1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. M.Fetullah Gülen'e Birkaç Soru
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

M.Fetullah Gülen'e Birkaç Soru

A+A-

     Bir hafta önce sayın M.Fethullah Gülen’in CNN televizyonunda yayınlanan kapsamlı röportajını pürdikkat dinledim. Aynı röportajı Zaman gazetesinde de aynı dikkatle okudum. Birçok yönü ile çokça üzerinde durulması, düşünülmesi ve tartışılması gereken röportajın geniş izahına gitmeyeceğim.  Ancak aklıma takılan birkaç hususu da düşünce imbiğinden geçirmeden edemeyeceğim. Sayın Gülen bizim tarafımız; demokrasi, hukuk ve özgürlükler tarafıdır diyor. Demokrasi, hukuk ve özgürlükler çiğneniyor, kısıtlanıyor diyor. Avrupa topluluğu ve Amerika bundan rahatsız. Sayın Gülen demokrasiye nasıl bir anlam yüklüyor. Demokrasiyi İslam’a aykırı düşmeyen bir anlam ile anlamlandırmak mümkün müdür? Demokrasiye İslam şeriatına ters düşmeyecek bir izah ve açıklama getirme imkanı var mıdır? Eğer insanların, zümrelerin, halkların, ulusların, dinlerin, cinsiyetlerin, sınıfların, mezheplerin, partilerin, tarafların, cephelerin, cenahların, dahası gerçek ve tüzel kişilerin ve birimlerin ortak ve eşit yönetim tasarısı mıdır? Eğer demokrasiden kastettiği böyle bir yönetim teorisi ise, böyle bir teorinin paydaşları olan söz konusu saydıklarımızın Allah’ın tartışılamaz, eleştirilemez, geçiştirilemez, değiştirilemez olan mutlak hükümranlığından kaynaklanan ve onları insan yönetimine ve insanları temsile paydaş kılan bir meşrutiyetleri söz konusu olur mu? Eğer bu demokrasi, çoğunlukçu bir sistem ise, İslam’ın en büyük düsturlarından olan adalete nasıl denk düşer? Eğer demokrasiden kasıt, çoğulcu ve katılımcı sistem ise burada da tarafların Allah’a mutlak teslimiyet merkezinde esaslı ve geçerli bir meşrutiyetleri olması gerekmiyor mu? Veya Allah’a mutlak iman ve teslimiyet merkezinde bir ortak yönetim düşlemek, bu minvalde çoğunlukçu olsun, çoğulcu ve katılımcı olsun bir yönetim biçimini demokrasi diye izah edebilir miyiz? Sayın Gülen’in demokrasi derken neye demokrasi dediğini, İslam şeriatına inanan Müslüman millete çok açık bir dille açıklaması gerekir. Aksi takdirde demokrasi derken neyi kast ettiği daima Müslümanların kafasında soru işareti olarak kalacaktır.

     Sayın Gülen hukuk derken gene de Tanrıyı esas alan, Tanrıyı hukukun en üst otoritesine hakim bilen bir İslam Hukuk tasarısı ve algısını mı, yoksa çağdaş dünyada Tanrısı, ahireti olmayan, seküler, natüralist, materyalist mantığın çağdaş ve medeni hukuk dediği, aynı imansız, tanrıtanımaz zümrelerin evrensel hukuk diye isimlendirdiği, hukuk telakisini Allah’a dayandırmayan, hukukun üstünlüğüne değil, üstünlerin, güçlülerin ve ceberutların hukukuna hukuk diyen bir zihniyetin hukuk dediğini mi kast ettiğini, yine Müslüman dünyaya açıklaması zaruriyeti  hasıl olmaktadır.

     Sayın Gülen’in özgürlükler derken, kime göre, hangi algıya göre özgürlükler, hangi aklın ve mantığın özgürlük diye tanımladığı, hangi dinin yada dünya görüşünün ve felsefesinin işte özgürlükler budur diye tanımladığı, semavi, uhrevi ve Allah tarafından sınırları belirlenmiş özgürlükler mi yoksa sapkın insanın hevasına, hevesine ve şehvetine ve ipsiz sapsız ve serkeş yönelimine göre tanımlanmış ve belirlenmiş özgürlükler mi? Müslüman milletin  bu özgürlükler hususunda mubhem ve belirsiz kalmayacak şekilde sayın Gülen’den açıklamasını beklemek haklarıdır sanırım. Çünkü Müslüman milletin özgürlükten anladığı ayrı, Gezi Parkı’nı alevlendiren güruhun özgürlükten anladığı ayrı. Hani ‘’yaşam tarzı’’ diye bir kavram icat ettiler. İşte o yaşam tarzı onların özgürlüklere yüklediği anlama denk düşse de, Müslüman milletin özgürlükler dediği manaya denk düşmüyor. Sayın Gülen’in bu iki zıt tariften hangisini kast ettiğini, daha açık konuşmasını bekliyoruz. Ayrıca Avrupa ve Amerika, Ak Parti hükümetinin bu tarz demokrasiyi, hukuku ve özgürlükleri kısıtlayıcı tutumlarından rahatsız diyor. Bir Müslüman entelektüelin böyle bir ihbarda bulunması ve serzeniş göstermesi acaba çok tuhaf bir durum değil midir? Avrupa ve Amerika tarihin hangi döneminde ve hali hazırda ne zaman Müslüman milletin icraatlarından memnun oldu ki bu günde rahatsızlık duymasın. Acaba Müslüman tasavvurunda demokrasi, hukuk ve özgürlükler tanımlaması Avrupa ve Amerika’nınki ile örtüşüyor mu ki Müslüman milletin icraatları onları rahatsız etmemesi beklensin. Bu beklenecek bir tutum mudur? Bunu Gülen gibi bir cemaat önderinin Müslümanlara hatırlatması garip kaçmıyor mu? Sormak gerekmez mi sayın Gülen’e. Sence evrensel değerlerin ve meşru kriterlerin referansı yüce Allah’ın son fermanı olan İslam şeriatı mıdır yoksa Avrupa’nın Amerika’nın ve benzeri odakların kendi heva, heves, şehvet, paranoya ve şeytanlarından kaynaklanan düzmeceleri midir?

     Asırlardır bu ezeli düşmanların Avrupa’nın, Amerika’nın, Batı’nın Müslüman millete ne kadar zalimane bir muamele yaptığı bu kadar ayan beyanken, böyle olduğu halde sayın Gülen gibi bir mütefekkirin Ak Parti Hükümetini kast ederek: “Sizin tarzınız Avrupa’yı ve Amerika’yı rahatsız ediyor” demesi oldukça ilginç ve merakaver bir ihbar olsa gerek. Ayrıca Ak Parti’nin de cemaatle olan sürtüşmesinde geliştirmiş olduğu lisan ve takındığı tutumları da eleştiri konusu olmaktan kendisini asla kurtaramayacak. Üzerine çekmiş olduğu kuşkular oldukça kabarık ve ayrı bir yazının konusu.


 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.