1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Mardin Katliamında Acele Etmeyelim!
Mardin Katliamında Acele Etmeyelim!

Mardin Katliamında Acele Etmeyelim!

A+A-

Atatürk ile ilgili bir monografi eseri de olan İngiliz yazar Lord Kinross, Kutsal Anadolu Toprakları adlı eserinde 1951 yılında Anadolu’da yaptığı kapsamlı geziyi anlatır. Mardin’i anlattığı bölümde yazar, Kürtlerin ve Arapların, Hristiyan Ermenilerle, Süryanilerle ve Keldanilerle son derece uyumlu bir birliktelik geliştirdiklerinden övgüyle söz eder. Fakat sözü, vatan sevmekten insan sevmeye fırsat bulamayan Türk memurlarına getirdiğinde bu hümanist yazarın yüzü buruşur.

 

Bundan birkaç yıl önce üç arkadaş Mardin’e gitmiştik. Yanımdaki her iki arkadaş da İslamî bir cemaate mensuptular. Bir kahvede çay içerken, kahvehane işletmecisine ünlü bir Süryani manastırına nasıl gidebileceğimizi sormuştuk da adam tanıdığı bir taksiciyi hemen çağırıvermişti oraya. Birlikte çay içerken taksici olan amca –son derece iyi giyimli, elli yaşlarında, gayet bilgece konuşan bir adamdı bu- başından biraz önce geçen can sıkıcı bir durumu aktardı bize. Morali bozuktu çünkü köydeki arazisini korucu olan bir grup akrabası gasp etmiş, kendisi hak iddia edince de onu bir kahvede tehdit edip tartaklamışlardı. Korucuların bütün Kürdistan’da bunu gelenek haline getirmesi “bazı zinde güçler” tarafından özellikle isteniyordu. Adam çaresizdi; Allah’ım, bu zulme kim dur diyecekti?

 

Manastıra doğru yola çıktığımızda bizim yol arkadaşlarından biri bu durumu devlete şikâyet etmesi gerektiğini söyleyince adam acı acı gülümsemişti. “Kimi kime şikâyet ediyorsun?” yollu gayet mantıklı açıklamalarına, bilgece yaptığı çözümlemelere bizim arkadaş aldırmamış, devletin bu haksızlıklardan haberdar olmadığını öne sürmekte ısrar etmişti. Bunun üzerine adam, arka koltukta oturan iki arkadaşımın yüzlerini dikiz aynasından dikkatle süzdü. Sonra önde oturduğum için bana dönerek “olabilir ya; siz eğer JİTEM’denseniz hemen beni burada indirip şu ağaçların altında enseme bir kurşun sıkabilirsiniz, biz ölümden korkmuyoruz artık!” dedi. Bunu o kadar acıklı bir biçimde söyledi ki, ona güven verebilmek adına arkama dönüp arkadaşımın sözde İslamî, özde millî değerlerine bağıra çağıra küfrettim.

 

*      *      *

 

Mardin’de çok acı bir katliam yaşandı ve hemen unutuldu. “Bir Türk köyünde böyle bir vahşet yaşansa hemencecik unutulmazdı, TV’ler o gece yayını keserdi” gibilerinden ağlamak, bu ülkedeki bütün ölümlerde aslan payı olan devlete dolaylı yollardan dilenmek istemiyorum.  İşin doğrusu biz Kürtler uykuda iken birileri geleceğimizi belirliyor, alnımıza kara yazı yazmaya çalışıyor. Kendi geleceğimizi tayin hakkımızın olmayışı bizi başkalarının elinde adeta birer oyuncak yapıyor. Her çocuk oyuncaklarını birbirine çarpmaktan hoşlanır.

 

Bu katliam, Türk devletinde bir Türk köyünde olamazdı. Bu, eşyanın doğasına aykırıdır. Bu katliam bir Kürt devletinde, mesela Güney Kürdistan sınırları içerisinde de olamaz. Bu da eşyanın tabiatına aykırıdır. Çocukluğum birbirinin otunu, samanını yakan Kürt köylülerinin nefret öykülerini dinlemekle geçti. Mardin katliamı da tıpkı o pis öyküler gibi bizi bizden soğuttu. “Kürtler devlet olsa işte böyle birbirlerini kırarlar!” diyordu mesela telefonda babam. Aşiretler aşireti olan bir Kürt devleti olsa, Kürtler böyle birbirlerine kırdırılır mıydı?

 

Bu katliamdan kimin kârlı çıktığını düşünmeye başladığınızda bütün ibreler aynı karanlık yeri gösteriyor.

 

Bu katliam neden yapılmış, daha doğrusu yaptırılmış olabilir?

 

PKK genel bir afla tasfiye edilirken, koruculuk sistemini kamuoyu nezdinde karalamak için bu katliam tezgâhlanmış olabilir mi? (Kemalist=Sol-Ulusalcı yayın organları hep bir ağızdan, biz Kürtlerin talebi olan koruculuğun kalkmasını talep edince insan kuşkulanmadan edemiyor.)

 

Kürt açılımının somutlaştığı bir süreçte, özgüvene muhtaç Kürtlüğümüzden utanmamız için yapılmış olabilir mi?

 

Yakın zamanda Dicle’de mayınlı=şaibeli bir saldırıda hayatını kaybeden 10 askerin intikamı olabilir mi? (Vardır JİTEM’in, TİT’in böylesi uygulamaları.)

 

Kürtlerle ilgili her şeyi, bu hayatî süreçte aşiretsel/feodal bir zemine indirgemek hedeflenmiş olabilir mi?

 

Kürtleri cahilleştiren en büyük etken Türkçe’nin dayatılması olduğu halde Kürtleri cehaletle özdeş kılma çabası Türk ulusal söyleminde oldukça baskındır.

 

Bostancı’da polislerle çatışıp ölen militan cahil miydi? Kürt milliyetçileri, önderleri; Cibranlı Halit Bey, İhsan Nuri Bey, Yusuf Ziya Bey, Şeyh Said Efendi, Seyyid Abdülkadir Bey, Şerif Paşa, Seyid Rıza, Kadı Muhammed, Simko; bunlar cahil miydi?

 

Biz Kürt yazarları, Türk meslektaşlarımıza bakılarak cahil mi oluyoruz? Devlete muhalif olan Kürt mü cahil yoksa devletin yanında yer alan Kürt mü?

 

Abdullah Öcalan, Türk politikacıların hangisinden cahil? Barzani, Talabani kadar doğu ve batı dillerini bilen Türk politikacı var mı? Türkiye’nin başına üç dil bilen adam geldi mi? Dinimiz olan İslam’ı bir Kürt imam mı daha iyi bilir, yoksa bir Türk imam mı?

 

Cahil olan Kürtler değildir, Türk siyasetidir.

 

Dolayısıyla Türk siyasetinin elinde oyuncak olan sırtı sıvazlanmış bir korucu canice şeyler yapabilir. Rant için, uyuşturucu ya da kaçak petrol işleri için kirli ortak işler yapılmış olması akla uzak değil. Korucular içişleri bakanlarını, OHAL bölge valilerini, neredeyse Genelkurmay Başkanı’na kadar birçok subayı, Hayri Kozakçıoğlu’nu, Abdülkadir Aksu’yu, Mehmet Ağar’ı şahsen tanıyorlar. Hepsinin cep telefonlarında birçok kodamanın telefonu var. Şemdinli bombacısı, devletin iyi çocuğu Ali Kaya adlı düşük rütbeli bir askeri TSK’nın en başındaki komutan nasıl tanıyordu? Mehmet Ağar nereden tanıyordu? Bu kişilerin hangisi Kürtlere dosttur?

 

Türklerin basınına ne demeli? Zaman, Vakit, Yeni Şafak, Cumhuriyet, Hürriyet, Vatan; hepsi de benzer manşetleri atmadı mı?

 

Kürtler söz konusu olduğunda, esasen birbirlerini sevmeyen bütün Türk yapıları bir anda Kemalist kesilmezler mi? Katliam günü İslamcı gazete de, sol gazete de, sağ gazete de; hepsi de Kürt töresine saldırıp durdu. Kürt kitlesine karşı aydınlanmacı, ilerlemeci, yeşil Kemalist bir söylem kullanan STV’nin Tek Türkiye adlı faşizan dizisinin IQ düzeyi belli senaristleri kadar çalışıyordu kafaları.

 

Kim meseleyi biliyor ve kim bu toprakların cahili?

 

PKK onlarda Eski Yunan mitolojisini canlandırıyor: İnlerde yaşayan, bebek katili yaratıklar olarak var sayıyorlar militanları. Bu yüzden hemen katliam ertesi Taha Akyol gibi pişkin Kürt düşmanı yazarlar suçu PKK’ye atıyorlar. Bunlar Şemdinli’de Umut Kitabevi bombalandığında da, tüm faili meşhur olaylarda da suçu PKK’ye yıkmışlardı.

 

Hiçbir güç biz Kürtleri bu yalanlara inandıramaz.

 

Bence bu katliamın hükmünü vermek için çok erken.

 

Düşünün; hangi Kürt köylüsü gidip namaz kılan insanları öldürür?

 

Törede bir insan evinde öldürülür mü? Kadın ve çocuk vurulur mu? Kar maskesi takılır mı? Takip edilmemesi için köydeki araçların lastiklerine kurşun sıkılacak kadar “profesyonel bir organize” olur mu?

 

Türk basını bu katliamı aceleye getirip töreye bağlama eğilimindedir.

 

Bazı solcu Kürt yazarları, özellikle de PKK sempatizanı bazı Kürt yazarları da “bırakın korucular kırsınlar birbirini” biçiminde yazılar yazıyorlar, ya da töre konusunda Kemalist söylemi pek bir benimsemiş görünüyorlar. Yazık, hem de çok yazık!

 

Islah edilmesi gereken yönleri olsa da töre, bu topraklarda kurulmuş kadim medeniyetlerin yazıya geçmeyen anayasasıdır. Töre, toplumu eğiten görünmeyen mekteptir. Mezopotamya’daki tarihimizin süzgecinden süzülüp gelir. Töre sorun çıkaran bir yara değil, sorun çözen bir dermandır.

 

Töreler her zaman vardı. Bu katliamda her şey birden bire bir töre ile başlamadı.

 

Mardin 6000 yıllık bir medeniyetin beşiğidir. Mardin, ırk ve inanış bakımından farklı olan halkların bin yıllardır birbirini ağırladığı antik bir mozaiktir.

 

Her şey, Taraf yazarı Yıldıray Oğur’un dediği gibi “bir köyün yüzlerce yıllık Zanqirt olan adını Beyoğlu’nda bir entel barına bile verilmeyecek Bilge yapınca başladı...”

 

muslumdemirci@beroj.com

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.