1. HABERLER

  2. ARŞİVİMİZ

  3. 'Laikos Kemalikoslar duymasın'
'Laikos Kemalikoslar duymasın'

'Laikos Kemalikoslar duymasın'

A+A-

Abant Plantformu'nun ikinci oturumunda söz alan Abdülmelik Fırat, yaşadıklarını anlatırken yüzyıllar öncesine uzandı. Müzakereler kısmında söz alan Abdülmelik Fırat şunları söyledi:

Ben yorgun savaşçıyım. Daha genç arkadaşlarımız var. Onların görüşleri çok daha önemli. Ben 9. kuşaktan bu yana zulüm gören bir neslin temsilcisiyim. Bismillah ile söze başlıyorum. Umarım beni Laikos, Kemalikoslar gibi görmezsiniz.

Biz çok işkence zulüm görmüş bir toplumuz. Bunlar toplumumuzu zor durumlarda bıraktı. Siz Türk halkı olarak kurtulamazsınız. İmparatorluğun bakiyesi olan Cumhuriyet, kendi halkına vermediği sürece Kürtlere hiç veremezler. Demokrasi getirdikten sonra bizi yanınıza çağırırsanız biz geliriz.

Türkler , devletin verdiği kararları çok uyarlar. Kürtler bunu yapmazlar.

Türkler, iki toplumun birarada yaşamanın sembolü gibi görünen Said Nusi'nin kemiklerine tahammül edemediler. Bir iddiaya göre, kemiklerini Karadeniz'e attılar.

Apoletlilerin bana hep söylediği bir söz var: Sen bu kadar işkence gördün, bir gün bile Türkler'e düşmanlık beslemedin.

Türkiye’de bazı yasalar, Anayasa ve yasalardan çıksa, özellikle de

Benim hakkımda savcıların açtığı dava sayısı 100’ü geçti. 15 gün önce Diyarbakır Mahkemesi bana ceza verdi. Nereden ceza veriyorlar biliyor musunuz. Melik Fırat, basın toplantısında söyledimiz sözlerden dolayı ceza veriyorlar. “Kürdistan’ın merkezi Kürdistan’da bu olayları protesto ediyoruz” demiştik.

Türk aydınları Türkiye’de demokratik haklarını ortaya çıkarmazlarla, demokrasiyi getiremezlerse Kürtler’e hiçbir şey veremezler.

Benim 7. dedem IV. Murat tarafından katledilmiş. Benim ailem üç kez sürgüne tabi tutulmuş. 1925, 1935 ve 1960’ta. Bizim gayrımenkullerimizi devlet aldı ve bir daha vermediler. Kanunlara ters davranarak yaptılar bunu.
Prof. Sinanoğlu bana anlattı. Ben problemleri koşarken çözerim. Bu İngilizler gelmiş, kendilerine bir silah atılmadan gitmişler.

İngilizlerle bir protokol yaptılar. İkinci sınıf İttihatçılara bu ülkeyi teslim ettiler. Bu protokol, İngiliz Sarayı’nda bulunuyor.
Siz değerli aydınlar. Sizler de devletin gözünde, bizden birazcık üsttesiniz.
Cesaretinizi kaybetmeyin. Bir an kaybederseniz, bir yıl geri gidersiniz.

Muhammed AKAR:
Elimizde Kürt sorununun çözümüne ilişkin sihirli bir formül yok. Türkiye farklılıkları yok sayan milliyetçilikten hızla uzaklaşmalı. Kürtler de terörün dışında olduğunu net bir şekilde ortaya koymalı. Şanlıurfa’da yapılan bir toplantıda Türkiye’de iki millet vardır dedikleri için cezalandırıldılar.


Mehmet METİNER:
Bazı kelime ve kavramların önümüzü kesmesine izin vermemeliyiz. Çözüm gerçekten aranıyorsa, diline çok azami hassasiyet göstermeliyiz. Barıştan söz ediyorsak orta yerde bir
Biz dağdakileri gözardı ederek çözüm üretemeyiz. Ama biz PKK'ya endeksli bir yöntem de uygulayamayız.

Kuzey Iraklı gazeteci:
Bu çatı altında toplananlar Kürt ve Türk olsun farketmiyor. Hepsinin ortak sorunu Kürt sorunu. Milliyetinizi çoğunuzu bilmiyorum. Ortak dil oluşturmuşsunuz. Bunun farkında değilsiniz. Burada aktif siyasetçilerin bulunmamasını yadırgıyorum.

Iraklı Kürtler’in özgürlükçü mücadelesie baktığınızda, 80 yılı aşan bir mücadele var. Kürt cephesi de Türk cephesi de ikiye bölünmüş. Bu sorunu çözmeden önce iki tarafın da ortak çözüm formülü geliştirmeli. Maalesef iki tarafta da ortak çözüm formülü yok.

AKP içinde 50’den fazla Kürt kökenli milletvekili var. Dünyada hiç bir parlamentoda AKP içindeki kadar Kürkt kökenli milletvekili yok. Ama bunların hiçbirinden çözüm paketi yok.

Türk devleti, sadece keni develetinde yaşayanları değil, diğer yerlerdeki Kürtleri de Kabul etmiyor.


Haşim HAŞİMİ:
Dağ sorununu ne yapacağız. PKK bu sorunu yaratmadı. Ortaya çıkan sorun PKK’yı yarattı.
Ayhan AKTAR:
Los Angeles’ta Türkçe’nin de aralarında bulunduğu 32 dilde ehliyet sınavına girebilirsiniz. Diyarbakır’da bir belediye başkanı Kürtçe broşür bastırdı diye makamından uçurdular.

 

Bejan BATUR
Ben Irak’a gittiğimde en çok ilgimi çeken şey dil çeşitliliği oldu. Kürtler Türkmence, Türkler Kürtçe ya da Arapça biliyordu.
Iraklı arkadaşın tespiti önemli, ortak bir dil geliştirilmiş durumda. Biz Kürtler Türkçe biliyoruz ancak, Türkler “Nasılsın” demeyi bile bilmez. Mankumların aileleriyle Kürtçe konuşması bile yasaklanmış durumda.

Din konusu sorunun çözümünde sihirli bir anahtar gibi gösterildi. Din aradan yüzyıllar geçse bile kendini yenileyebilir. Ama dil öyle değil. Bir kez kaybettiğinizde bird aha kazanamıyorsunuz.

Biraz daha sabredilirse Kürt sorunu diye bir sorun bile kalmayabilir.

İhsan DAĞI:
Kürt sorunu acil bir sorun. Biz Kürt sorunu adını koyarak kaç yıldan bu yana tartışabiliyoruz. Bir başbakanın çıkıp "Kürt realitesini tanıdık" dediği tarih 1992. Buna rağmen hala bütün açıklığıyla tartışamıyoruz. Tartıymak için bütün seçenekleri ortaya koymamız gerek. Biz bu işlere çok yeni başladık.

Bu devleti kurarken bir kenara ittiğimiz kesim 80 yıl sonra çıktı ve "biz varız" diyerek ortaya çıktı. Bu travmaları nasıl yaşadığımızı yeniden hatırlamamız gerek.

80 yıl devlet kardeşliğini ortaya çıkardık. Şimdi bunun yerine din kardeşliği ile bu sorunu çözeceğimizi sanıyoruz. Bu sorunu buradan hareketle çözemeyiz.

Farklılıkları görmek, belirlemek onların üzerinden hareket etmemiz gerek.

 Av. Rojbin Tuğan Kalkan
”2005’te AB’den bir heyet Hakkari’ye geldiğinde benden köylere götürmemi istemişlerdi. Köye gittiğimizde gördüklerimiz karşısında ben Hakkarili olmama rağmen, hepimiz donduk. Yabancılar, “Halen böyle bir yer var mı” diye şoke oldular. Muhtarın karısı bizi eve almak istemedi. Çünkü sefaletten içeri almaya utanıyordu. Herkesin sorduğu bir soru vardı. “Siz Türkiye’ye AB’ye almak istiyor musunuz?”  Muhtar, “Belki o zaman Kürt olmanın utancından ve acısından kurtulabiliriz” dedi.

Beynim ilkokula gittiğimizde parçalandı. Biz başarılı olmak için kişiliğimizi yok etmek zorunda bırakıldık.

Kürtler’e her şey lütuf gibi veriliyor. Hiçbir şey lütuf gibi verilmemeli. Kürtler var ve orta yerde.

Kürtler gittikçe Türkiye’den uzaklaşıyorlar. Kürtleri hep bombanın içine atıyorlar. Kürtler bu ülkede yaşamak için direniyorlar ama her defasında hayal kırıklığına uğruyorlar. Başbakan Diyarbakır’a geldiğinde insanlar tarafından kucaklandı. Ama arkası gelmedi.

Artık Kürtler’in sabrı kalmadı. Acı çok derin. Her cenaze bizim bir arada bulunmamıza bir dinamit niteliğinde. Kürtler bu ülkeye ait olduklarını hissetmek istiyorlar.”

Haber 7

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.