1. YAZARLAR

  2. Ahmet TAŞGETİREN

  3. Lekelenmeme hakkı önemseniyorsa...
Ahmet TAŞGETİREN

Ahmet TAŞGETİREN

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Lekelenmeme hakkı önemseniyorsa...

A+A-

 

Cumartesi günü. Bir düğün. Onu gördüm. Düğün davetlisi diye düşündüm. Doğu'da bir ilimizin üniversitesinde öğretim üyesi idi. Yanına vardım. “Hoş geldiniz” dedim. Hoş beşten sonra son KHK ile üniversiteden ihraç edildiğini söyledi. Zinhar, zinhar, zinhar alakası yoktu FETÖ ile. Hakkında soruşturma açıldığında bir çok kanaldan o yapı ile hiçbir ilgisinin olmadığı her yere bildirilmişti. Ama işte KHK ile ihraç gelmişti. Bir el onu ihraç listesine sokmuştu.

 

Lekelenmeme hakkı!

Son KHK ile o da gelmişti. Bir ihbarla insanlar “Şüpheli” hale gelmeyecek, dahası yanmayacaktı.

Ama işte bir profesör daha yanmıştı!

Şimdi, biliyorum ki, bir tanesinden bahsetsem, patlayacak, dosya dolacak önüm. Yazınca da yukarda rahatsızlık oluşuyor.

Ama adam tutuklanmış, 13 aydır tutuklu. Önüme gelen dosyaya bakıyorum, yok be kardeşim, bu dosya ile adam mahkum edilmez. Aylarca tutukluluğu devam ediyorsa, ve siz son KHK ile devletin yeterli hakim ve savcısı bulunmadığı gerekçesiyle ve bir ihtimal suçlu ise cezasını tutuklulukta çeksin gibi bir mantıkla  tutukluluk süresini 7 yıla çıkarıyorsanız “lekelenmeme hakkı” boşta kalmıyor mu?

Bir Allah'ın kulu, mesela 15 Temmuz'da Şırnak Tümen Komutanı olan Tümgeneral Abdullah Baysar'ın dosyasına baksın. Adam o gece darbe girişimine karşı vali ile, emniyetle birlikte mücadele etmiş, bütün bilgiler, şahitlikler bu yönde... ama kendisinin haberi olmadan darbeciler tarafından sıkıyönetim komutanı olması öngörülmüş... Tutuklusun, tutuklusun, tutuklusun... 13 aydır.

Biliyorum ki, bir çok davanın kaynağı “ihbarlar.”  Ah bu ihbar belası! Bir kısmı, etkin pişmanlık numarası.  Adam kendisini kurtarmak için beş isim vermiş. O yırtmış, beş ismin kapısına sabah polis dayanmış. Gelsin tutuklama.

Görüyorum, devlet şu anda “FETÖ ile mücadelenin yargı ayağı”nı başarı ile yapmakla, mağduriyetlere yol açmamak arasında bir yerde sıkışmış bulunuyor. Sıkışma bir yandan sırf adalet hassasiyetinin sonucu, diğer yandan mağduriyetlerin yol açacağı siyasi sonuçları dikkate almanın.

Suçluluğu ayan - beyan olan birisine karşı tavır almak kolay. Ama iş sadece darbe süreci ile sınırlı olmayıp, bir yanı “Cemaat” olan bir toplumsal vakıa ile bağlantılı olunca ve o yapının her ailede uzantısı bulununca,  mağduriyet dalga dalga toplumu sarsıyor.

“Adalet”i şiar olarak benimseyen bir siyasi yapı, adalet noktasından sorguya çekiliyor.

Daha ötesi, bu siyasi kadro, “Vicdan” gibi, “Zulme kapı aralamamak” gibi “Ahiret sorumluluğu” gibi bir değerler dünyası içinden geliyor.

Bir yerde de attığınız her yanlış adım, verilen her yanlış karar, kendi tabanınızı tırpanlıyor.yazının devamını oku

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.