1. YAZARLAR

  2. Sedat Doğan

  3. Kutsallara Saygısızlık Edenler Ateşle Oynuyorlar
Sedat Doğan

Sedat Doğan

Hekib - Heybe
Yazarın Tüm Yazıları >

Kutsallara Saygısızlık Edenler Ateşle Oynuyorlar

A+A-

İnsanoğlu bilim, felsefe, teknoloji ve iletişimde son nokta bir ultra gelişme sağlasa dahi genel insanlık ailesi ve bireyler kutsal kavramlardan kolay kolay kopamayacaktır.

Bilim ve felsefe, içinde bulunduğumuz evren ve kozmozun bütün sırlarını hemen şimdi çözüp insanların bilinmezliklere ve öte dünyalara olan inanma ihtiyaçlarını ortadan kaldıramayacağına göre insanlar dine, kutsallara ve  bazı değerlere inanmaya devam edecektir.

Çünkü bir kutsala, bir değere inanmak insanın fıtratından, doğasından gelen bir ihtiyaçtır. Kutsallara inanmada dörtdörtlük bir akılcılık ve realizm aramanın bizatihi kendisi kocaman bir akılsızlıktır. Zira inanışın bütünü akılla izah edilemez.

Onun için akıl sahiplerine düşen inançları, zaten sınırlı olan akıl çerçevesi ile realize etmeye uğraşmak değil onları topluma zarar vermeyecek şekilde normalize edip tahammül edilebilir hale getirmektir. Zira 7 milyarlık insanlık ailesi içinde öyle inanışlar var ki akıl bunu duyduğunda hemen keçileri kaçıracaktır. Bunun başka türlü bir izahı yoktur.

Bu nedenle Müslüman olmayan bazı insanların, özellikle bazı batılı aklı evvellerin akılcılık ve realizm adına kutsal değerlere karşı süregelen saldırgan eylemlerinin akıl ve mantıkla izah edilebilinecek bir yanları yoktur. Bu saldırıları ne hikmetse daha çok Müslümanların kutsallarına karşı gerçekleşiyor. Bu saldırılar Müslüman dünyayı kontrolü zor tahriklere sürüklüyor. Bütünüyle akıl ve itidalden uzak bu saldırgan davranış bütün dünyanın huzur ve selameti açısından önü alınamaz bir kaos içeriyor. İnsanlığı Tehlikeli ve yanlış bir gidişata sürüklüyor.

Birtakım arızi, ibahi görüşlerin esaretindeki bu aktörler, sözüm ona demokrasi ve bireysel özgürlükler adına Müslümanların temel değerlerine ve kutsallarına karşı mütemadiyen haksız saldırılar yapıyor ve onların değerlerini rencide eden bir saygısızlık sergiliyorlar. Kutsallarını karikatürize ediyorlar.

Son yıllarda ise  özellikle Hz. Peygambere karşı  terbiye,saygı ve düşünce özgürlüğünün sınırlarını yıkan bazı karikatür ve yazılar bunun en tipik örnekleridir..Bu son film olayı da bütünüyle provakatiftir.Azbuçuk bir dini ve tarihi bilgiden nasiplenmiş herkes bilir ki Hz. Muhammed her zaman barış yanlısı ve birlikte yaşamdan yana bir anlayışın savunucusu olmuştur.

Kurân olarak kendisine gelen ilahi mesaj ile, insanlığa gerçek insanlığını bir kez daha hatırlatan öğretisi ile daha peygamber olmadan önce örnek temiz kişiliği ve yaşamıyla kazanmış olduğu”Emin(Güvenilen)”sıfatıyla ve peygamber olduktan sonra da “Muhammeddüsselam”(selamın yani barış ve esenliğin Muhammedi),Kurânın deyimiyle “en güzel ahlakın örneği” sıfatlarına haiz bir peygamber insanlığa asla,”Kan, kin, kaos, savaş ve terör” servis eden bir kişilik olamaz.Bu nedenle Hz. Peygamber için dile getirilmiş bu iddia, hem dini bilgiler hem de tarihi verilerin ortaya koyduğu bir gerçeklikten uzak, yersiz ve uydurma bir iddiadır.

Hz. Peygamberin bizim gibi aciz ve günahkârların savunmasına bile ihtiyacı yoktur. Zira Kurân gibi ilahi bir mesaj, örnek yaşamı ve tarafsız tarihi bilgiler onu aydınlık bir gün gibi ortaya koyuyor. Bakmasını ve görmesini bilenlere esenlik dolu bir bahar güneşi gibi sunuyor.

Yine de bir şüphesi olanları, bu iftira ve ithamları yapanları gerçeği görmeleri ve hakikati öğrenmeleri için öncellikle objektif ve tarafsız okumalara davet ediyoruz.

Mukayeseli bir şekilde dini ve tarihi bilgilerini yeniden bir gözden geçirsinler. Hem kendi tarihlerini hem de İslam tarihini ve bütün peygamberlerin yaşamlarını tarafsız gözlemcilerin gözünden okusunlar. Ardından islamın kaynaklarını ve kendi kaynaklarını karşılaştırsınlar eminiz ki hakikatin ne olduğunu öğrenecekler. Ve tarihe mal olmuş böylesi kutsal kişilikler hakkında bu kadar ucuz yargılarda bulunmaktan kaçınacaklar. Eğer ilmin. Bilginin erdemi, ahlakı ve namusundan az bucuk nasiplenmişlerse bundan kaçınacaklar. Yok, böyle bir nasipleri olmamışsa onlar zaten her şeyi yapmaya müsaitler.

İslam tarihinden günümüze değin baktığımızda İslam dünyasında dini ve tarihi kişiliklere, özellikle kutsallığı bilinen kişilere karşı böylesi saldırıların hemen hiç olmadığını görürüz. Mesela bir Hz. İsa, Musa ve diğer peygamberlere karşı hiçbir saldırı yok. Çünkü İslam öğretisi bütün peygamberleri birbirlerinin akrabaları veya varisleri olarak görüyor.

Ayrıca tarihte yaşanan onca kanlı savaşlara rağmen tarihi önemleri olan Hıristiyan ve Yahudi din adamları hakkında da fırtınalar koparan bir saldırıya rastlamıyoruz. Bunun sırrı islamın doğru temellere oturtulmuş bilgi kaynaklarında ve kendine olan özgüveninde saklıdır.

Bu tarz saldırıların sürekli Müslüman olmayan dünyadan, özellikle batı Hıristiyan veya Yahudi dünyasından geliyor olması onlar açısından düşündürücüdür. Göreceli bir barış anlayışına sahip bir dünyayı bizzat kendileri korkunç kaoslara sürüklüyor, vandal terör saldırılarına maruz bırakıyorlar. Dolayısıyla kendi yaşam alanlarını ve en çok üzerine titredikleri özgürlüklerini kendi elleriyle kısıyorlar. Onların kanaat önderleri ve bilim adamları bunun sebeplerini araştırmak durumundalar. Çünkü tahriklerle, yanlış bilgilerle zehirledikleri bir dünya en çok onlar için bir cehenneme dönüşüyor.

Hiç kuşkusuz bu provakatif girişimlerin Hıristiyan ve Yahudi dünyasının ve Müslüman olmayan dünyanın bütününü temsil etmediğine inanıyoruz. Bu girişimlerin bazı karanlık eller tarafından bazı kiralik beyinler seçilerek, problemleri fazla olan İslam dünyasının bu sıkıntılı imajı üzerinden kurdukları bir mizansen olduğuna inanıyoruz. Amaçları islam dünyasını “terörist ruhlu” gösterip bu dünya ile ilgili bazı kötü emellerini gerçekleştirmek olduğuna inanıyoruz.

Bunun önüne geçmek için özellikle batılı liderleri ve aklıselim sahibi otoritelerini,  dünya barışı ve selameti adına bu tarz provokasyonlara karşı duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bu çirkinliklere, gündemleşmeden müdahale etmeye çağırıyoruz. Bu karanlık ellerin oyunlarını bozmaya çağırıyoruz.

Zira 7 milyarlık bir nüfusu olan dünyada uyuşturucu madde ve alkol kullanımına bağlı suçlarda korkunç bir artış var. Ve tüm dünyada uyuşturucu ve alkol kullanma yaşı ilkokul çocuklarına kadar indi.

Ahlaki değerlerin erozyona uğradığı bir dünyada yılda kaç kişi gayri meşru ilişki sonucu bulaşılan AİDS ve diğer zührevi hastalıklardan öldüğü tam olarak tespit edilmiş değil.

Yılda kaç kişinin silah tüccarlarının çıkardıkları kaos ve terör v sonucu öldüklerinin hesabını yapan var mı bilemiyoruz.

Doymak bilmeyen azgın kapitalizmin doğurduğu çevre kirliliği sonucu yılda kaç kişi yaşamını yitiriyor onu da bilmiyoruz.

Her alanda yaşanan bunca gelişmeye rağmen yılda 10 milyon insan gelir adaletsizliğinin ve azgın sömürünün, ahlaksızlığın ürünü alan bir açlıktan ölüyor!

Eğer bu aktörler gerçekten de insanlığı bu kadar sevip kötülüklerden korumaya çalışıyorlarsa ilk önce bu konulara kafa yorsunlar. O zaman İslam dünyasının nefretini değil sevgisini kazanacaklarını bilmelerinde fayda var.

Özetle başkalarını ötekileştirip hakaret eden, onların değerlerine saldıran erdemden yoksun sallapati anlayışlar özgürlük adı altında savunulamaz.

Çünkü Kurândan neşet eden inancımız biz Müslümanları başkalarına, onların kutsallarına saygısızlık etmekten alıkoyuyor.

Onun için başkalarını da bu çerçevede kutsallara saygıya davet ediyoruz.Bütün inançlara, dinlere ve kutsal değerlere saygı gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. İnsanların birbirlerine karşı daha müsamahakâr olmalarını ve insanlığın ortak değerlerine daha saygılı olmalarını bekliyoruz.

Bizler barıştan yana Müslümanlar olarak kutsal değerleri küçük düşürücü, insanların inanç ve duygularını yaralayıcı eylemleri şiddetle kınıyoruz. Peygamberimize, dolayısıyla dinimize yönelik bu hazımsızlığı ve çirkin eylemi reddediyoruz.

Din, dil ve renkleri ne olursa olsun, kutsal değerleri kirli emellerine alet ederek insanlığı bir şiddet anaforuna sürükleyenleri,  dünya barışı ve insanlığın ortak geleceğini tehlikeye atan anlayışları nefretle kınıyoruz. Onları bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz.

İslam dünyasını ise kutsallarına sahip çıkarlarken Allahın sözü olan Kurânın ortaya koyduğu hukuka ve Hz. peygamberin insancıl öğretisine riayet etmeye çağırıyoruz. Kendilerine yapılan bir haksızlığı kınarlarken, Allahın ortaya koyduğu hukuku çiğnememeye. Başkalarının yaşam haklarına saygıya ve çevrelerini tahrip etmemeye davet ediyoruz.

Bizler,eğer gerçekten de mutlak adalet sahibi bir Allaha inanıyorsak hakkı çiğnediğimizde Allah’a  karşı hesap vermek durumunda kalacağımızı unutmamalıyız..Onun için öfkemizi kontrol altına alarak tepkilerimizi Allahın koyduğu sınırlar çerçevesinde,bizden olmayan her masum yabancıya değil bu olayın asıl sorumlusuna karşı göstermeliyiz.Olayla alakaları olmayanların yaşamlarına kastetmek ,masum insanların ölümüne sebebiyet vermek,çevremizi tahrip etmek, bizi asıl büyük imtihanı kaybetme gerçeğiyle  karşı karşıya bırakacağını unutmamalıyız..

Bu nedenle biz barış ve esenlikten yana Müslümanlar olarak, herkesi bu tehlikeli yanlıştan dönmeye. Birbirlerinin kutsallarına, değerlerine, farklılıklarına karşı saygılı bir duyarlılığa ve özellikle birbirlerinin yaşam haklarına saygıya davet ediyoruz.

Yeryüzünde hak adalet ve hürriyetin barış ve esenlik içinde neşv ü nema bulması için bütün insanlığın Allahın rahmet ve merhamet şemsiyesi altında, Allahın bir hak olarak kendilerine vermiş olduğu yaşamlarını huzurlu bir şekilde sürdürebilmeleri için herkesi ortak çabaya davet ediyoruz. Dünyanın selameti için provakatif, ötekileştirici girişimlere karşı ortak bir duruş sergilemeye çağırıyoruz.

Rabbimiz fitnenin işlemediği; Adalet barış, şefkat, merhamet ve insanlığın hâkim olduğu bir yeryüzünde, çocuklarımızı gönül rahatlığıyla emanet edebileceğimiz bir dünyada ömrümüzü tamamlamayı nasib eylesin bizlere.

Açlık, yoksulluk, kan ve gözyaşının olmadığı bir dünya özlemiyle, aydınlık yarınlara umut güvercinlerini uçurma azmini büyütmeyi dua eyliyoruz. 

UFKUMUZ.COM

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.