1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Lanetleşme
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Lanetleşme

A+A-

Zina suçunu tespit etmek zor, neredeyse imkânsız olduğundan, bu suçu iffetli bir kadına iftira ile isnad edenler cezalandırılır.

“Kendi eşlerine (zina suçu) atan ve kendileri dışında şahitleri bulunmayanlar, onların da her birinin şahitliği, Allah adına dört (kere yemin) ile kendisinin hiç şüphesiz doğru söylediğine şahitlik etmektir. Beşinci (yemini) ise, eğer yalan söylüyorsa, Allah’ın lânetinin muhakkak kendi üzerinde olması(nı kabul etmesi)dir. Onun (kadının) da dört kere Allah adına (yeminle) onun (kocasının) hiç şüphesiz yalan söylediğine şahitlik etmesi kendisinden cezayı kaldırır.  Beşinci (yemini) ise, eğer o (kocası) doğru söylüyorsa, Allah’ın gazabının muhakkak kendi üzerinde olması(nı kabul etmesi)dir.” (24/Nur, 6-9.)

“Kazf” ayeti (24/4), zina suçunun sabit olabilmesi için dört şahit şartı koyar. Fiilin tespiti hayli müşkildir. Ayetin nüzulüne sebep teşkil eden olaylardan ve Hz. Peygamber’in hayretamiz sorulara -hatta bir tür itirazlara- verdiği cevaplardan anlıyoruz ki, dört kişinin bir kadınla bir erkeği tam cinsel birleşme esnasında -kılıcın kınına girmesi gibi- görmeleri fiilen mümkün değildir. Ensar’dan Sa’d bin Ubade “Ey Allah’ın elçisi, karımla bir erkeği birlikte yakaladığımda dört şahit bulacağım diye (o pozisyonda) bırakır mıyım? Vallahi o anda kafasını koparırım.” deyince Efendimiz (sas) şöyle buyurur: “Sa’d’ın kıskançlığı ve namus düşkünlüğü sizi şaşırtmasın, ben ondan daha kıskancım. Allah da benden kıskanç.” (Buhari, Nikâh, 107; Hudud, 40). Kıskançlık duyguları kabartır, ama “hüküm böyle!” Çünkü masum bir kadının zarar görmesinin önlenmesi ve ailenin korunması mücerred kıskançlık duygularından  daha önemlidir. Yüce Allah, masum kadının ve ailenin haklarını korumada daha “kıskanç”tır.

Kazf, iffetli bir insana zina iftirasında bulunmaktır. Hz. Peygamber (sas) “iffetli kadına zina suçu atmanın yedi büyük günahtan biri olduğunu” söylemiştir (Buhari, Vesaya, 23). Karısının zina ettiğine ilişkin dört şahit getirmeyen kocaya şu yaptırımlar uygulanır: a) 80 sopa vurulur. b) Şahitliği iptal edilir. c) Fasık olarak anılır ki, bu sabıkalı olarak kayda geçmesinin ifadesidir.

Zina fiilini ispat mümkün olmadığına göre, bu durumda kocanın karısını şikâyet etmekten başka seçeneği kalmaz. İddiasını kanıtlamak için “Allah adına dört (kere yemin)” eder. Yemininde doğru söylediğini dile getirir. Beşinci yeminde de, yalan söylüyorsa Allah’ın lanetine müstahak olacağını kabul eder. Tabii ki suçu kabul etmeyen kadın da kendini savunacaktır. Onun da kendini yemin yoluyla savunması şöyledir: “Onun (kadının) da dört kere Allah adına (yemin ederek)” kocasının yalan söylediğini belirtir; “beşinci yemini, eğer kocası doğru söylüyor ise, Allah’ın gazabının muhakkak kendi üzerinde olmasını kabul eder.” Yemin cezayı kaldırır.

Karşılıklı suçlamaların yemin yoluyla ispatına lanetleşme (lian veya mülaane) denir. Lanetleşme mahkemede ve dinleyicilerin huzurunda olur. Hakim bu durumda karı-kocanın boşanmasına karar verir.

Bu şunu gösterir: Erkeğin karısını zina ile suçlaması kadının herhangi bir yaptırıma maruz kalmasının yeterli sebebi değildir. Suçlama ile yerleşik töre ve âdetlerde gözlendiği üzere kadın öldürülmez. Bu şekilde evlilik birliğinin sona ermesi, aslında aralarında şüphe girmiş çiftlerin artık beraber olamayacakları ve daha büyük yıkımların önüne geçilmesi için başvurulan son çaredir.

Tefsirciler zina iftirasının (kazf) iki şekilde olabileceğini söyler: Biri açıkça suçlama veya şikâyet yoluyla suç isnat etme; diğeri dolaylı söz ve kapalı ifadeler kullanma yolu. Mesela iffetli bir kadına “fahişe, orospu, kendini satmış, kahpe vb.” sözlerle hitap etmek gibi. Bu hitaplar veya suçlamalar, o kadına zina suçu isnat etmenin başka yoludur. Suçlayan, gösterilen yollarla davasını ispatlamadığı sürece kazf cezasına çarptırılır. Bunun yanında zan ve şüphe üzerine iffetli kadın ve kızlara iftiralar atmak, onlarla ilgili aslı astarı olmayan şayialar yaymak da aynı şekilde suçtur.

Mülaane sadece evli çiftler arasında mı olur? Hukuken ispatı mümkün olmayan her ihtilafta lanetleşme, başvurulacak bir yoldur. Efendimiz, Necran Hıristiyanlarıyla bir başka konuda bu yola başvurmuştur (Mübahale; 3/Âl-i İmran, 61). Bugün Müslümanlar buna riayet edecek olsaydı her Allah’ın günü namus cinayetleri işlenmez; 17 Aralık’tan beri yüz binlerce insan töhmet altında tutulmaz, Kur’anî bir çözüm “beddua” diye bir seçim aracı kullanılmazdı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.