1. YAZARLAR

  2. Atilla YAYLA

  3. Liberalizme ve liberallere temelsiz eleştirilerin bumerang etkisi
Atilla YAYLA

Atilla YAYLA

yeniyüzyıl
Yazarın Tüm Yazıları >

Liberalizme ve liberallere temelsiz eleştirilerin bumerang etkisi

A+A-

Bu yazı Engin Ardıç, Ahmet Kekeç ve Yıldıray Oğur'a ithaf edilmiştir.

Liberal düşünce ve liberaller neredeyse Türkiye'nin şamar oğlanı hâline geldi. Bazen hep birlikte, bazen tek tek, sosyalistler, kemalistler, milliyetçiler, İslamcılar, muhafazakârlar devamlı liberal fikirleri ve liberalleri eleştiriyor, azarlıyor, paylıyor. Üstelik bunu çoğu zaman liberallikle pek ilişkisi olmayan kişiler, tavırlar ve fikirler üzerinden yapıyor.

Bütün bu kesimler arasında bana tavrı en tuhaf görünen dindar muhafazakârlar. Eleştirilerin içeriği ayrı bir konu. Her eleştirinin tek tek ele alınıp tahlil edilmesi lâzım. Ancak, muhafazakârların eleştirilerinin liberal olmadığı belli isimler üzerinden yapılmasının yanlış ve yetersiz tanınmasına sebep ve yayılmasına engel olmak suretiyle liberal düşünceye zarar vermekle kalmayıp, muhafazakârların kendilerine de zarar vermesi kuvvetle muhtemel. Yani hafife alınmaması gereken bir potansiyel bumerang etkisi söz konusu.

Liberal düşünce ve liberallik genelde, dünya ölçeğinde, itibarlı bir fikir, duruş ve tutum. Her şeyden önce liberal düşünce klasik insan haklarıyla kopartılamaz bir ilişkiye sahip. Nitekim, insan hakları ihlâlleriyle karşılaşan bireylerin ve grupların, özellikleri ne olursa olsun, ilk ve esas başvuru mercii, başlıca ahlâkî ve felsefî savunma silahı, liberal düşünce. Kavramın aktüel anlamları dahi liberal düşüncenin uygarlık, insan hakları ve barış açısından ehemmiyetini göstermeye yetiyor. Bir ülkede liberalleşme olması, genel olarak orada insan haklarının tanınması, yayılması ve gelişmesi manasına gelir. Siyasî liberalleşme devletin sivil topluma müdahalelerinin azalmakta, ekonomik liberalleşme devletin ekonomik hayattaki yerinin ve fonksiyonlarının daralmakta olduğunu gösterir. Bütün bunların bireysel özgürlüğü ve refahı önemseyen herkes için değerli olması gerekir. Ancak liberal özgürlük ortamında bireyler din, iş, felsefe vs. konusunda kendi tercihlerini hem yapıp hem de etkili şekilde takip edebilirler. Ancak liberal bir çerçeve toplumsal çoğulluğu korur, güçlendirir ve tüm toplum için bir zaaf olmaktan çıkartıp bir nimete dönüştürür.

Adına kısaca demokrasi dediğimiz şeyin tam ve doğru adı da liberal demokrasidir. Liberal olmayan, bazı yazarların illiberal dediği, yani bireysel hak ve özgürlükleri kişisel ve toplumsal tüm tezahürleriyle korumayı amaçlamayan ve buna uygun olarak yapılandırılmayan demokrasiden dikkatle kaçmak, kaçınmak gerekir. Liberal olmayan bir demokrasi devlet iktidarını sınırlandıramaz, insan haklarını koruyamaz. Demokrasi liberalizmden arındırılırsa ortaya totalitarizm çıkar. Talmon gibi yazarların 'totaliter demokrasi' kavramını kullanması boşuna ve anlamsız değildir. Demokrasinin yalnızca liberal türü değerli ve yararlıdır. 'Sosyal demokrasi' ve uluslararası literatürde mevcut olmayıp Türkiye'de kullanılan 'muhafazakâr demokrasi' demokrasinin değişik türlerini teşkil etmez, sadece liberal demokrasilerde yaşatılabilecek birer ideolojik pozisyonu isimlendirir. Dolayısıyla, bunlar liberal demokrasiye alternatif olarak görülemezler. Yalnızca ve ancak liberal bir çerçeve içinde var ve fonksiyonel olabilirler.

Liberalizmin demokraside böylesine belirleyici olması liberal demokrasilerde liberal değerlerin onları benimsemeyen toplum kesimlerine dayatılması sonucunu vermez mi? Hayır, vermez. Liberal değerler içeriği olan değerler değildir, bir çerçeve çizer ve çerçevenin içinin doldurulmasını bireysel tercihlere bırakırlar. Küçük bir örnek vereyim: Herkesin negatif bireysel özgürlüğe sahip olduğu bir sistemin kurulması herkese neye inanacağının, ne yapacağının, nasıl yaşayacağının söylenmesi anlamına gelmez; sadece, herkesin bu hakka eşit olarak sahip olmasını garanti eder. Özgürlüğün hangi inancı, hayat tarzını, mesleği takip etmek için kullanılacağı, yani hangi tercihlerin yapılacağı ve hayata aktarılacağı bireylere kalmıştır.

Mısır'daki darbeyi destekleyen toplumsal koalisyon içinde liberallerin de yer aldığının uluslararası arenada sıklıkla söylenmesinin sebebi durumun gerçekten böyle olmasından çok liberalizmin itibarından yararlanma arzusudur. Mısır'daki darbeciler ve dünyadaki destekçileri seçimle gelen siyasî iktidara karşı zor kullanılmasının liberal hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla meşrulaştırılabileceğini düşünüyor. Bu yüzden dünyayı namevcut liberallerin de darbeyi desteklediğine inandırmaya çalışıyor. Bunu seküler, Batıcılaşmış kesimleri liberal olarak etiketlemek suretiyle yapıyor. Türkiye'nin bazı muhafazakâr aydınları da, toptancı bir yaklaşımla, üstelik liberal de olmayanlara liberal etiketini ısrarla -hatta inatla- yapıştırarak, liberal düşünceyi ve liberalleri, haksız şekilde, darbe taraftarı, demokratik meşruiyet karşıtı, dayatmacı olarak resmediyor. Böylece, muazzam bir birikime ve itibarlı bir geçmişe sahip liberalizmi darbe severlerin, toplum mühendisliği sevdalılarının, jakobenlerin elinde tepe tepe kullanılabilecek bir silâh hâline getirme çabalarına omuz veriyor. Darbecileri zayıflatayım derken mutlaka dönüp kendilerini de vuracak bir bumerang fırlatıyor. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.