilkesidir. Temel ilke olarak suç fiilini belirlemesi gerekir. Örneğin annemizi, babamızı çok sevsek de bize “birlikte içki içelim” dediklerinde onlara itaat edilmez. Devlet başkanı hukuku aşan bir emir verse ona da itaat edilmez. Kısaca itaat maruf üzere olmalıdır, biatın temeli de ma’ruf üzere hak ve sorumlulukların tayin ve tespit edilmesidir. Biat’ta karşılıklı rızaya dayalı sözleşme söz konusu ise, tek taraflı yöneticilik de yok demektir. Yönetilenler arzu ve isteklerini, sosyal, politik, ekonomik ve devletlerarası taleplerini dile getirirler, her aşamada süren müşavere ile de karar alma mekanizmaları ve süreçleri üzerinde etkin olurlar. Bu çerçeve ile sınırlı olmak üzere “biat”ın demokratik bir öze sahip olduğunu söylemek mümkün.

Her siyaset teorisinin dayanağını teşkil eden ilkeler söz konusudur. İslam’ın siyaset anlayışına “namazın kılınması, zekâtın verilmesi ile ma’ruf’un emredilip münker’den sakındırılması”dır.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.