1. YAZARLAR

  2. Ali Bilmez

  3. MAMÜL VE MAHSUL MUSİBETLER
Ali Bilmez

Ali Bilmez

Yazarın Tüm Yazıları >

MAMÜL VE MAHSUL MUSİBETLER

A+A-

 

Yaratılmışlar içerisinde, bilebildiğimiz kadarıyla kendisine sunulanı kabul etme veya reddedebilme yeteneği ile donatılmış, tercihlerinin sonuçlarını benimseyebilme kabiliyetine sahip tek varlık İnsandır.

Bu sebepledir ki insan, varlık âleminin hiyerarşik düzeninde en üst basamağa çıkabilme potansiyeline sahiptir. Böyle müstesna bir değere sahip olmasına rağmen dünyadaki serüveninde başıboş bırakıldığı zannına kapılması ve kısacık hayatını anlık zevkler, doyumsuz isteklerle donatması insanoğlunun en büyük yanılgılarından birisidir.

İnsanların ekseriyetinin bilmediği ve bilenlerin de çoğu zaman unuttuğu iki sebep, Kur’an’da insanların yaratılış gayesi olarak anlatılmaktadır. Bunlar; Allah’a kul olmak ve yeryüzüne halife olmaktır. Bu iki gayeye istinaden dört ana başlık altında sınıflandırılabilecek sorumluluklar yüklenmiştir insana.

1- İnsanın inanç ve ibadetler ile ilgili yükümlülüklerle Rabbine karşı sorumluğu. Rabbini hakkıyla tanımak, O’nun emir buyurduğu farzları yerine getirmek ve günahları terk etmek.

2- İnsanın içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluğu. İnsan ve toplumların ecellerinden farklı farklı bahsedilir yüce Kur’an’da. Hakeza hesap gününde topluluk ve ümmetler halinde de hesaba çekileceği buyurulmaktadır. Bu da demek oluyor ki bireysel sorumluluklarla beraber toplumsal sorumluluklarımız da var ve bunlardan da hesaba çekileceğiz.

3- Kişinin kendisine, nefsine, bedenine karşı sorumluluğu. İnsanın kendi hayatına son verme hakkının olmaması, kendi eliyle kendisini tehlikeye atmaması, bedenini güçlü ve zinde tutması gibi sorumluluklarının olduğunu söyler yüce Kur’an.

4- Yaşadığı çevre ve doğaya karşı sorumluluğu. İnsanın birincil yaşam kaynağı içinde bulunduğu tabiattır, doğadır. Dolayısıyla insanın hayatta kalabilmesi için ihtiyaç duyduğu doğadaki her bir elemente karşı bir sorumluluğu vardır. Her bir elementin ona emanet olduğu bilinci ve sorumluğunu taşımalıdır insan.

Belki geleneksel bir miras veya bireysel olarak verilen ehemmiyetten olsa gerek, ibadet bağlamında sorumluluklarımız sadece namaz, hac, oruç, zekât, kurban vb. ile sınırlıymış gibi bir algı ve olgu var. Birçok kimse için ibadet denildiğinde sadece bunlar akla gelir. Oysa İslam’da ibadet, yüce Allah’a imanla birlikte teslim olmak, hayatta her şeyi O’nun emir ve kanunları dâhilinde yapmak, O’nun yarattığı canlı-cansız her bir varlığa karşı sorumluluk bilincinde olmaktır.

İnsanın inanç ve ibadet yükümlülüklerini ifa edip etmemesi ile kendi bedenine karşı ihmalkârlığının neticelerini göreceği, hesabını vereceği, ceza veya mükâfatına erişeceği yer ahirettir. Ancak yaşadığı toplum ve içinde bulunduğu çevreye karşı sorumsuzluğunun ve bilinçsizce hareket etmesinin neticelerini gördüğü, göreceği yer hem dünya hem de ahiret olacaktır.

Rabbimiz, Kur’an’ı Kerim’de bizlere geçmiş toplumlardan misaller vererek, ihmal edilmiş vazifelerin ve kötüye kullanılan iradelerin bu dünyadaki neticelerinin neler olacağını söylemiş ve bizleri ibret almaya davet etmiştir. Buyurun hep beraber bunlardan bir kaçını hatırlayalım.

Nahl Suresi, 112. Ayet; “Allah bir şehri örnek verdi: (Halkı) Güvenlik ve huzur içindeydi, rızkı da her yerden bol bol gelmekteydi; fakat Allah'ın nimetlerine nankörlük etti, böylece Allah yaptıklarına karşılık olarak, ona açlık ve korku elbisesini tattırdı.”

En-am Suresi 42. Ayet; “Andolsun, senden önce birtakım ümmetlere de peygamberler gönderdik. (Peygamberlerini dinlemediler.) Sonunda, yalvarsınlar da tövbe etsinler diye onları şiddetli yoksulluk ve darlıklarla yakaladık.”

En-am Suresi 44. Ayet; “Derken onlar kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, (önce) üzerlerine her şeyin kapılarını açtık. Sonra kendilerine verilenle sevinip şımardıkları sırada, onları ansızın yakaladık da bir anda tüm ümitlerini kaybedip yıkıldılar.”

Şûrâ Suresi 44. Ayet; “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.”

Bu ayetlerin ışığında şu tespitleri yapmak inşallah yanlış olmayacaktır. Rabbimizin rızasına matuf her eylemimiz, hatta aldığımız her bir nefes ibadettir. Mükâfatı cennettir. Ancak yaratılan her bir varlığın fıtratına muğayir, amacının dışında kullanılmasının neticesi ise birer musibettir. Karşılığı da cehennemdir.

Benzerlerini belki sadece tarih kitaplarında okumuş ya da kutsal metinlerden işitmiş olduğumuz büyük bir musibetle imtihan oluyoruz bugünlerde. Çıplak gözle göremeyeceğimiz zerre miktarı küçüklükte ve adına korona virüs denilen küresel ölçekte bir bela ile kasıp kavruluyor adeta insanlık.

Kimi iddialara göre laboratuvar ortamında oluşturulmuş bir mamul, kimisine göre de insanın açgözlülüğü ve vahşiliğinin eseri olan bir mahsül. Ama her hâlükârda iman ehli için ibretlik bir musibet. Bir yandan sebebini anlamaya çalışmalı, tıbben tedavisini bulmalıyız. Diğer yandan da hem kariyer ve koltuk sahibi bireyler hem de sözde süper güç lakaplı devletler, kurumlar, kuruluşlar olarak dersler çıkarmalıyız. Uğruna çalıştığımız, biriktirdiğimiz, değer verdiğimiz dünyalıkların bir anda ne kadar da değersizleştiğini birçoğumuz görmüş, yaşamış, müşahede etmiştir. Bundan sonrası için bize düşen ise bu bilinci zihinlerimizde muhafaza etmektir. Hatırlamak ve hatırlatmaktır.

Rabbim cümlemizi her türlü musibetten muhafaza buyursun. Şahidi olduğumuz musibetlerden ibret almayı nasip etsin.

Selam ve muhabbetlerimle.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.