1. YAZARLAR

  2. Kurtuluş TAYİZ

  3. Kuzeyde Kürt güneyde Türk
Kurtuluş TAYİZ

Kurtuluş TAYİZ

Akşam Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kuzeyde Kürt güneyde Türk

A+A-

Bu kez Kürtler değil, Kuzey Iraklı Türkmenler ‘anayasal vatandaşlık’ istiyor. Türkiye’deki Kürtlerin “anayasal güvence”, “anayasal statü”, “asli unsur olma”, “anadilde eğitim” gibi taleplerindeki ısrarını, burada, Irak Kürdistan’ında daha iyi anlama imkânı buldum. Ekonomi ve Sosyal Araştırma Derneği’nin (Ekopolitik) düzenlediği “İkinci Irak Çalıştayı”nı izlemek için Erbil’e geldim. Ekopolitik’i Türkiye’de sanırım artık duymayan kalmadı. Genç ve dinamik bir ekipleri var. 2009’dan sonra “Türkiye’nin Büyük Çatısı: Mezkûr Meçhul Mesele” başlığı altında, birçok şehirde farklı etnik kimlik ve siyasi görüşleri biraraya getirip onlarca toplantı yaptılar. Kürt sorununu hem farklı kesimlerin bakış açılarından görmeye hem de bütün Türkiye’ye göstermeye çalışıyorlar. Farklı uçları buluşturmayı başarabilen Ekopolitik, bu kez de Irak Kürdistanı’ndaki farklı toplumsal kesimleri Erbil’in Shaqlawa kasabasında topladı. Bu çalıştayın hazırlığı için Ekopolitik Direktörü Murat Sofuoğlu, Mustafa Kuşçu ve Ekopolitik Genel Koordinatörü Tarık Çelenk aylar öncesinden Erbil, Duhok, Süleymaniye ve Kerkük’te dinî, siyasi ve toplumsal liderlerle 30’dan fazla görüşme gerçekleştirdi. Çalıştayın gündemi ise Türkiye ve Irak Kürdistanı ilişkileri ile Kürdistan bölgesindeki etnik, kültürel ve siyasi görüş ayrılıklarından kaynaklanan sorunlardı.

Kürt sorununu çözmeden ilişki yürümez

Toplantının katılımcıları arasında ‘azınlık’ muamelesi görmekten şikâyet eden Erbil ve Kerkük’ten gelen Türkmen temsilciler, Asuriler, Yezidiler, yönetime muhalif Goran hareketi ve Arap temsilciler, Komünist Parti, Emekçiler Partisi ve Sosyal Demokratlar gibi ayrı siyasi guruplar ile bölgenin etkili aşiret reisleri vardı. Türkiye ile Irak Kürdistanı arasındaki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin değerlendirildiği bölümde söz alan katılımcıların neredeyse hepsi ilişkilerin mevcut halinden daha ileri taşınması arzusunu dile getirdiler. Herkes bu konuda çok samimiydi. Ancak istisnasız bütün konuşmacılar, Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözmeden, ilişkilerin daha fazla ilerlemesini olanaklı görmüyor. Türkiye Kürtlerinden farklı olarak buradaki Kürtlerde AKP düşmanlığı yok. En milliyetçi, bağımsızlıkçı Kürt konuşmacı bile “AKP’den önce” ve “AKP’den sonra” ayrımı yaparak Türkiye’deki Kürt sorununu değerlendirme gereği duydu. AKP’nin Kürt sorununda adım atma isteğinde olduğunu fakat “generallerden” kaynaklı sorunları yeni yeni aşmaya başladığını belirtiyorlar. Seçimden sonra yapılacak yeni anayasa için de ümitliler. Ama Öcalan ve PKK faktörünün göz ardı edilemeyeceğine özellikle dikkat çektiler. Türkiye’deki Kürt sorunu için dile getirdikleri çözüm önerileri de gayet çarpıcıydı. Konuşmacılar, Türklerle Kürtlerin birlikte, eşit ve özgür bir şekilde yaşamasını tavsiye ettiler. Toplantıya buradaki Kürtlerin, kendi içlerindeki farklılıklardan kaynaklanan sorunları da ciddi biçimde yansıdı. Türkmen temsilciler hem merkezi Irak hükümetinden hem de Kürdistan yönetiminden dışlandıklarını ve azınlık muamelesi gördüklerini sıkça dile getirdiler. Araplar ile Kürtlere göre nüfuslarının daha az olmasını dezavantaj olarak görüyorlar. Bunun için olsa gerek etnik temelli çözüm yerine hem Irak Anayasası’nda hem de Kürdistan bölgesinin anayasasında “anayasal vatandaş” olarak yer almak istiyorlar. Türkmen temsilciler, merkezi Irak yönetimine katılamadıkları gibi Kürt yönetiminin de kendilerine sadece bir bakanlık verdiğini ancak bu jestlerin kendilerini Kürtlerle eşit kılmaya yetmediğini savunuyorlar.

Herkeste ‘etnik yorgunluk’ var

Bu konuda toplantıda geçen en ilginç sözlerden biri de “statümüz nedir, ne olacak” oldu. Kürt konuşmacılardan bazıları ise Türkmen temsilcilere Kerkük konusunda birlikte hareket etmeyi önerdi: “Eğer Kerkük konusunda Araplar ve Türklerle ortak davranmak yerine bizimle hareket ederseniz, siz de burada kendinizi yönetecek statüye kavuşursunuz.” Kürdistan Parlamentosu’nun onayladığı ancak Irak Yüksek Seçim Kurulu’nun referanduma sunulmasına karşı çıkarak yasallaşmasını engellediği anayasa taslağında Türkmenlere de atıf yapılmış. Fakat Türkmen temsilciler, “anayasal statü” olmadan kendilerini güvende hissetmediklerini belirtiyor. Konuşmacıların çoğunda “etnik yorgunluk” gözledim. Hayatın, insanlar arasındaki ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilerin belirgin etnik kutuplara göre düzenlenmesi, buradaki insanları olduğundan fazla uğraştırıyor. Bu yüzden bir konuşmacı “öyle bir anayasa yapalım ki herhangi bir etnik gruba göndermede bulunmasın” diye önerdi. Bir konuşmacı da kötü bir Kürt yönetici ile kötü bir Türk yönetici arasında hiçbir fark olmadığını, önemli olanının “insanca” yönetilmek olduğuna dikkat çekti. Ekopolitik tarafından organize edilen ve iki gün süren bu toplantı farklı kesimleri birbirlerine biraz daha yakınlaştırdı. Kimse önyargılarından başka bir şey de kaybetmedi. Bu tür toplantılar sürdükçe ayrı kimlikler ayrışmanın değil, daha çok biraraya gelmenin, kaynaşmanın vesilesi olacaktır.

15 bin Asyalı, Kürtler için çalışıyor

Erbil, Güney Asyalı göçmen işçilerin de tercih ettiği merkezlerden biri. Nepal, Filipinler, Endonezya ve Sri Lankalı 15 bin göçmen işçi, burada, Irak Kürdistanı’nda ucuz işgücü olarak çalışıyor. Modern köle tüccarlarını andıran şirketler aracılığıyla gelen bu işçiler; temizlik, garsonluk, sekreterlik gibi akla gelebilecek bütün hizmet alanlarında çalışıyorlar. İşçilerin payına ayda 200 dolar düşüyor. İki yıldan sonra şirketleri onları ‘azad’ edebiliyor. Hızla Kürtçe öğrenen göçmen işçiler, çalışkanlıklarıyla ün yapmış. Evlerde de yardımcı olarak kadın göçmenler tercih ediliyorlar. Burayı tercih etmelerinin en önemli nedeni, kolayca oturma ve çalışma izni almaları.

*Taraf/30.05.2011

Önceki ve Sonraki Yazılar