1. YAZARLAR

  2. Muhammed ZAHİR

  3. Kurtuluş Rehberi
Muhammed ZAHİR

Muhammed ZAHİR

Yazarın Tüm Yazıları >

Kurtuluş Rehberi

A+A-

Yaratılmışların en mükemmeli ve en şereflisi insandır. İnsanlığın da en şerefli zatı Habibullah Hz Muhammed (sav) dir. Muhammed’e verilen bu üstünlük ve şeref;hem zatından, hem Yüce Allah’ın ihtiyarından ve hem de getirmiş olduğu mesaj ve sahip olduğu misyondan kaynaklanıyor.

Muhammed; El-Emin lakabının mükemmel taşıyıcısı… Adaletin, huzurun , sükunetin ve güvenin hasıl olduğu merkez olan eminlik…

Muhammed; bu dünya hayatında insanı isyana götürebilecek her türlü acıyı, zorluğu, fakirliği, yetimliği, öksüzlüğü ve ihaneti yaşamış olmasına rağmen sabrı ve tevekkülü asla elden bırakmayan mükemmel insan…

Muhammed; insanı tuğyana, şımarıklığa götürebilecek gücü ve zenginliği  yakalamış biri olarak asla adaletten, tevazudan ve ihsanda bulunmaktan ödün vermeyen harika insan…

Muhammed; yaşamında ne pahasına olursa olsun mazlumdan yana tavır koyan, geçici dünya hayatının ve ihata ettiklerinin süslerine aldanmayan, onları hayatının eksenine koymayan feraset, şecaat, cesaret ve basiret timsali insan…

Muhammed; Hak için, Adalet için, zulmün ortadan kaldırılması için tereddütsüz bir şekilde hayatını ortaya koyabilen bir insan…

Muhammed; gücü eline geçirip kalabalıklara hükmetme karşılığında bile inancından en ufak bir taviz vermeyen mükemmel bir dava rehberi…

Muhammed; her türlü karalama, iftira ve yalnızlaştırma politikalarına karşı dimdik ayakta duran,umudunu asla kaybetmeyen, görevlendirildiği tebliğ görevini yerine getirmekten başka bir endişe taşımayan mükemmel önder…

Muhammed; meydanlardaki yığınların ve güçlü orduların cazibesine kapılmayan, Rabbi ile arasındaki bağı hiç koparmayan mükemmel lider…

Muhammed; insanları, renklerine ve dillerine bakmaksızın Allah’a kulluğa çağıran, indellahta üstünlüğün takvada olduğu prensibini sosyal hayatta en güzel şekliyle yaşatan eşsiz insan…

Muhammed; tek hedefi Rabbinin ona yüklemiş olduğu misyonu layıkıyla yerine getirme ve yegane gayesi, Rabbinin rızasına nail olma olan mükemmel elçi, dava rehberi…

…………………..

İşte böyle bir insan, insanlığı kıyamete dek adalete, doğruya, dürüstlüğe, güzelliğe, mutluluğa ve en önemlisi yaradanın rızasına götürecek olan bir mesajı tebliğ etme misyonu ile görevlendirilmiştir.  İnsanlığa en önemli mesajı, insanlığın en hayırlısı tarafından tebliğ etme misyonu… 

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav)’in getirmiş olduğu mesaj; zaman ve mekân sınırı tanımaksızın sınırsız bir ilme ve kudrete sahip yüce Allah’tandır. Bu mesajı tüm insanlığa tebliğ etme misyonuyla görevlendirilen Hz. Muhammed (sav) aynı zamanda mesajı kendi hayatına ilk pratize eden, yaşayan ve tefsir edendir de. Bu yüzden Yüce Halik’ın mesajını anlamak; Hz. Muhammedi iyice anlayıp algılamaktan geçer. Hz. Muhammed (sav) iyice anlaşılmadan Rabbimizin yaşamımıza tatbik etmek üzere göndermiş olduğu mesaj iyice anlaşılamaz. Böylelikle tüm insanlığın kurtuluş rehberi Hz. Muhammed (sav) dir. Bu anlamda Yüce Allah Kuran’ı Kerim’in Ali-İmran suresinin 31. ayetinde şöyle buyuruyor: “ (Resulüm!) Deki; eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah’ta sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”

Bu fermanı ilahiden de anlaşıldığı gibi Yüce Allah’ın sevgisinin celbi onun habibi Hz. Muhammed (sav)’e uymaktan geçer. Uymak tanımayı, anlamayı, sevmeyi, itaat etmeyi ve en önemlisi de iman etmeyi gerektirir. Aksi halde Rasulullah (sav) ‘ı hayatımızın merkezine oturtamaz ve dolayısıyla Yüce Allah’ın sevgisini de kazanamayız.

Ey Nebi! Yüce Allah senin için Kur’an-ı Kerim’de; ‘‘peygamber müminlere kendi canlarından daha yakındır…’’ diyor.(Ahzab 6) Neden? Çünkü; cana, can katan, anlam kazandıran, yaratıcısı ile arasında bağ olan bir mesajın taşıyıcısısın sen. Çünkü; mü’minler için hayatın rehberisin sen. Ve… çünkü; sana tabi olunduğu takdirde iki dünya saadetine  erdirecek olan kişisin sen. Acaba sana ümmet olma iddiasında olan bizler için de candan öte misin? Acaba Ebu Düccane gibi sana gelen oklara vücudumuzu siper edebiliyor muyuz? Acaba bir çağrınla Allah rızası için Ebubekir misali tüm malımızı feda edebildik mi? Acaba Ali misali ölüm pahasına senin yerine geçip yatağına yatabildik mi…? Yoksa bu kıssacık dünya hayatında seni üç kuruşluk dünya menfaatine mi sattık? Ya da ağzımızdan çıkanlar boğazımızdan aşağı inmedi mi? Yüreklerimizdeki putları yıkamadık mı? Eğer bütün bu soruların cevabı olumsuz ise ruzi mahşerde hangi yüzle bizi ümmetin olarak kabul et diyebileceğiz? Ey Rabbimiz! Bize; Hz. Muhammed (S.A.V.)’ e layıkıyla ümmet olabilecek ameller nasib eyle…

Ey Nebi! Sen ki; Rabbin daha bu dünyada iken Kıyamet gününü, hesap meydanını, Cennet ve Cehennemi sana gösterdi... Sen ki; ölümümden sonra bile bana gönderilen selamları alırım diyensin…Sen ki; o çetin hesap gününde herkes kendi derdine düşerken ümmetinin günahkar insanlarının affı için secdeye varıp dileğin yerine gelene kadar başını secdeden kaldırmayacak olan fahri kainatsın… Öncelikle seni en güzel selam olan Allah’ın selamıyla selamlıyoruz. İsimleri Müslüman, cisimleri başka olan ümmetinin  insanları olarak; günahlarımızın bedelini dünyanın dört bir yanında zulüm ve akan kanımızla ödemekteyiz.Bizim bu girdaptan sarih ve sahih bir islami anlayışla çıkmamız için Rabbine dua etmeni istiyoruz ey Rasul!...Tıpkı Bedirdeki o bir avuç Müslüman’ın kurtuluşu için yaptığın dua ve yakarış gibi…

Ey Nebi! Müşriklerin karalama, iftira ve engellemelerine karşılık bir umut olarak insanları Allah’a davet için gittiğin Taif’te kapılar yüzüne kapatıldı ve taşlandın ama hırsına kapılıp, bana bu yapılır mı deyip Rabbinin teklifine rağmen o insanların helakını istemedin. Umudunu hiçbir zaman kaybetmedin. Ya seni örnek alması gereken bizler…aynı dine mensup kardeşlerimizi bile bizim gibi düşünmüyorlar diye bir avuç suda boğmaya çalışmıyor muyuz? Kitleleri neredeyse meşruiyetin ölçüsü olarak görenlerimiz yok mu? Ama azınlık da olsa umudunu kaybetmeyenlerimiz de var ey Rehberimiz! Her çağda olduğu gibi bu çağda da senin yolunda yürümeye çalışanların başarısı için dua talebimiz var ey Önderimiz!

Yeryüzünü kıyamete dek nurlandıracak bir misyonla gelen Hz. Muhammed (sav)’ i doğumu vesilesiyle andığımız bu günlerde, yeryüzünün dört bir yanında sözde özgürlük ve demokrasi adı altında insanlığı zulmüyle inim inim inleten zalimlerin yıkılışının, feryat ve figanları arşa yükselen mazlum halkların kurtuluşunun, Hz. Muhammed (sav)’i ve getirmiş olduğu mesajı tanıyıp iman etmekten geçtiğini tüm dünyaya haykırıyor ve diyoruz ki “ La ilahe illallah Muhammed’ün Rasulullah’’ deyin özgürlüğe ve kurtuluşa erin.

Muhammed’i toplumların inşası dileğiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar