1. YAZARLAR

  2. Ali Bulaç

  3. Laiklik ve demokrasi
Ali Bulaç

Ali Bulaç

Yazarın Tüm Yazıları >

Laiklik ve demokrasi

A+A-
En kısa ifadesiyle Batı tarihinde toplumsal gelişmenin takip ettiği seyre baktığımızda laikliğin teokrasiye, demokrasinin mutlakiyetçi yönetimlere karşı gelişip kurumsallaştığını söyleyebiliriz.

Teokrasi, 476'da Batı Roma'nın yıkılışından sonra Kilise'nin (papa ve nizami din adamları sınıfı) "dünyevi iktidar (devlet)" üzerindeki üstünlük ve hakimiyet kurma iddiasına dayanırdı. Başlangıçta, Kilise'nin hakimiyetine ve din adamları sınıfının imtiyaz iddialarına karşı çıkanlar kralların mutlakiyetçi idarelerini savundular, böylelikle güçlü monarşiler kurulmuş oldu. Çok sonraları siyaset sahnesine çıkacak olan demokrasiler, yönetimin mutlakiyetçi idarelerden kurtarılıp cumhuriyetlere veya demokratik rejimlere geçilmesini sağladılar.

Bu, laiklik ve demokrasi çerçevesinde süren tartışmalarda tekrarlanan bir yanlışın tashihine işaret etmektedir. Lakiçilerin iddiasına göre, laiklik olmadan demokrasi olmaz, demokrasi feda edilebilir, ama laiklik feda edilemez. Zira laiklik yoksa demokrasi de yoktur, ama demokrasi yoksa laiklik vardır.

Tek başına laikliğin temel hak ve özgürlüklerin ya da hukuk devletinin teminatı olmadığını anlamak için, faşist, komünist rejimler ile Ortadoğu'daki Baasçı partilerin dikta örneklerine bakmak yeterli. Fakat tarihsel olarak demokrasilerin çok sonraları devreye girmesi bize şunu göstermektedir: Demokrasilerin Batı ülkelerinde itibarlı rejimler olmadan çok daha önceleri zaten mutlakiyetçi idareler, Kilise karşısında güçlendirilmiş monarşiler, teokrasiyi söz sahibi olmaktan çıkarmışlardı. Demek oluyor ki, demokrasiler, birinci derecede teokrasiye ve dine karşı değil, otokrat rejimlere, otoriter cumhuriyetlere, tek-parti yönetimlerine ve mutlakiyetçi idarelere karşı geliştiler. Eğer demokrasilerin birinci derecedeki hasımları teokrasi veya dinî değerlere dayalı siyaset olsaydı, din ve vicdan özgürlüğünü, Kilise'ye bağlı eğitim ve öğretim hakkını, Kilise'nin kendini görünür kılma talebini ve en önemlisi Hıristiyan demokrat veya sosyal demokrat partilere izin vermezlerdi.

Türkiye'de "laiklik" zemininde sürdürülen gerilim çoğu zaman dış dünyaya, özellikle Batı'ya yanlış bir çerçevede sunuluyor. Laikliği içeride bir "siyaset aracı" şeklinde kullananlar, dinlerini ciddiye alıp dinî vecibelerini yerine getirmek isteyen geniş toplumsal kesimleri "laik rejim için tehdit" olarak gösteriyorlar. Türkiye'nin iç yapısını iyi bilmeyen yabancılar da, bu basit propagandaya kanıp, dindar insanların başkalarının hayat haklarına saygılı olmadıklarını, ülkeyi "Avrupa ortaçağına götürmek için sinsi faaliyetlerde bulunduklarını" zannediyorlar. Hatta buradan hareketle dinin bizzat kendisinin bir tehlike ve geri kalma sebebi olduğunu telkin ediyorlar. Bunun aslı astarının olmadığını belirtmek lazım.

Oysa gerçek şu ki, dinini ciddiye alan insanlar, kendi inançlarından herhangi bir taviz verme veya kendilerini gizleme lüzumunu hissetmeden, herkes için din ve vicdan özgürlüğünün korunması, dini bir kurum veya dini bir sınıfın devlet üzerinde imtiyaz talebinde bulunmaması ve herhangi bir din grubunun diğer din müntesiplerini kendisi gibi inanmaya ve yaşamaya mecbur bırakmasının önüne geçilmesi açısından laiklikle kavga halinde değiller, bugüne kadar olmamışlar, bundan sonra da olmayacaklar.

İslam tarihi, her dönemde gayrimüslimlerin din ve vicdan özgürlüklerinin korunduğunu göstermektedir. Bugün de İslam dünyasının her yerinde gayrimüslimler özgür insanlar olarak yaşıyorlar, eğer onlara dönük bir baskı varsa -mesela Türkiye'de Ruhban Okulu'nun açılmaması gibi, cemaat vakıfları üzerindeki kısıtlamalar gibi- bu baskı dindarlardan değil, doğrudan laik kesimlerden gelmektedir. Laikliğin din-dışı pozitivist ve materyalist bir dünya öngörmesi, din kaynaklı olan her şeyin mutlak kötülük ve zarar ilan edilmesi manasındaki anlayış ise felsefi bir görüştür ve bu da en az bir dinin hayatı diğer dinlere zehir etmesi gibi, bütün dinlere, ama özellikle Türkiye'de Müslümanlara hayatı zehir etmektedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.