1. YAZARLAR

  2. M. Şakirê Koçer

  3. KUTSAL SORUMLULUK
M. Şakirê Koçer

M. Şakirê Koçer

Yazarın Tüm Yazıları >

KUTSAL SORUMLULUK

A+A-

Adamın biri, bir gün doktora gidiyor. Doktor, adamı muayene odasına çağırıp muayene etmek ister, hasta adam doktora; ‘’--aslında ben doktora, moktora fazla inanmıyorum ama köylünün töhmetinden kurtulmak için ta buraya kadar geldim. ‘’der. Zeki doktor; bıyık altından gülerek şunu der: ‘’--aslında sen doktora gelmedin, sen veterinere geldin’’ der.

       Nasıl ki, veterinere getirilen hayvanların, veterineri bilip bilmemeleri, veterinerin onlara vereceği faydaya inanıp inanmamalarına bakılmaksızın tedavi ediliyorsa ve bunu, ibadi, imani ve vicdani bir görev olarak görüyorsa, bunun gibi, inanmamış, hidayet yoluna girmemiş, tamamen hastalanmış insanlara da böyle bir tutum içinde eğilmek, olmazsa olmaz görevlerin başında gelenidir.

         Zira hasta ruhlar, hasta davranışlar sadece olanları, yapanları değil, tüm insanlık ailesini olumsuz etkilemesi her an mümkün bir durumdur. Burada hiçbir aklıselim sahibi ‘’ beni ısırmayan yılan bin yıl yaşasın’’ deme lüksüne sahip değildir. İnsanlık ailesinde, hasta olmuş ruhları, kişilik ve davranışları tedavi etmek ve tehdit olmaktan kurtarmak bütün pedegok, ahlakiyon, eğitmen ve misyon adamlarının derdi ve düşüncesi olmalıdır. İnsani özellikleri gelişmiş, kendi üyeleri arasında denge sağlanmış, mutlu ve huzurlu bir ailenin ve toplumun meydana çıkması ancak böyle mümkündür.

         Zaten beşer olanı, insana dönüştürme ameliyesi de, bu sorumluluğu yerine getirmekten başka bir şey değildir. Tarih içinde ta başlangıçtan son peygamber Hz. Muhammed’e (s.) kadar, bu kutsal sorumluluğu peygamberler fazlasıyla yerine getirdiler. Çünkü Hadi ve Şafi olan yüce Allah böyle diledi. Beşeriyetin (yani hayvana yakın merhale) içinde insanın boy atması, insani özelliklerin gelişmesi, tevhid inancının, aklıselimin, vicdanın, ahlakın, adaletin, dayanışmanın ve yüksek meziyetlerin insanlık ailesi içinde tekâmül etmesi, peygamberlerin çabaları neticesinde oldu. Tarih içinde Allah’ı tenzih eden, peygamberlere tabii olan büyük şahsiyetler, keskin akıl ve güçlü yürek sahipleri, bu asil geleneği kesintisiz olarak günümüze kadar taşıdılar. Bizler de bu kutsal misyonu geleceğe taşımak görevi ile karşı karşıyayız. Hele hele imansızlığın, ahlaksızlığın ve zulmün tüm insanlık bünyesini derinden derine kemirdiği bir veba gibi, bir taun gibi yaygınlık kazandığı böyle bir zamanda, bu daha da aciliyet gerektirir.

        Evet, bundan sonra insanlığı tedavi etmek için peygamber gelmeyecek, ama peygamberce tedaviyi ve terbiyeyi insanlık için işlevsel kılacak ve öteye taşıyacak alimler, aydınlar, düşünürler, pedegoklar ve entellektuellerdir. Bu kutsal görevi, insanlar inanmasalar da, önemini kavramasalar da onların ruhsal, zihinsel ve ahlaksal tedavileri için, onlara isabetli bir kişilik ve kimlik kazandırmak için, onları cehaletten, gerilikten, karanlıktan kurtarmak için zorunlu bir görevdir.

         Bu her şeyden önce yüce Allah’ın bizlere yüklemiş olduğu bir ödevdir.. Her ne kadar insanı eğitmek, aydınlatmak ve yola koymak zor ve çileli olsa bile bu ameliye bir o kadar zorunlu ve değerlidir de. Böylelikle insanlık yüce Allah’ın, âlemler için takdir etmiş olduğu düzene intibak ettirilir. Bizler, bir Kürt atasözünde denildiği gibi ‘’ mî pîyê xwe, bizin pî yê xwe, herkes amelê xwe’’ demek lüksüne sahip değiliz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.