1. HABERLER

  2. KÜLTÜR -SANAT

  3. Lübnanlı Kürtler; Kaderine terk edilmiş bir toplum
Lübnanlı Kürtler; Kaderine terk edilmiş bir toplum

Lübnanlı Kürtler; Kaderine terk edilmiş bir toplum

Beyrut’ta 10’dan fazla farklı halk yaşıyor. Bu halklardan biri de Kürtler. Resmi olmayan verilere göre Lübnan’da 70 binden fazla Kürt yaşıyor. Bunlardan 50 bin kadarı başkent Beyrut’ta yaşıyor.

A+A-

 

Kürtlerin Lübnan’a yerleşim tarihi 800 yıl öncesine dayanıyor. Kürtlerin ilk olarak bu ülkeye göçü Selahaddini Eyyübi dönemine takabül ediyor. Fakat bugün siyasi ve ekonomik anlamda Kürtler Lübnan’ın en silik halklarından biri durumunda.

Beyrut’ta Kürtlerle karşılaşmak çok zor değil. Ancak asıl zor olan onları bir medya organına konuşmaya ikna etmek. Bunun sebebi de çok fazla baskıya maruz kalmalarıdır ki Lübnan devleti de Kürt dili ve kültürünün gelişmesi için hiçbir çaba harcamadı.

Beyrut’un en eski sokaklarından biri Xendeq Xemiq sokağıdır. 50’den fazla Kürt aile bu sokakta yaşıyor. Kürtler buraya Saklahaddini Eyyübi zamanında geldi. Ancak buralarda gezdiğinizde Kürt kültürünbe ait herhangi bir ize rastlayamıyorsunuz.

Sultan Ahmed’in evine konuk oluyoruz. Ailesi Kuzey Kürdistan’dan Lübnan’a geldiğinde o henüz 6 yaşındaymış. Beyrut’ta evlenmiş. Kurdistan, Nesrin ve Rojin isminde üç kızı var. Kızları ve erkek çocukları Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinde konuşuyor. Ancak torunları hem konuşma ve hem de anlamada zorluk çekiyor. Konuşmaya başlayınca da dert yanıp kimsesizlikten, Lübnanlı Kürtlerin sahipsizliğinden bahsediyorlar.

Sultan Ahmed, “Lübnan’daki Kürtlerin her biri kendi evinde. Herkes kendi evinde ben nereden bileyim. Onların da durumu iyi değil. Araplar bizi dinlemiyor. Ayıptır söylemesi, bir ihtiyaç olduğunda vermiyorlar. Vallahi vermiyorlar. Bunlar Kürttür diyorlar. Kaç yıl oldu bize kimlik vermediler. Allah kanul etmesin. Derslere kaydedecekleridi bunları, olmadı. Nereden bileyim. Sadece eziyettir” diyor.

 

Sultan Ahmed

Welat Muhammed de, “Budan daha fazla evimizi mi yıkacaklar. Çalışamıyoruz, hükümet ve resmi dairelerde bir işimizi göremiyoruz. Hiçbirşey yok. Şimdi Kürtler bir kimlik verilmiş, o da kendileri için, seçimlerde onlardan oy almak için. Iddia ediyorum; tüm Beyrut’u dolaş, tek bir Kürt muhtar yoktur. Bir tane vardı o da öldü. Kürt olduğum için 20 yıl hapis yattım. Öğretmenimi öldürdüler ve benim üstüme yıktılar. Kürt olduğumuz ve bir temsilcimiz, sahibimiz olmadığı için böyle oldu. Bana bir kefil getir buradan çık dediler. Kürtsen kimsen yoktur. Vallahi seni çıkarmazlar. Ve bana müebbet verdiler. Hiçbir delil de yoktu. Sadece Kürt olduğum için. Hepsi Kürtlerin sırtına bindiriliyor. Kürtlerin de kendi içerisinde lideri yok. Bir başkan olduğunda, rehber olduğunda kimse sırtımızı yere getiremez. Her yerde böyledir. Birlik isterlerse olur. Ama herşeyden önce destek olmalı. Destek olursa ve ben ayakta durabilirsem tüm Kürtler benim peşimden gelir” diye konuşuyor. 

 

Welat Muhammed

Lübnan’daki Kürtler ülkenin en yoksul halkını oluşturuyor. Çoğu başkalarının yanında işçi olarak çalışıyor ya da küçük işletmelere sahipler. Çocukları düşük bir eğitim alabiliyor.

Kahve işleten Hüseyin Libro, yeni tip koronavirüs (Covid-19) ve Beyrut Limanı’ndaki patlama nedeniyle işini kaybetti.

Hüseyin Libro, “Burada bizim dışımızdaki diğer milletlerin durumu çok iyi. İyi değil çünkü hepsi başkalarının elinin önünde çalışıyor. Okumaya gelince. Mesela şimdi Irak’taki Kürtler okuyor, doktor, mühendis oluyor.  Burada o kadar okumasına izin vermiyorlar. Çocuklar okuldan mezun oluyor basit işlerde çalışıyor. Yine üniversiteler çok pahalı. Şimdi çocuk liseyi bitirdi ama ben onu üniversiteye yazamıyorum. Yıllık 15-20 milyon ödemen gerekiyor. Ödeyemiyoruz. Şimdi birazcık dilimizi konuşabiliyoruz. Çünkü Arapların, Hristiyanların içinde yaşıyoruz. Daha önce Fleha tarafındaydık. Savaştan sonra bu tarafa geçtik” diye konuştu.

 

Hüseyin Libro

Çocuklarım birazcık konuşabiliyor, çok değil. Ben annem ve babam biz kendi dilimizde konuşuyoruz. Çocuklar ise bizi anlıyor ancak dileri çok ağır.  

Lübnan’daki Kürtlerin bir bölümü de Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında, Türkiye’nin Kürtlere yönelik katliamları nedeniyle Lübnan’a göç etmiş.

1963 yılında kurulan Beyrut Kürtleri Derneği, Lübnan’ın en eski dernekleri arasında yer alıyor. Beyrut Kürt Derneği Kurucular Kurulu Üyesi Muhammed Mela, 3 yaşındayken Kürdistan’ın kuzeyinden Lübnan’a göç etmiş.

Muhammed Mela, “Benim bir eşim Arap’tır. Daha sonra her biri bir tarafa gitti. Parası olmayanlar burada kaldı. Ölenler, kalanlar. Yani burada Kürtlerin işi çok zor olmuş. Yeni bir ülkeye gidiyorsunuz ama kimse size yardımda bulunmuyor. Biz de böyle kaldık. Bize okul açsalardı hepimiz giderdik. Vallahi bu yaşımda ben de okula giderdim. Okuyacaktım. Yani her gün bir iki harf bile öğrenseydim Kürtçe okuma yazma öğrenirdim. Ama kimse bize okul açmadı, biz de öyle kaldık” ifadelerini kullandı.

 

Beyrut Kürt Derneği Kurucular Kurulu Üyesi Muhammed Mela

Beyrut Kürtleri Derneği, maddi bir sorunu olmadığını ve giderlerini derneğin tahsil ettiği aidatlardan karşıladığını ve hatta yoksul ailelere yardımda da bulunduğunu belirtiyor. Lübnan’da Kürtlere ana dilde eğitim hakkı verilmediği için Beyrut Kürtleri Derneği, kendi bünyesinde Kürtçe kurslar düzenliyor.

Beyrut Limanı’ndaki patlama Beyrut Kürtleri Derneği binasının büyük bir kısmının yıkılmasına neden oldu.

Beyrut Kürtleri Derneği’nin tek odalı bir sınıfı var. Beyrut’ta yaşayan 50 bin Kürt aileden bazıları çocuklarını Kürtçe öğrensin diye buraya gönderiyordu. Şimdi bütçe olmadığı için burayı da kapatıyorlar. Kürtçe anadil eğitimi için son umutta böylece ortadan kalkıyor.

Beyrut Kürt Derneği Yönetim Kurulu üyesi Muhammed İbrahim de, “Lübnan’da yaşayan biz Kürtlerin temel sorunu dışarıdan destek olmamasıdır. Lübnan devleti birçok sorun yaşıyor. Ama bizim sorunumuz da Kürt olarak desteksiz olmamız. Lübnan’da birçok farklı tayfa var. Şiiler Şiileri, Dürziler Dürzileri destekliyor. Hristiyanlar birbirini destekliyor. Fakat kimse bizi desteklemiyor. Mesela burada bir patlama oldu, çok kişi dışardıdan geldi, onlara yardımda bulundu. Ama kimse gelip burada bir Kürt toplumu var demedi. Avrupa’da Kürt aileler birliği var. Diğer bir mesele, aramıza siyaset girdi” diye konuştu.

 

Beyrut Kürt Derneği Yönetim Kurulu üyesi Muhammed İbrahim

Lübnan’da 300 bin Kürt 70’li yılların sonunda ülkedeki karışıklıklar, iç savaş ve ekonominin kötüleşmesiyle Avrupa ve Amerika’ya göç etti. Her ne kadar Lübnan’daki Kürtlerin yüzde 90’ı vatandaşlık hakkına sahip olsa da ancak siyasi temsiliyetleri gözardı edilmiş.

Kürtler Sünni bileşeni olarak kabul ediliyor ve sahip oldukları 25 bin oy Süni partilerin hesabına kaydediliyor. Ancak yine de Parlamento ya da kent meclislerinde temsilcileri bulunmuyor. Ayrıca Lübnan’ın mezhepsel sisteminde normal memur olarak da atanmıyorlar.

Lünnan Kürt Kurtuluş Partisi Dışilişkiler Sorumlusu İbrahim Ferho ise, “Lübnan’daki Kürtlerin durumu hiç içaçıcı değil. Kimsesiz bir halk. Herkes burada Yahudilere nasıl bakıyorsa öyle bakıyor. Biz mezheb değiliz, mezhep olarak Süni sayılıyoruz. Biz Kürt olarak temsil edilmiş olsaydık, iki vekil hakkımız vardı. Fakat Lübnan Anayasasında biz Lübnanlı Sünileriz. Kürt adına tek bir memur yok. Bir kişi var , Adnan Amirat diyorlar ona. Ama Amirat ailesi de bir kısmı Kürtlüğüne sahip çıkmıyor. Bir kısmı Kürt’üz diğer kısmı da değiliz diyor” şeklinde konuştu.

 

Lünnan Kürt Kurtuluş Partisi Dışilişkiler Sorumlusu İbrahim Ferho

Kürtlerin çoğunluğu Beyrut’taki Zuqaq Belat, Xendeq Xemiq, Kerntin û Bir Hesen mahalleleriyle birlikte 10’dan fazla mahallede yaşıyor. Lübnan’da İran Şiileri, Körfez ülkeleri Sünnileri, Batılı ülkeler de Hristiyanları destekliyor. En temel haklarından mahrum bırakılan tek halk Kürtler, Lübnan’ın tek sahipsiz ulusu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.