1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. Malcolm X, Kürdler’in Özgürlük İstencidir
Malcolm X, Kürdler’in Özgürlük İstencidir

Malcolm X, Kürdler’in Özgürlük İstencidir

A+A-

Alman filozofu Hegel’e göre bireysel özgürleşme süreci dört ana aşamadan geçer

-İnsanın kendi içine dönmesi

-Dışına dönerek şüpheyle yaklaşması

-Tekrar kendi içine dönüp içindeki köle ve efendiyi tanıması

-Bu efendi ve köleyi dışarıda, yaşadığı toplumda bulması

 

O, özgürlüğün en önemli anı olarak da üçüncü aşamayı vurgular ve bu aşamada; bilinç kendi özündeki çelişkiyi, potansiyel zalim ve mazlumu tanır. Buna “mutsuz bilinç” der. Bu aşamada bilinç kendi çelişkisiyle tanıştığı için mutsuz ama özgürleşmiştir. Özgürlük istencini açığa çıkarma sancısı veren bireyin; yersiz, yurtsuz, uyumsuz ve sancılı oluşu bundan kaynaklanır. Kendisiyle kavgalı, yerleşik düzen ve oluşumlara bel bağlamayan, iktidar ve toplumla ilişkisi olmayan, yalnız, yabancı ve sürgün.

Hegel’in özgürleşmenin dördüncü aşamasındaki bu efendi ve köleyi dışarıda arama çabasının somut örneklerinden biridir Malcolm X’in verdiği mücadele. Kendisine rağmen, yaşadığı topluma rağmen, özgürlük mücadelesi vermektir Malcolm olmak. Amerika’da yaşamış bu Siyahî genç İslam’la tanışmış ve özgürlük mücadelesini bu minvalde vermiştir. Tanrı’yı doğadan çıkarma aymazlığının her şeyin mubah kılacağını savunan Dostoyevsky gibi o da bir dinin gerekliliğine inanır ve şöyle der: “Amerika, İslam’ı tanımalı, anlamalı ve bilmelidir. Çünkü sadece bu din toplumdaki ırk, renk, insanlar arasındaki ayrımı kökten reddetmektedir. İslam ülkelerine yaptığım gezilerde konuştuğum insanlar ve hatta beraber yemek yediğim beyaz Amerikalılar kafalarındaki beyaz ayrımcılığın İslam ile tanıştıktan sonra yok olduğunu söylediler. Amerika İslam’ı anlamaya muhtaç. Çünkü bu din, ırk sorununu kökünden atan bir dindir.”

Şeyh Said ile Malcolm X arasında acaba ciddi bir fark var mıdır? İkisi de bir halkın özgürlük mücadelesini vermiştir. Özgürlüğün rengi, farklı olsa da hissettirdikleri ve verdiği mücadele her iki halkta da aynıdır. İnsan ruhunun sonsuz arzularının ve gizemli rüyalarının; büyük işkence ve acıların kaynağına inmek gibidir bir halkın özgürlük mücadelesini vermek. Tutkuyla sahip olduğumuz, onlar olmazsa adeta kör olacak, ve alemi görmeyerek tüm varlığımızı onun yanında soyutlayarak, her gün onu daha da çok sevmek ve onunla olmak için her gün kendimizi yenilediğimiz şeyle kavgamızdır özgürlük istencimiz. Tutuklu hissettiğimiz şeyin bir gün elimizden alınacağı hissinin ruhumuzda güçlenmesi ve bu histen korkmamızdır özgürlük istencimize gem vuran şey. Sevmek ve sahip olma isteği arasındaki ikilem gibi. Kendimizi onların varlığına muhtaç gördüğümüz şeylerimizi azad etme düşüncesidir bu istenç. Dağların bile kabul etmediği yükü sırtlanmaktır.

İnsan tabiat içinde seçebilen doğaya hükmedebilen tek varlıktır. Ağacı yontup masa, sandalye yapan, demiri işleyip silahlar üreten, taşları birbirine vurup ateşi icat eden. Var olanla yetinmeyip var olana müdahale eden. Egemen düzene, benliğine, topluma, hukuka, doğaya karşı ayaklanabilen ve bir şeyi yadsıyıp yerine başka bir şey ikame eden. Var olan, varlığını gerçekleştiren insan. Var olmayı keşfeden, düşünen, duyumsayan ve baş kaldıran. Kişinin kendisiyle ve yaşadığı toplumla savaşmak zorunda kalması, yüreğinin ve ruhunun büyüklüğünü ortaya dökmesi… 

Peki özgürlüğü elde etmenin yolu nereden geçer? Önce farkındalık. Farklılığının farkındalığı… Ve bu farklılığı herkes için talep etmek. Herkes için talep edilmeyen farklılık hakkı, özgürlüğü getirmez. Aksine zulmü doğurur. Zulümdür farklılığı reddetmek, görmezden gelmek, benzetmeye çalışmak, asimile etmek. Zulüm bir eşyanın yerini değiştirip onu özünden koparmaktır. Bu minvalde Siyahîlerin ve Kürtlerin verdiği hak ve özgürlük talebi zulme başkaldırmaktır.  

Aklı inançtan ayıran Yahudi aydınlanmacılardan Rav Yel Kahn der ki; Tanrı tüm evreni dört temel ayrım yani, mineral, bitki, hayvan üzerine kurmuşsa da aslında beşinci bir türün varlığı olduğu yazılmıştır. Bu da; Am İsrail. Yani Musevi halkıdır. İsrail halkını dördüncü türden, yani konuşan insanlardan ayıran mesafe, insanı hayvandan ayıran mesafeden daha az değildir. İsrail oğullarının başına gelebilecek en büyük felaket ortak bir kültür içinde asimile olmaktır. İşte bu yüzden Modernizm’e karşıdır Kahn. Özgürlüğü sadece İsrail halkı için istiyor Kahn. Malcolm ise şöyle der: “Özgürlüğü elde etmenin tek yolu dünyadaki diğer tüm ezilmiş halkları tanımaktan geçer: Brezilya, Venezüella, Haiti, Küba ve evet Küba halkının kan kardeşleriyiz biz.”  

Malcolm X; El Hac Malik Eş-Şahbaz. 19 Mayıs 1925’te dünyaya gelmiş siyahî bir özgürlük savaşçısıdır. Ömrünü bu çaba ve gayretle sürdürmüş ve son buldurmuştur. Yıl 1965. Şubat’ın 21’i. Audubon Dans Salonu’nda kürsüde son konuşmasını yapmaktadır Malcolm. Bu sırada hanımı ve dört çocuğu ön sırada O’nu dinlemektedir. Arka sırada kargaşa çıkararak insanların dikkatini oraya çekme komplosuyla birkaç kişi kavga eder. Salondakilerin dikkati arka tarafa yönelince ön sırada üç kişinin ateş açması ile vurularak, aldığı 16 kurşun darbesi ile yere yığılır Malcolm X. Hanımı ve çocuklarının gözü önünde öldürülür. Geride gözü yaşlı bir eş, dört kız çocuğu Attila, Kubilay, İlyas, Cemile ve birde bayraklaşan özgürlük istencini bırakarak.

 

"Kimse kimseye özgürlüğü vermez.

Kimse size eşitlik, adalet ya da başka bir şey vermez.

Erkekseniz gidin  ve kendiniz alın.”

 Malcolm X

 

-beroj-

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.